BEDELLİ Askerlik konusu her seçim döneminde gündeme pişirilip, pişirilip getiriliyor. Silah altına alınacak bedellilerin sayısı bir hayli fazla. Üstelik seçmen konumunda. Hal böyle olunca köklü bir çözüm getirmek yerine dönüp, dolaşıp aynı yönde çalışmalar yapmaya devam ediliyor. Umarım, bu kez askerlik konusuna köklü ve sürekli bir çözüm getirilir, insanlar mağdur edilmez.
Bizim Mustafa Teker'de askerlik konusunda kararsız. Okul durumundan dolayı sıkıntı yaşıyor. Yaşı ilerliyor. Mustafa konumunda çok genç var. Daha doğrusu 'Askerlik Vatan borcudur. Vatan borcu da namus borcudur.' O halde her Türk genci askere gitmelidir, eğitim görmelidir, tezkeresini eline alıp, dönmelidir. Eskiler anlatırlar, ben yaşamadım. Özellikle köy yerinde askere gitmeyene kız vermezlermiş. Bizden daha yaşlı olanlar 'doğrudur' diyor.
Askere gittik. Yaşantımız, planlarımız, hedeflerimiz kesintiye uğradı. Asker dönüşü mevcut işimizde devam edip edememe sorunu vardı. Askerlik nedeniyle planlamalarımı, hedeflerimi ertelemek durumda kaldım. Dönüşte yakalaşım olduğum bu fırsatları kaçırdım. Sonuçta biraz da şansımın yardımıyla mesleki faaliyetlerime devam ettim. Sonunda da rahata erebildim...
Benim konumumda kişi sayısının fazla olduğunu söyleyemem. O nedenle, 'bedelli askerlik' konusunu sıcak baklamka birlikte, sadece parası olanların bu haktan yararlandırılıp, parası olmayanlara 'zorunlusun' demek de pek doğru bir yaklaşım gelmiyor. Bana kalırsa, 'vatan borcu namus borcu' diyerek, herkesin, zenginin, fakirin ayırt edilmeden vatani göreviyle ilgili sorumluluğu yerine getirmesi gerekir. Adil olarak ama nasıl? İşte asıl sorun da buradan başlıyor. Bu sorun bir türlü aşılamıyor...
Bedelli askerlik konusunda hem çalışan hem de eğitim görenler sıkıntılı. İşi gücü olmayanlar, 'biran önce askerliği de aradan çıkartıp, işime gücüme bakayım' diye düşünüp, bunun gereğini yerine getiriyor. O halde sıkıntı çalışan, önüne bir fırsat çıkan, eğitim dönemini tamamlayıp, tam da iş hayatına atılacağı sırada 'hadi süren doldu' denilmesi bu kişilerde sorun oluyor, sorun yaratıyor...
Bu konumda olanların durumları dikkate alınarak düzenleme yapılabilir. Örneğin, iş hayatı devam eden kişi, askerlik görevini bedelli yapmak üzere, çalıştığı işyerinden geriye dönük bodrolarıyla ilgili makama başvurabilir. Bu kişinin durumu incelenip, almış olduğu maaş emsalleriyle karşılaştırıldığında az ise, emsallerinin aldığı maaşa tamamlanmak sureti ile askerlik süresi boyunca maaşının yarısı bedel olarak tahsil edilebilir. Her çalışanın en az bir aylık izin süresi vardır. Bu yıllık izin de kullandırılmak suretiyle bir aylık eğitime tabi tutulabilir. Böylece, çalışan kişi işinden olmaz, 'askere gidip, döndüğümde ne yapacağım?' sorusunun cevabını aramaz. Devlete istihdam konusunda yük olmaz. Diğer taraftan eğitim görenler için de mezuniyet sonrasında en fazla iki yıl süre tanınır. İş bulamadığı takdirde bedelini ödeyip, bir aylık eğitimden geçirilir. Veya, iş bulduysa aldığı ücretin, kazancın belirli miktarını aylık olarak ilgili kuruma ödeyebilir.
Benimkisi bir formül. Değerlendirilebilir. Enine boyuna tartışılıp, farklı bir konuma otutturulur. Ama bu iş her seçim döneminin gündemi olmaz...
DÜNDEN BUGÜNE BUGÜNDEN YARINA
-Yozgat'ın ilk Türk Sanat Müziği Korusu
YOZGAT İl Kültür Müdürlüğü bünyesinde 2000 yılında kurulan Türk Halk Müziği Korosu’ndan bir yıl sonra da Türk Sanat Müziği Korusu kurulmak üzere kurs açıldı. Müzik öğretmeni Serdar Koldemir tarafından verilen TSM kursuna 35 kursiyer devam ediyor. Nota, usul, makam, bona, solfej, repertuar kursları sonunda oluşturulacak TSM Korosu konserlere başlayacak.
