E anasına bak kızını al demişler ya. Annesiyle aynı ortamı paylaşırken düşüncelerinden de kapmış demek ki.Bizim boşanmamıza sebep olanda onun bu şekilde aşırı kapalı olması ve bana sürekli;    
    - Ne olur bey az kazan ama helalinden kazan. Ben senden hiçbir şey istemiyorum sadece Yaradanına yönelen iyi bir kul ol yeter .
    Diye ısrar etmesidir zaten. Ah kızım az çekmedim annenden. Eve gelen misafirlere içki ikram etmez
    - Haram olanı ben içmediğim gibi içene de ikram edemem derdi. Benim aldığım içkileri de lavaboya döktüğünü gördüğüm zaman da yerdi dayağı ama hala akıllanmazdı.Keçi gibi inat vardı kızım senin annende.O kahrolası inadı yüzünden ne kadar sıkıntı çekti.Ne olurdu sanki arkadaş toplantılarında,düğünlerde,özel günlerde şöyle başını açarak süslenseydi Alev gibi.Evde namazını kılsın ne istiyorsa yapsın ona karışıyor muydum sanki? Ama inat işte sırf beni rezil etmek için kocaman eşarp takardı başına. Her defasında da ağzından kan gelene kadar dayak yerdi de yinede uslanmaz,yapacağını yapardı.Ne vardı sanki bu kadar abartacak.Burası Arabistan değil.Annenin istediği şeylerin zamanı geçeli çok oldu.Peygamber asırlar öncesinde yaşamış ölünce de bitmiş her şey.Zaman sana uymuyorsa sen zamana uyacaksın yoksa gerici diye adın çıkar vallahi. .
    Sümeyye donuk bir şekilde dinliyordu konuşulanları. Annesinin babasından hiç söz etmemesinin sebebini şimdi daha iyi anlıyordu. Gerçi oda hatırlıyordu bu anlatılanları.Ama babasının pişman olduğunu düşünerek kendilerinden özür dileyeceğini zannederken o daha hiddetli bir şekilde çıkmıştı karşısına.Biraz sitem biraz da kırgınlıkla atıldı söze.
    - Ben buraya annemi attırmanı dinlemek için gelmedim. Annem Allah için yaşayan eli öpülecek bir kadın.Senin o kadar yaşattıklarına rağmen senden bahsedildiğinde sadece;
    - Allah onu affetsin
    Diye dua edebilecek kadar büyük bir yüreğe sahip.Her şeyden öte o beni büyüten zor şartlarda okutan ve bu yaşa getiren insan Bunları duyacağıma hiç gelmeseydim daha iyi olacakmış.Ben haftaya evleniyorum.Belki son kez babalık yaparsın ve düğünüme gelirsin diye davetiye getirmiştim sana.İstedim ki, ben büyürken yanımda olmayan babam düğünümde yanımda olsun.İstedim ki,en ihtiyaç duyduğum anlarda varlığını hissedemediğim babamın düğünümde varlığını hissedebileyim.İstedim ki,bana son kez babalık görevini yerine getir.İstedim ki,baba olduğunu ilk ve son kez hisset.Ama yanılmışım.
    Gözleri buğulanmış ama güçlü olmak, güçlü gözükmek istercesine davetiyeyi masanın üzerine bırakarak koşar adımlarla çıkmaya çalışırken babası daha da sinirli bir şekilde bağırmaya başladı;
    - Anladım neden geldiğini. Evleniyorsun ve paraya ihtiyacın var.Babamdan ne koparabilirsem kardır diyerek geldin yanıma. Bu el öpmeler, masum edalar da sırf bu yüzden değil mi?Bunca yıl neredeydin? Aklın başına yenimi geldi? Şimdi mi bir baban olduğunu hatırladın? Annen git babandan biraz para dilen dedi değil mi? Yok öyle yağma. Bir kuruş bile vermem.
    Sümeyye donakalmıştı. Kendi babası,c anı, kanı nasıl olurdu da bu şekilde düşünür,onu para koparmaya gelen maddiyatçı biri diye itham ederdi? Başı çatlayacakmış gibi ağrımaya başlamış, bu rezil ortamdan bir an önce çıkmak istiyordu ama babasına son bir kez daha dönüp,kendinden emin bir şekilde,babasının gözlerinin içine bakarak karşılık verdi;
    - Benim amacım senden para istemek olsa bile bu nasıl bir babalıktır ki benimde hakkım olan bu evde hakaretler ediyorsun. Allah şahidim olsun ki buraya gelirken bunu asla düşünmedim.Aklıma bile gelmedi.Benim amacım sadece yıllar önce bana vermen gerekirken vermediğin sevgini gösterebilmen için sana şans tanımaktı. Ama hata yapmışım.Hem de çok büyük bir hata.Allah seni ıslah etsin baba.Allah sana doğru yolu göstersin.Umarım öz kızından bile fazla değer verdiğin paranla mutlu olursun.Umarım bana bugün söylediklerinden dolayı pişman olmazsın.
    Daha fazla konuşamadı Sümeyye. Heyecan ve neşe içerisinde girdiği kapıdan müthiş bir hayal kırıklığıyla çıkıyordu şimdi. Oysa nasıl hayaller kurarak gelmişti buraya.Babasının ona hasretle sarılacağını,uzun uzun dertleşeceklerini hatta babasının pişman olduğunu , gözyaşları içinde ondan özür dileyeceğini hayal etmişti yol boyu.Hiçbir şey tahmin ettiği gibi olmamıştı.Kalbi kırık vaziyette dönüyordu onu sevgisiyle saran annesinin kucağına.Eve gittiğinde annesinin nasırlı ellerinden öpecekti defalarca.    
                    DEVAMI YARIN