Susurluk’ta olan kaza televizyon kanallarının tamamını meşgul ederken, insanlar kazada ölenlerin devlet lehine mi, aleyhinemi, legalmi, illegalmi tartışmalarını yapıyordu. Ölenleri kendine yakın hisseden ve uğraştıkları güçleri de cezalandırmak için heyecanla hayali görev bekleyen tiplerden biride bizim köylü Osman’dı.
Osman çocuk yaştayken, bir husumet sonucu babası vurularak öldürülmüştü. Bu yüzdenmidir bilinmez Tüfeklerle, silahlarla uğraşmayı çok severdi. Nerde bir silah cinsi var hepsini de bilirdi. Avcılığı çok sever, vururmuydu bilmiyoruz ama o bölgenin ekosistemine uygun olmayan canlıları dahi vurduğunu, hiç boş gelmediğini, hiç boşa atmadığını ve isabet yüzdesinin yüzde yüz olduğunu söylerdi. Biz onu yanında kobay köpekleriyle evine boş giderken görünce “köyün çıkışından geri döndüm”, “çakmağını unuttum”, “sigaramı unuttum” falan gibi geçiştirmelerle evine girer bir daha çıkmazdı. 
Osman beni çok sever, Lifat yiğenim dayın kole olsun diyerek lafa başlardı. Atmada böylemi olur, onun yalanları Harry Potter filmlerini aratmazdı. örneğin 500 kişilik Osman’a karşıt bir siyasi grup sinama çıkışı Osman’ı çevirmiş, mükemmel hareketlerle üstlerinde zıplayarak kurtulmuş, siyah bir nokta kadar gözükecek derecede yüksekte uçan kuşu mavzerle bir atmada vurarak düşürmüş, itin üstüne binerek barajı karşıdan karşıya geçmiş, Maliye Bakanı Zekeriya TEMİZEL’le tarlalarında içki içmiş, yarış atıyla İran’a gidip gelmiş… falan filan..
Oldukça gönlü bol, kimseye bir zararı olmayan, hoş sohbet ve iyi bir adamdır Osman. Sofrasını dostlarıyla paylaşmak gerçekten ona mutluluk verir.  Pınarın orda sohbet ederken bizi kahvaltıya çağırdı. Yemek yedik. Çay içiyorduk. Osman yalan nüansına başladı. Ateşli ve kendinden emin bir şekilde anlatmaya başlamıştı.
-Daağalmi lan….  Diye bağırıyordu yanımızda oturan annesine.. Heee lafı biraz gecikince şiddetle bağırarak;
-Dağalmi lan bilmem ne etitiğimin gızı diyordu.  Tabiî ki homurdanarak heee diyordu annesi.  Naçarda yalancı şahitlik yapıyordu. 
-Geçen gün gece saat 2,5-3 sıraları. İt bi ürüyo, bi ürüyo… Vallahi bağlı olduğu dirağ yıhacak nerdeyse.. Çatal gapı bi çalınıyo üstümde atlet, boğrümde Barebelli, gafamda gumando beresi gapıya vardım.
- Kim o?
- Aç oğlum Osman bizik didi..
- Sen kimsin yav.. didim
- Oğlum Osman yavşahlık etme açsana lan puşt dedi.
Ulan bahdım bizim Apdılla..
- Apdılla senmisin la dedim.
- Aç oğlum vallaha gapıyı gırdıracağan bana hıyarağası.. dedi
Hemen gapıyı açtım ki Mersedes yılbırt, yılbırt yanıyo. Üsüyün Gocadağ, Gonca Kuriş, Abdılla Çatlı, Sedat Edip Bıcah, Aleddin Çahıcı alayıcığda var. Sarım gurüm olduk. En son Kuzey Irak’ta bir çatışmada gorüşdüydük, ondan beri ayrıydıh.
-Hayırdır oğlum bu saatte bi durum mu var… dedim.
Bırah oğlum durumunu Hacca Bibiye de, hele bi çay goysun dedi.
Anamı galdırdım, ana öbür oğlun geldi gah.. dedim. Hemen anladı Abdıllamı geldi… dedi. Gahdı ahşamdan hamır eşgilemiş, eyi bi çörek etti, bi çay godu, yidik. İt mersedesi cırnahlamasın diyi zencirini çıhardıp moturun pulluğuna bağladım. Hnele bi annadın bahıyım oğlum durum ne, derdiniz ne, Tansu Çiller bacım görev mi verdi gine.. dedim.
Abdılla ağzındağa pahlayı çıhardı. 
-Osman oğlum… Kenya’dan g…….. getireciğik, Başbakan yalınız getmeyin koyden Osman’ı da alın didi… dedi. 
-İyi, arhadaş tamam da bizim ekinler ekilecek, gübre atılacak her bir derdim bi yanda ben norüyüm şimdi ta Kenya da…
-Oğlum Osman i….. etme. bırak ekini saçını, bu vatan meselesi oğlum, sen olmadan bu iş olmaz dediler..
O arada benim avrat herif heç bi yere gidemen, anan hasta, uşahlar ekini biçemez, arh ayıtlanacah, bohluh çığnenecek, ahır kermelenecek, damlar ahıyo çorah getirilip loğlanacah gidemen… dedi.  Bende bu zamana gadar heç avradı dinlemezdim ilk defa zopa çekmeden hahlı görüp dinledim, iyiki de dinlemişim, yoksa o Susurluk’ta ölenlerin biridi benidim aminim… 
Gülmeden, rol gereği hüzün yüklü ve muzır bir hayranlıkla ağzımız açık, Osmanı dinliyorduk. İnandırdığındcan o kadar emin anlatıyordu ki, hayal aleminin kahramanı, ortamın en babayiğit aslanıydı o. Anlatırken kendini konunun akışına kaptırıp yakamızı topluyor, itekliyor, sıkıyor sürekli faul yapıyordu.  Osman’dı bunun burası…  Ha birde diyordu ki, Aleddin de (Çakıcı) çok iyi bi oğlanmış. Hacca bibi çörek güzel olmuş eline goluna sağlıh, biz nerde yiyeciğik böyle çokeliği, çörağ diyodu…  dedi. 
Oğlunu homurdanarak dinleyen Hacca Bibi bize bakarken mahcubiyet hissediyordu ama, Osman’ı susturmaya bir ordunun dahi gücü yetmezdi. Osman anlattıklarına annesini baskın ifadelerle kızarak sürekli şahit gösteriyordu. 
-Le dağalmi lan….
- Cehennemin dibi... ne biyim ben..
-Lan geçmişini ….. garısı le dağalmi?
-He lan hee.. Ne biyim içte, ötöon bi ganı herif geldi…