Bir yerde bir sıkıntı var ama çözemiyoruz.
Bir iş ve proje yapılırken iyi-hoş ama ya sonrası?
Sonrası niye gelmiyor?
Neden daha sonra irtibat kopuyor?
Yapılmak için yapılmış hissi uyandırmak hoş bir şey olmasa gerek.
Arada yaşanan kopukluklar…
Koordinasyon sağlanamaması…
Tüm bunlar iyi niyeti kuşkuya düşürüyor bir süre sonra.
Niye böyle oluyor sorusunun cevabını bulamıyorsunuz.
Güvensek mi, inansak mı, destek sunsak mı bilemiyorsunuz?
Yozgat’ta bazı kurumlarda bu duruma sıkça rastlarız.
Ya tepedeki yönetici de azim ve gayret yoktur, ya da onun altında çalışan teknik ve idari kadroda.
***
Durum böyle olunca işler rayında yürümez.
Atılan adımlar bir süre sonra ürkekleşir.
Adımları hızlandırmak yerine çaptan düşülür.
Astım hastası vatandaş halini alırlar.
Gerçi ben yine de hak veririm her halükarda.
Kendi kendime söylenirim ‘işte eldeki malzeme bu’ dediğim olur.
Ruhsuz ve enerjisi kalmayan silik yöneticiye alt kadrolar bir şey yaptıramaz bu doğru.
Yani alttaki personel ne kadar azimli ve çalışkan olsa da, yönetici ve karar verici de iş yoksa durum vahimdir.
***
Ancak yönetici ve karar verici çalışkan, azimli ve ufku geniş ise, her türlü olumsuzluğa rağmen altta bulunan kadrolara yön verebilir.
Ufuklarını genişletebilir.
Çalışmalarını düzene ve disipline sokabilir.
Buna rağmen sizi dinlemiyorlarsa yöneticilik vasfınız bitmiş demektir.
Meselenin birde üçüncü boyutu vardır ki o aslında bir memleketin kaderiyle oynamaktır.
***
Yapacağız deyip yapmamak ve yapmaya gönlü olmamak.
Üreteceğiz deyip üretmemek ve üretmeye gönlü olmamak.
Aşacağız deyip yerinde oturmak ve tribünlere oynamak.
Uçacağız deyip uçmamak ve tüylerini kabartıp uyuklamak.
Gelecek için umut dağıtırken gün saymak…
Örnekleri çoğaltabiliriz.
İşte yukarıdan aşağı doğru saydıklarım Yozgat’ın geleceğine ve kaderine etki eden unsurlardır.
Selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Yeniden artış gösteren ölümlü trafik kazalarını.
*Durgunluktan bunaldığını söyleyen Yozgat esnafını.
*Transferlerini sürdüren Yozgatspor’u.