Terör ülkemizin en ciddi sorunu. PKK’nın kendi kontrolünde devam eden bir saldırı var ülkemize karşı. Bunun siyasi boyutu var,, ekonomik boyutu var, askeri boyutu var. Devlet alınması gereken tedbirleri almakta geç kalıyor da olabilir. Tedbirlerin yetersiz kalışını tartışıyor, gözyaşını kanla birleştiren annelerin feryatlarını içimize akıtıyoruz.
Terörün bitirilmesi konusunda düşüncelerimizi sık sık dile getiriyoruz. Bu günkü yazımızda bir başka yönünü yazmak istiyoruz. PKK’nın terör uygulamasında bir de işin ekonomik boyutu var dedik.
Ne yapıyor, dış güçlerden destek alıyor, yardımlar yapılıyor. Ermeni terör örgütleri başta olmak üzere sol örgütlerden de maddi manevi anlamda destek görüyor. Uyuşturucu ticaretinden, kaçakçılıktan kar payı alıyor. PKK yardım ve yatakçılık eden bölge insanlarından destek alıyor.
İş böyle olunca İran-Irak-Suriye gibi komşu ülkelerden yapılan ve kaçak yolla ülkemize giren tüm ürünlerden PKK pay alıyor. Doğru mu? Elbette doğru… Başta uyuşturucu mafyası, esrar, eroin satışları PKK eli ile yürütülüyor. İstisnasız uyuşturucu satışlarından pay alıyor denilirse yanılmış olmayız öyle değil mi?
Saklı gizli -uyuşturucu alan - satan, taşıyan vatandaşlarımız aynı zamanda teröre ve PKK’ya yardım etmiş olmuyorlar mı? Oluyor. Kahraman Mehmetçiklerimize bu hainlerin ticaretinden bir kurşun payı düşüyor mu? Evet diyeceksiniz.
Başta elektronik eşya olmak üzere, çay, tütün, baharat gibi kaçakçılık yolu ile elde edilen ve pazarlanan ürünlerde PKK’nın payı var mı? Var tabi ki. Kapımıza kadar gelen bu insanlardan ürün (çay, tütün, baharat) satın alıyor muyuz? Alıyoruz diyeceksiniz. O halde biz de PKK’ya yardım ve yataklık edenler arasına girebiliriz. Mehmetçiğe sıkılan kurşunda bizim de paramız-payımız olabilir.
Tamam, bilerek kimse bu hainlerin tuzağına düşmez. Ancak artık çok daha fazla itinalı hareket etmek zorundayız. Uyanık olmak zorundayız. Kapımıza da gelse, ayağımıza da getirseler kaçakçılık yolu ile geldiğine inandığımız hiçbir ürünü satın almayalım, evimize koymayalım.
Ayrıca hem milli, hem de dini bir vazifemizi daha hatırlatalım. Kötülüklere karşı mücadele hepimizin görevi değil mi? Görevi… Elimizle, dilimizle tüm varlığımızla kötülüğe karşı mücadele etmek zorundayız. Hem de her türlüsüne karşı. Kötülüğe elinizle mani olun, dur deyin, dilinizle mani olun dur deyin.
Kötülüğü durdurmaya eliniz diliniz yetmiyor, o halde başka türlü mücadele edin. Teknolojiden yararlanın, görüntüsünü alın, ilgililere şikayetçi olup, anında ihbar edin ve mutlaka mani olun.
Bakın son günlerde Yozgat’ta da uyuşturucu kullanımı, fuhuş ve hırsızlık olayları arttı. Seyirci mi kalalım? Gören, bilen, duyan, tanık olan hemşerilerimiz mutlaka bunları ihbar etmelidirler. Kayda alın, not edin, anında uyarın, ilgililer es geçiyorsa en merkezi yerlere ihbar edin. Adınız saklı kalsın, telefonunuz saklı kalsın ama ihbar etmekten çekinmeyin. Sonuç mu? Susarsanız kötülükler ve ahlaksızlıklar arasında boğulur gidersiniz. Çocuklarınızı da bu ahlaksızlıklardan koruyamaz, pisliğe ve rezilliğe ortak olursunuz, ortak oluruz.