Gerçi konuyu daha öncede ele almıştım ama yeri gelince tekrar etmekte bir sakınca bulmadığımı belirterek söze başlamayı uygun buldum.
Dönemin ANAP Hükümeti Kabinesinde yer alan Lütfullah Kayalar, Yozgat'ın kalkınması, istihdama yönelik yatırımların yapılabilmesi noktasında mahiyetindeki bürokratlara ''Ne yapılabilir?'' sorusunu yöneltiyor. Uzun bir çalışma sonucunda, bürokratlar tarafından hazırlanan bir taslakta, sosyo ekonomik açıdan geri kalmış yörelerin desteklenmesine yönelik bir teşvik yasasının çıkartılması öngörülüyor. Kayalar, hazırlanan raporu inceliyor, incelettiriyor, sonrasında son şeklini verip, diğer bütün kriterlerde dahil edilerek, hazırlanan yasa tasarısını bakanlar kuruluna sunuyor. Bakanlar kurulunda incelenen taslak, fazla bir değişikliğe uğramadan yasalaştı ve 1998 yılında yürürlüğe konuldu. Bu taslağa göre Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki geri kalmış iller ile birlikte Yozgat'a da yatırım yapmak isteyenlere teşvik uygulanacak, vergi ve benzeri ödemelerden muaf tutulacak veya belirli oranlara çekilmesini sağlıyordu. O dönem buna, mevcut iktidarın geldiği siyasi oluşum içerisinde yeralanlar şiddetle karşı çıktılar, ''Yozgat'ın bu denli aşağılanmasının kabul edilir olmadığını!'' ileri sürdüler.
Ne var ki; sonraki dönemlerde yasanın kapsamı genişletilip, yasadan yararlandırılan il sayısı artırıldı, 49 ile kadar çıkartıldı. Kapsam dışı kalan iller isyan etti. Ama yasa bu 49 ilde uygulanmaya başlandı.
O dönemden bugüne kadar geçen süreçte birden fazla değişiklik yaşayan ''Teşvik Yasası'' ile ilgili süreç 31 Aralık 2012 tarihi itibariyle sona eriyor. Dün ''Yozgat'ın bu denli aşağılanmasının kabul edilir olmadığını!'' belirtip, ilk çıkan teşvik yasasına karşı çıkan zihniyet, şimdi Yozgat'ın mevcut devam eden göç oranının daha da artmasının önüne nasıl bir engel koyacaklar? gerçekten merak ediyorum.
İşsizliklikle birlikte kahvehane sayısı artacak, insanlar iş bulabilmek için büyük şehirlere göç edecek. Yozgat boşalacak. Belki de bugün 480 bin civarında olan il nüfusu 80 binlere kadar inecek, köyden farksız bir hale gelecek. Peki o zaman, bu durum ''Kabul edilebilir'' bir durum olarak mı algılanacak?..
Velhasılı Yozgat'ında aralarında bulunduğu ''Teşvik yasası'' ile ilgili süreç sonlandırıldığı andan itibaren, yaşanılacak olanların sorumluluğunu birilerinin şimdiden sırtına almak üzere hazırlığını yapması gerekir.
Bu sorumluluğu kim sırtlanır? Sorusuna yanıt vermeyi çok isterdim. Ama biliyorum ki; hiç kimse böyle bir sorumluluğun altına girmeyecek, yasanın iptali sonrasında bizlere hikaye anlatılmaya başlanılacaktır. Seçim davulu çalıncaya kadar da devam edecektir, bu durum...
Biz alıştık, çalınan davulun sesini uzaktan dinleyip, hoşumuza giden ritmi daha yakından dinleme arzumuz gerçeğe dönüştüğünde hayal kırıklığına uğramaya.