Dün arkadaşım Hilal'le gün ortası kaçamağı yapıp KentPark'ta bir kahve içtik. Kapalı hatta ara ara yağmurlu havanın verdiği kasvetle Yozgat'ın en güzide mekanı Kentpark'ta içimi rahatlatma çabası içerisindeyken. Kapı önündeki arabaları daha doğrusu markalı arabaları görünce bir toplantı veya bir görüşme var heralde diye düşündüm.
Çok sevmiyorum bu tip ortamlarda bulunmayı ama yine de kahve aşkı ile girdik içeri. Ortalıkta kimseler görünmüyordu ama yukarı katta fısıltılar duyulmaya başlandığında anladım ki toplantı oldukça gizli.
Haftaiçi hemde mesai saatinde kim acaba bunlar derken, çıkışı gösteren bir masaya oturdum.
Belki meslek belki de yapımdaki meraktan yaptım bunu bilmiyorum ama içimde sanki göreceklerimin beni dahada meraklandıracağı hissine kapıldım.
Nitekim öyle de oldu, bir saate yakın süre fısıltılar devam etti ve insanlar tek tek toplantıyı terk etti.
Kapıda görülen isimler çok ilginçti, AK Parti il ve merkez ilçe yönetiminden 8 isim ve belediye yetkilileriydi.
İsimleri bende mevcut tabiki ama sıkı sıkıya sarıldıkları ellerinde mavi dosyalarla ne konuştular gerçekten çok merak ettim.
Acaba yaklaşan yerel seçimlerin ön hazırlığımı, yoksa başka bir hesabın pazarlığımı diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım.
Ne konuşuldu, ne konuda mutabık kalındı bana karanlık ama bu tür toplantıların önümüzdeki günlerde sıklaşacağı ve partinin önde gelen isimlerinin çok yorulacağından eminim.
Bu tesadüfen tanık olduğum toplantıda tüm iyi niyetimi kullanarak, sadece siyasi bir hesabın yapıldığını düşünmek istiyorum. Zira belediye ve yönetim üyelerini aynı çatı altında buluşturan aksi bir durum gerçekten çıkar ilişkilerinin yaşanmaya başladığını ve bunun da Yozgat için Yozgatlı için sıkıntı doğuracağının kanıtıdır.
En azından ben öyle düşünüyorum, kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmeler hiç bir zaman Yozgat'a ve Yozgatlı'ya fayda getirmedi, hep farklı bir sıkıntının daha doğrusu farklı bir durumun kapısını araladı.
Korkum bazı menfi düşüncelerle farklı yönlere, gidilmemesi ve Yozgat'ın harcanması.
Hani bir atasözü vardır, "Bal tutan parmağını yalar" diye bu sözünün gerçekliğine inanırım tabiki makul ölçülerde. Malum günümüzde insanlar sadece parmağını yalamakla kalmıyor, bal kovanını tüm götürmeye çalışıyor. Hem de şahsi çıkarları uğruna ilin veya görevlerinin sorumluluğundan uzak kalarak.
Bu da beni ve yaşadığım şehrin insanlarının sıkıntısını artırıyor ve beni rahatsız ediyor.
Bir çok eksik, bir çok sıkıntı varken gelecek kaygısı içerisinde üç beş kişinin kendi kesesini doldurması gerçekten sıkıntılı bir durum.
Yine de ben Yozgat için hayırlı işlere imza atıklarını düşündüğüm bu isimlerin yine aynı kalbi duygularda çalıştıklarından emin olmak istiyorum.
Bunu önümüzdeki günler gösterecek tabiki kimin neyin hesabında olduğunu zamanla göreceğiz.
Umuyorum masumane bir yemek olsun, umuyorum ellerdeki mavi dosyalar sadece bilgilendirme amaçlı dosyalar olsun, bende düşündüklerimden utanayım, kendimide art niyetli adledeyim.
Velhasıl kelam durum bu, kafamı karıştıran bu toplantının amacını çözene kadar da sanırım rahatlayamayacağım.
Tabi aksi bir durumda da benim nasıl kafam karıştı ise onlarıda burdan deşifre edip, kafalarını karıştıracağımdan da emin olabilirsiniz.
Malum Yozgat ortak paydası altında hizmet ettiğim siyasilerin ve kamu görevlilerinin aksini yaptığını deşifre etmekte benim görevim.
Bazıları belki çıkarları uğruna görevini satabilir ama benim için böyle bir durum söz konusu dahi olamaz.
Malum benim derdim Yozgat daha yaşanır bir il olsun, sıkıntılarından bir an evel kurtulsun.
Hemde kimsenin Yozgat üzerinden ne siyaset ne de para kazanmasına müsade etmemeksizin görevimi yapmak...