Yozgat'ta yapılması planlanan 475 yatak kapasiteli Araştırma ve Uygulama Bölge Hastanesi'nin yapımı kelimenin tam anlamı ile ''Yılan Hikayesine'' döndü.
Temeli atıldı...
Atılacak...
Atılamaz...
Atılmayacak...
Yeri uygun değil...
Yargı Kararı ile iptal...
Yüklenici firmanın birisi yatırımdan vazgeçti...
Daha bir çok söz söylendi, laf edildi, şimdi bir noktaya gelindi.
Hastanenin yapılmayacağı konusunda fikir yürütenlerden birisi olarak, yüklenici firma şantiyesini kurma çalışmalarına başlamasına karşın hastanenin hizmete açılacabileceğine halen inanmıyorum, peşinen söyliyeyim.
İnanıp, inanmamam aslında kimsenin umurunda değil. Ancak, ''Tarihe not düşmek'' adına, nedenlerimi de sıralamak durumundayım.
Yozgat'a getirilmek istenilen yatırım ve hizmetlerin getirilememesi noktasında bugüne kadar edindiğim tecrübe, 40 kez düşünüp, sonrasında bir kere konuşmam gerektiğini öngörüyor.
Yozgat'ta yatırım ve hizmetlerin gelmemesinin temelinde beceriksizlikten ziyade, biraz umursamamak, takipsizlik, yatırım ve hizmeti sunacak olan birimdeki bürokratların söylemlerini doğru kabul edip, şüphe duymamak, iyi niyetli olmak gibi daha bir çok meziyetimiz yatmaktadır.
Bugün Yozgat Araştırma ve Uygulama Bölge Hastanesi bu noktaya gelmiş, inşaatla ilgili şantiye kurma çamlışmaları başlamışsa, bunda Yozgat basının olumlu-olumsuz gündeminde tutması, iktidar partisini gerektiğinde ağır bir dille de olsa eleştirmesi, muhalefetle birlikte iktidar partisine mensup isimlerin de ısrarla konunun takipçisi olmasının etkisi büyüktür.
Hakkını vermek gerekir. İktidar partisine mensup Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, hastane ihalesinin iptal edildiğine ilişkin haberler yayınladığı dönemde, Ankara'da yaptığı girişimlerde bakanlık görevlilerinin verdiği bilgi doğrultusunda, ''Hastanemizin temelini bu yıl atacağız, sorun yok!'' şeklinde açıklamada bulunmuştu. Ancak, belirtilen süreç içerisinde gelişmelerin aleyhimize olması Başer'i bir anlamda etkiledi. Konuyu yakın takibe aldı, konunun nerede takıldığını öğrenip, engelin kaldırılması noktasında gerekli girişimlerde bulundu.
''Yasa değişikliği ile sorun çözüldü'' denilebilir. Ancak, yasanın çıkması sorunun çözümü için yeterli değil. Bürokrasinin de harekete geçmesi gerekiyor, işlemlerin hızlandırılması gerekiyordu, işte bu noktada Başer devreye girdi, çözdüğünü düşünüyorum.
Bugün geldiğimiz noktadan sonrasının da istenilen düzeyde devam edebilmesi için de konunun yakından takip edilmesi gerekiyor. Eğer, konu savsaklanırsa, şantiye kurulmasına karşın temel atılamaz. Temel atılsa bile, inşaat devam etmez. İstenilen yıl içerisinde tamamlanıp, hizmete açılamaz.
Endişem, ''Şantiye kuruldu'' denilip, konunun unutulmasıdır.