AKP’ nin tarihindeki İlk Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ dır.
Peki AKP’ nin ilk Baş vekili kimdir biliyor musunuz? Bugünkü Reisi Cumhuru Abdullah Gül’ dür ve yıl 2002’ dir.
Peki Abdullah Gül’ ün Cumhurbaşkanlığındaki görev süresi 5 yıl mıdır yoksa 7 mi?
Bunu da bugün Türkiye’ de bilen hiç kimse yoktur. Öyle ki CHP resmen Yüksek Seçim Kurulu’ na bunu sormuştur, bile…
Cumhur reisliğine başlamasının tarihi 28 Ağustos 2007’ dir. Peki, bitişi hangi yıldır diye…
4,5 Yıl sonra Cumhur reisi olduğunu, noter olmadığını birden bire hatırlamış ve 7 ay önce çıkarılan bir yasa değiştirilmiştir.
Toplum vicdanında kabul edilemeyen içe sindirilemeyen yasa değişikliğini Cumhur reiste veto etmiştir. Ne var ki son 10 gündür bağırsaklarının 25 santimetresi alındığı iddia edilen ve ciddi sağlık problemleri nedeni ile evden çıkamayan baş vekilin emri ile TBMM’ ye geri gönderilen vetolu şike yasası alelacele, yalap şalap, virgülü bile değişmeden Cumhur reise geri gönderilmeye çalışılıyor.
Bundan sonrası malum, ikinci veto hakkı olmayan cumhurun reisi Anayasa Mahkemesine gönderebilir, yok artık abartma diyenlere verilecek cevabım, post kavgasının başladığını halen göremiyor musunuz?, olur.
Ağlayan Baş vekil Yardımcısı bile masumane kullanılmış olan bir “Biat” kelimesi ile ne fırtınalar kopardı hatırlamıyor musunuz? Bu ne demekti biliyor musunuz? Ben de varım…
Her ne ise lafı fazla uzatmayıp şike yasasına tekrar dönmek istiyorum.
İddialara göre “Karanlık sermayenin etkili olduğu futbol sektörünün ve bu sektörde etkili olan derin, ama zengin işadamlarının hükümete ciddi baskıları var. Başbakanın çevresindeki bir kısım kişilerin bu ilişkiler ağının içinde olduğu ve Başbakanı bunların ikna ettiği söyleniyor…
ike operasyonunda esas oğlan konumunda emine hanımın yakın bir akrabası var. Bu nedenle Emine Hanım Başbakana, Başbakan milletvekillerine baskı yapıyor. Yani güneş çarığı, çarık ayağı sıkıyor…
Futbol sektöründeki derin adamların hükümet ve Başbakan aleyhine kullanabilecekleri kozları var ve Başbakanı, hükümeti buradan tehdit ediyor ve sıkıştırıyorlar…
Ne oldu da şike yasasındaki 7 ay önce çıkarılan cezalar hafifletiliyor ve adeta şikenin yolları açılıyor?
Şikeciler ıslah mı oldular, şikelere ilelebet tövbe mi ettiler?
Türkiye’de şike bitti mi?
Futbol ve kulüpler aklandı mı?
Yoksa, Savcıların iddianamesinin, delillerinin altı mı boş?
Hükümet, daha doğrusu Başbakan milletvekillerine, Cumhurbaşkanına ve kamu vicdanına rağmen bir yanlışta ısrar ediyor ve milletin kendisine güvenini bitiriyor.”deniyor.
Hemen o anda büyük kalem ustası Yılmaz Özdil devreye giriyor ve konuyu özetle şöyle aktarıyor:
“Hrant Dink’i öldürene 22 sene verdiler. Münevver’in kafasını testereyle kesip, çöpe atana 24 sene...
Henüz 13 yaşındaki N.Ç.’ye tecavüz eden sapıklara iyi hal’lerinden ötürü 4 sene yeterli bulundu. İnsanları boğup oturma odasına gömenleri serbest bıraktılar, insanları otelde diri diri yakanları zaten yakalamıyorlar. Rüşvetten tutuklu sanığı tahliye etmek için rüşvet isteyen savcı, alt tarafı 2 ay meslekten uzaklaştırıldı. 13 milyon liralık Hazine arazisini, avanta alıp 4 bin liraya tescil eden hâkim ise, 2 ay 15 gün uzaklaştırmayla kurtuldu. 8 kişiyi 49 dakikada katarakt ameliyatı yapıp, hepsini kör eden doktor, başka şehre tayin edilirken... Katarakt ameliyatı olması gereken kadının rahmini alan doktora hepi topu 3 ay hapis isteniyor. Kuvözdeki bebeler öldü, klimadan, üniversiteliler rahmetli oldu, kombiden, uçak düştü, radardan, sürat yaptırılan dandik tren şarampole uçtu, contadan, ruhsatsız fabrika patladı, kazandan, Kuran kursu çöktü, tüpten, çocuklar lağıma düşüp can verdi, rögardan dediler... Marmara depreminde 20 bin kişi hayatını kaybetti, 2100 dava açıldı, 1800’ü affa girdi, 110’u zamanaşımına uğradı, 189’unun cezası ertelendi, sadece 1’i günah keçisi ilan edildi, Veli Göçer, o da 7 senede yırttı. Ağca bile... Papa’yı vurdu anca 19 sene yattı, Abdi İpekçi’yi katletti, 10 senede sıyırdı, çıktı.
Aziz Yıldırım...
138 sene isteniyor.
Gazeteci vursaydı, Münevver’i doğrasaydı, N.Ç.’nin ırzına geçseydi, domuz bağı yapıp, Madımak’a kibrit çaksaydı, rüşvet alsaydı, göz çıkarıp, sakat bıraksaydı, uçak düşürüp, tren uçursaydı, çürük stat dikip, Papa’yı mıhlasaydı... 52 sene daha az yerdi.
İster misin, soykırım’ı da Aziz Yıldırım’a bağlasınlar...”
Vallahi olur mu olur?
Yerseniz… Yemedik mi, yutmadık mı?