Her şey ‘Eski hama, eski tas’ öyle gidiyordu. Artık kimsenin takımdan ümidi kalmamıştı. Önümüzde deplasmanda oynayacağımız, Samsun Tekkeköy maçı vardı. Tekkeköy bizim de altımızdaydı ve onların durumu bizden de kötüydü. Bu maçı alabilirdik.
Bu düşüncelerle takım biraz olsun ümitlenmiş, ona göre çalışmalarını sürdürüyordu. Hatta Murat Hoca’nın bile morali biraz olsun düzelmişti. Çalışmalar böyle sürerken, takım Cumartesi günü Samsun’a hareket etti. Ben, çok önemli bir işim olması nedeniyle o deplasmana da gidemedim. Aslında gitmeyi çok istiyordum. Çünkü ligin 7. Haftasında ilk galibiyetimizi alabilirdik.
Maç 13.30 da idi. Ben saat 16.00 da kulüp Başkanımız Künbetli’yi arayarak maçın sonucunu sordum. 2-1 yenildiğimizi söyleyince, gerçekten şok oldum ve ‘artık bu iş bitti’ dedim. Ligde kalmayla ilgili en ufak ümidim kalmadı.
Haftaya Cumartesi günü şampiyonluğun en güçlü adaylarından Çarşamba maçı vardı.
Benim içimden hep bu maçta en az beş yeriz diye geçiyordu. Öyle de oldu. Kendimi beş yemeye hazırladığım için bu maç beni hiç üzmedi.
Bu beklenilen bir durumdu. Bundan sonra ne olacağı ise meçhul bir durumdu. Çok fazla sürmedi ve Murat Hoca’nın istifa haberi geldi.
Ben, Çarşamba günü Yozgat İl Genel Meclisi Üyeleri ile 4 gün sürecek İstanbul, Edirne, Çanakkale gezisine çıkacaktım. Bakalım dönene kadar yeni hoca bulunabilecek miydi?
Kulüp yönetimi, vakit geçirmeden yeni hoca arayışlarına girdi. Gezide hem ben, hem ASKF Başkanı Halil Türkmen telefonla takım hakkında, hoca hakkında bilgiler almaya çalışıyorduk. Nihayet  Edirne’deDarül Şifa’yı gezerken, takımın başına İlhan Kıran’ın getirildiği duyumunu aldık. Takımın hocasız kalmaması bizleri sevindirmişti.
Sorgun’a döndüğümüzde gördük ki, İlhan Kıran ile anlaşma olmamış, yeniden hoca arama girişimleri başlamıştı.
Oynadığımız ilk maçta aldığımız bir puanın ardından tüm maçlarda yenilmemiz ve hala bir puanımızın olması herkesi çok üzüyordu.
Önümüzdeki hafta maçımız yoktu. Bu ara iyi değerlendirilmeli, iyi bir hoca bulunmalıydı. Kulüp yönetimine bu konuda çok çeşitli öneriler geliyordu. Murat Hoca’nın istifasını duyan hoca simsarları hem yöneticileri arıyorlar, telefonumu nereden buldularsa, hem de beni arıyorlardı. Hele Trabzon’dan arayan biri vardı ki, adam bir konuşmaya başladı mı, yarım saat beni esir alıyordu. O da bize bir hoca tavsiye ediyor ve Sorgun’u ancak onun kurtaracağını ifade ediyordu.
Ben ise, bu konulara hiç karışmadığımı söylememe rağmen iki günde bir beni arayarak aynı teklifini yeniliyordu. Bu vatandaş bir ara ağzından ‘Sorgun Belediyespor’un ekonomik gücünün çok iyi olduğunu duydum. Herkes parasını zamanında alıyormuş.  Altlarında çok güzel bir takım otobüsü varmış, doğru mu?’’ diye sormaz mı? İşte o zaman bu şahsın bir simsar olduğunu anladım. Sonunda bu işlere benim karışmadığıma ikna ettim de beni bir daha aramadı.
Biz hoca konusunun ne olacağını merak ederken, bir gün Başkan Künbetli aradı ve bir zamanlar Yimpaş Yozgatspor’u da çalıştıran Muammer Pirinççi ile anlaştıklarını söyledi.
Ne yalan söyleyeyim, bu haber beni çok sevindirmişti. Her şeyden önce hoca sorunu çözümlenmiş, oyuncuların morali yerine gelmişti.
Bay olduğumuz haftanın ardından deplasmanda Sivas İl Özel İdarespor ile karşılaşacaktık. Benim Ankara’da işim olduğu için maça gidemeyecektim.
Biz Cuma günü Ankara’ya gittik. Bir gece Polatlı’da amcamlarda kaldık, cumartesi öğleden sonra döndük. Müthiş bir kar yağışı vardı. Bizim Takım da o kar yağışı altında Sivas’a gitmişti.
Ertesi gün, yani Pazar günü ben Bahadın’da bir programa giderken Başkan Nihat Künbetli aradı ve maçın 2-2 durumda olduğunu söyledi. Ben ikinci puanımızı Sivas deplasmanından çıkaracağımızı düşünürken, 89. Dakikada yediğimiz gol ile yine yenilmiştik.
Yalnız aldığımız bilgilere göre Muammer Hoca takımı dışarıdan çok iyi yönetmiş, takım iyi top oynamış ve hak ettiği bir puanı alamadan geri dönmüştü.
Yenilmemize rağmen alınan bu sonuçla bir anda takımın üzerindeki kara bulutlar dağılmış, ümitler yeniden yeşermişti.
Son maçımız ligden çekilen Çankırı İl Özel İdaresporlaydı ve bu maçtan kural gereği 3 puan alarak 4 puanla ilk yarıyı sondan ikinci sırada tamamladık.     (Sürecek)