Yozgat’ta eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler, personel, idareciler ve öğrenciler dün itibariyle resmen tatile girdiler.
Ancak, tatil başlamadan bugün ve yarın iki ayrı sınavda çocuklar ter dökecek, çocuklarının başarılı olabilmesi için velileri dualar edecek.
Türkiye’de eğitim aslında bir maratondan ibaret hal aldı. Öyleki İlköğretime başladığınız günden itibaren iki yıl sonra yapılacak sınavlar için çocuklarınızı hazırlamaya çalışıyorsunuz. Daha sonra başlayan sınav maratonu aralıklarla devam ediyor.
Üniversiteyi bitiriyorsunuz, ama sınav maratonu yine bitmiyor. Bu kez de işe girebilmek için sınavdan sınava koşuyorsunuz. Bazen iş için girdikleri sınavlarda başarılı olmalarına karşın işe yerleştirilemeyenler, kendileriyle birlikte girdikleri sınavlarda başarılı olup, güvenlik mensubu olanlarla karşı karşıya geliyorlar.
Düşünsenize iki kardeşten birisi Polis Meslek Yüksek Okulu sınavlarına giriyor başarılı oluyor, diğeri girdiği işe giriş sınavında kazanmasına karşın bir işe yerleştirilemiyor. Belirli bir yaşa geliyor, halen işe yerleştirilememenin sıkıntısını yaşıyor, Ankara’da gidip eylemcilerin arasına karışıyor. Polislik sınavında başarılı olan jopu kaldırıyor, karşısında kardeşi.. İki kardeş biran göz göze geliyor, duraklıyor.. Sonrasını siz düşünün...
Olmaz mı böyle birşey!...
Neden olmasın...
Burası Türkiye, heran herşey olabilir. Olamayacaklar bile normal karşılanır, normaldir...
Tatille başladık, konu aldı başını gidiyor, başka yere.
Hani derler ya; ‘‘Bir dokun, bin ah işit’’ diye, benimkisi de öyle. Bir yerden başlıyorum, bilinç altımda birikenler depreşiyor. Frenler tutmuyor, alıp başını gidiyor, birileri ‘‘Dur’’ deyinceye kadar, laf bitmiyor...
Çünkü söylenecek o kadar çok şey var ki; hangi birisini yazacaksınız, hangi bir konuya bir seferde değinip, geçeceksiniz. Ayırt etmekte zorlanıyorsunuz. Bilinç altınızı gerekli gereksiz ne varsa bir çok şey ile dolduruyorsunuz...
Deşarj olacaksınız...
Tıpkı bilgisayarların harddisk nasıl ki fazla kullanılmaktan doluyor veya şişiyor. Bizlerin kafaları da öyle doluyor, şişiyor...
Bir şekilde boşaltmak durumundayız ama nasıl?...
Patron izin vermiş olsa da farketmiyor. Siz kendinizi ‘‘Sorumluluk’’ denilen bir meçhule bağlayıp, temelde başka konulardan kaynaklanan ‘‘Tatil’’ düşüncenizi erteliyorsunuz.
Geçenlerde bir dost sordu, ‘‘Bu yaz nereye tatile gideceksin?’’ diye, hemen yanıt verdim, ‘‘Önce Bodrum’a ardından da Çeşme’ye!’’ diyerek... Güldü, gevrek gevrek, ‘‘Tabi’’ dedi, ‘‘Para çok, emekli oldun, ikramiye aldın’’ diye devam etti. Uzatmasına izin vermedim, ‘‘Yok’’ dedim, ‘‘Benim gittiğim bodrum da, çeşme de bedava, gel seni de götüreyim!’’ yanıtını verdim...
Okullar dün tatil oldu, öğrenciler karne aldı. Kimileri gerçekten, kimileri de benim gibi Bodruma, Çeşme’ye gideceklerler...
İyi tatiller...