GAZETEMİZİN manşetini dün 'Yatırım yapan kazanır!' başlığı süsledi. Yozgat'ta yatırım yapmak isteyen yatırımcıların işini kolaylaştırmaya yönelik yapılan benzer çalışmar, daha önceden de yapıldı. Bundan sonraki süreçlerde de yapılmaya devam edecek. Dün, bugün yapılan yarın yapılacak olan benzer analizlerin değişmeyen maddesini 'tarıma dayalı sanayi yatırımları' oluşturuyor.Daha doğrusu, 'Yozgat'ta tarım ve hayvancılık sektörüne dayalı yatırım yapılması' durumunda, yatırımcının hammadde sıkıntısı çekmeyeceği, kar edeceğinin altı çiziliyor, çizilmeye de devam ediyor. Diğer bir madde ise 'tekstil' alanında, yapılacak yatırımlar 'karlı' nitelendiriliyor...
Tezatlık değil mi?...
Yozgat'ta tarım ve hayvancılık sektörü ile tekstil alanında yapılacak yatırımların 'karlı' olabileceği, hammadde, istihdam sorununun olmayacağının altı çiziliyor. Yozgat'ta bu sektörlere dayalı çalışan 'Et ve Süt Entegre Tesisi' olan, daha önce Pınar şimdilerde ise Et ve Süt Kurumu ukdesindeki işletme, yeterli hayvan potansiyelinin bulunmadığından, süt bölümünün dün düşük kapasite ile çalıştığı, bugün ise hiç açılamadığı belirtiliyor. Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte bazı ilçelerde bulunan tekstil fabrikalarının temsilcileri, istihdam edebilecek kalifiye eleman bulumamaktan yakınıyor. İş ve İşçi Bulma Kurumu bültenlerinde, tekstil sektörünün en önemli elemanlarından olan 'ütücü-makinacı' bulunamıyor. İşte o zaman ortada bir terslik olduğu düşüncesi, söylemle icratın örtüşmediği kaygısı içimizi kemirip, duruyor. Zira, uygulamada atılan adımların doğru olmaması, ortaya bu sonucu çıkartıyor...
Yapılanlar yeterli mi?...
Yozgat'ta tarım ve hayvancılık sektörünün geliştirilmesi, önerilen yatırımların ihtiyaç duyduğu kalifiye eleman taleplerinin karşılanması amacıyla birden fazla adımlar, uygulamalar devreye sokuluyor. Tarım ve hayvancılık sektöründe, atılan adımlardan, 'doğru-yanlış' terazi kefelerini daha önce dillendirmiştim. Yeri geldiğinde yine gündeme taşıyabilirim ama istihdam konusunda atılan adım yeterli olmadığı bir gerçek.
Talep edilen 'kalfiye eleman' ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik başta Halk Eğitim Merkezi olmak üzere bazı kurumlar tarafından kurslar açılıyor. Ancak, kurslara olan ilgi çok az. Olma ihtimali de zayıf. Zira, bugün 'işsiz' olarak adlandırılanların önemli bölümü, aslında bir şekilde çalışıyor. İş talebinde bulunanlar, zorunlu olarak buldukları günübirlik işlerde çalışarak, 'en azından harçlığımı çıkartıyorum' mantığı ile hareket ediyor. Açılan kurslara gidebilmesi için mevcut işinden ayrılması gerekiyor. Ayrıldığı zaman, kurs sonunda işsiz kalma ihtimali bulunduğundan, kurslara olan talep beklenenin altında kalmaktadır. İş garantili kurslar açıldığında bu ilgi daha da artacaktır. Ama asıl olan İlköğretimden başlanılarak, 'çırak' konumunda işe başlanılmasıdır...