Okumak, insan için en önemli ve en etkili öğrenme yoludur. İnsanlar, okuyarak olayların ve varlıkların iç yüzünü öğrenirler. Aynı zamanda düşünce ufkunu geliştirip, geniş bir görüş açısı  edinerek, olayları doğru yorumlama yeteneğini kazanırlar.
Medeniyetin kaynağı olan kültür, bilgiye dayanır. Bilginin kaynağı da  kitaptır. Kitap okudukça kâinatın büyük bir insan, insanın küçük bir kâinat olduğunu anlarız. Bir milletin ilerlemesi, kitap okuyanların sayısıyla orantılıdır. Kitaptan uzak kalan, insanlıktan ve insanlardan uzak kalır. Yusuf Hashacip: “Yurdu olan onu kılıçla almıştır; yurdu tutan da onu kalemle tutmuştur” der. Yavuz Sultan Selim’in savaş meydanlarına giderken, katırlar üzerinde kütüphanesini de taşıması, atalarımızın büyük devletleri ne üzerinde kurduklarını gösterir. Her  büyük adamın heyetini incelerseniz, onun özellikle kitaba  inanıp dayandığını görürsünüz.
İslam, bir ilim ve irfan dinidir. Öğrenmeye, öğretmeye, inceleme ve araştırmaya büyük önem vermiştir. Çünkü İslam; Kâinatın Efendisine gelen ilk vahiyle okumayı emretmiş ve insanların eğitim ve öğretime ne denli ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. İslam Dini; her hükmü insanın yapısına, hayat düzenine uygun olan, dünya ve ahret saadetini temin etmek için gönderilmiş ilahi bir dindir. İslam, tek ifadeyle; okumak, öğrenmek ve buna göre yaşamak nizamıdır. Yeryüzünde hiçbir sistem, hiçbir ideoloji, hiçbir din, İslam Dini kadar okumaya, öğrenmeye ve ilme önem vermemiştir.
Peygamberimiz “faydasız ilimden Allah’a sığınırım” hadisi ile ölçüyü koymuştur. Tarih boyunca bütün medeniyetlerin çöküşü gençlerin kafasının faydasız ilimle doldurulması sonucu gerçekleşmiştir. Hem aklı hem de kalbi tatmin edici eserlerin okunması asla ihmal edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki; insanda bedenin yanı sıra ruhun da eğitimi şarttır; ruhun eğitimi de kitaptır.
Evet hayatın ve gelişmenin anahtarı kitap; insan olmanın temel kaynağı kitap. Kitapsız hayat düşünülemez ve okumayan toplum gelişemez. Bunları biliyoruz ve hepimiz bu gerçeği görüyoruz. Ama neden okumuyoruz? İşte bunu sorgulamak ve irdelemek zorundayız.
Şüphesiz ki: "Zamanım yok okuyamıyorum" deyip geçiştirmek sorumsuzca bir cevap olur. O zaman neden insanca yaşıyamıyoruz, neden İslam'ı bir toplum olarak gelişmiyoruz diye hayıflanmaya ve denetlenmeye de hakkınız yok arkadaş. Çünkü siz insanca yaşamanın anahtarını kullanmak istemiyorsunuz!
İlk emri oku olan bir dine inandığınızı tasdik ediyorsunuz! Çok sevdiğinizi söylediğiniz bir peygamberi takip ettiğinizi vurguluyorsunuz ama, onun talimatı olan:" Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz" buyruğunu tutmuyorsunuz. Bu bir çelişki değil midir? " Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu" ilahi buyruğunu da duymamazlıktan geliyorsunuz! Yakıştı mı şimdi bu bize?
Uzun söze ne hacet adam gibi yaşamak istiyorsanız kitaba dost, kütüphanelere arkadaş olmak zorundasınız. Var mı bunun başka lamı cimi ? Kısacası: "Kitapsız hayat kör, sağır ve dilsiz hayattır" diyoruz ve Kitabın insan hayatındaki vazgeçilmez yerini vurgulamaya çalışıyoruz.
Bu manada Yozgat İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü bir proje başlattı: " Okuyarak farkındalığı yakalama projesi". Zengin bir kütüphaneye, binlerce kitaba ev sahipliği yapan: Yozgat İl Halk Kütüphanesi; bu kitaplar öksüz kalmasın, çürümeye yüz tutmasın ve Yozgat insanı faydalansın diye bir çalışma başlattı: " Okuyor musunuz, kütüphaneye üye misiniz? " diye kapı kapı dolaşıp projesini anlatmaya, tanıtmaya çalışıyor; kutsal- hayırlı başlangıç için adım atmış bulunuyorlar.
Yozgat İl Kültür ve Turizm Müdürü Lütfi İbiş, Kütüphane Müdürü Mustafa Karabacak, memur Osman Dalaslan ve Yozgat Şairler Yazarlar Derneğin den bir üye ile komisyon oluşturan ekip şimdilerde kapı kapı dolaşıp bu hayırlı projeye Yozgat halkından destek istiyor. Dükkânları, daireleri, okulları, bankaları ve kurumları bizzat gezerek:"Okuyor musunuz, kütüphaneye üye misiniz? " diye sorular soruyorlar ve okumanın önemini- gereğini anlatıyorlar.( Devam Edecek)