Milli Eğitim programını maarif siyasetimizin temel taşları c ehlin izalesidir. Bu izale gerçekleşmediği sürece her zaman yerimizde sayıyoruz demektir. Bir taraftan yurt genelinde cahilliği yok etmeye çalışmakla beraber diğer taraftan toplumsal yaşamda bizzat faal ve faydalı verimli elemanlar yetiştirmek lazımdır. Bu durum ise okullardaki etiğim ve öğretimin yüksek kalitesiyle olur.
Vatanın birlik ve beraberliğinin güçlenmesinde sadece söz düellosu kafi gelmiyor. Demokrat olmak, vatan sevgisinde ülküler arkasına sığınmak, din versiyonunun arkasında yer almak yeterli olmuyor. Önemli olan bu duygu ve düşüncelerin yaşamla örtüşmesidir. Böyle düşünülüp hayata serpiştirilmediği an hiçbir şey değilsiniz demektir.
Geçen hafta Sayın Valimiz Necati Şentürk okul müdürler toplantısında “okullarınızda çalışmayan, başarılı olamayan okul müdürlerini görevden alırım” ibaresiyle okul yöneticilerine çok önemli mesajlar verdi. Yüreklilikle bunu mutlak yapacağını vurguladı. Başka bir yöneticinin yapamadığını ve kendisine yakışanı yaptı sanırım. Böyle yüreklilikle ilimizi düşünüp değer veren samimi bir valiye ben bir eğitimci yazar olarak binlerce teşekkürler ediyorum.
Elbette suç sahipsizdir. İlimizin eğitim ve öğretim seviyesinin düşük olmasının nedenlerine baktığımız zaman top atımında üzerimize yok, Veli okula, okul ve öğretmen yönetime, yönetim Milli Eğitime, Milli Eğitim ise bunun tam tersine fırlatıp gidiyor. Olan ise toplum ve ilimiz yavrularına olutor. Dişinden tırnağından kısarak aslanın midesinden rızgı için parayı koparan yavrularına hizmet veren baba ve annelere oluyor. Zira hiçbir kimsenin evladı ucuz değildir. Bir ucuzluk varsa çalışmamak ve yerinde saymaktır.
Yurt geneli değerlendirilmesinde ilimizin istatistiklere göre gerilerde seyrettiğini gözlemekteyiz. Eskiye kıyasla bir toparlanma olsa dahi, bu ilerleme diğer iller düzeyinde düşünüldüğünde her türlü olanakları koparabileceğimiz konumdayız. Başkente yakın olmamız, bürokrat kesiminde önemli noktalarda ilimize sahip çıkanların çok olduğunu düşündüğümüzde çok bireylere ve başta da okul müdür ve yöneticilerine büyük görevler düştüğü kanaatindeyim.
İlimizin öğretim seviyesinin çok yüksek olduğu geçmiş yılda parmakla gösterilen ilimizde çok eskileri aynı kuşaklar anımsarız. O dönemlerin müdür ve idarecileri koltuk sevdalısı hiç değillerdi. En az öğretmenleri kadar bilgi dağarcığına sahip müdürler sınıflara ayrı ayrı girer, öğretmenin önce dersini dinler sonra müsaade alır, kendisi derse başlar ve seviyesi düşük öğrencileri tespit eder. Hangi ders ve konuda öğrencinin eksiği varsa onu notlarına alır öğretmeni ikazda bulunurdu. Sonra da müdür öğretmen veli görüşmesini sağlar, maddi ve manevi eksiklikleri giderir, başarısızlığı takip eder. Mutlaka o öğrenciyi kazanırdı. O zamanda sokak, ücra köşe ve bucakları ve kahvehaneleri baskın yapan müdür, batakta olan o öğrenci ve velilerini uyarır cezalandırır. Öğrenciye ağırlığını koyarak o korkuyu sağlardı. Nihayeti ise o öğrenciyi mutlaka bataktan çıkartırdı. Şimdi ise kahvehaneler ve internet kafeler öğrenci pislikleriyle dolu. Baliciler kol geziyor. Cadde ve sokaklardan geçilmiyor, sağlıklar bozuluyor. Toplumsal yapı çökertiliyor. Kimselerden ise ses çıkmıyor. Herkes görevini yaptığını sanıyor. Ama hiçbir görev yapılmıyor. Bir önlem alınmıyor. Ülke ve ilimiz acaba nerelere gidiyor. Böyle bir toplum geleceği yurdumuza neler kazandırır.
Bu konularda titizlik gösteren aldığı maaşın diyetini veren okul müdürlerimiz elbette var onların her zaman önlerinde eğiliriz. Ama sayın valimizin de çok güzel teşhis edip acı gerçekleri su üstüne çıkardığı gibi çalışmayan okul müdürü ve idarecilerde layık oldukları yerlerde seyretmelidirler. Bu durumların başka başka kurum ve kuruluşlarda da yapılması gereğine inanarak Sayın Valimize bu güzel uyarılarından dolayı gerçekçi yaklaşımlarını destekliyor, sonsuz teşekkürler ediyorum.