Dursun artık şu maraton:
Nefeslensin tüm yaşanmayı bekleyen hayaller.
Çocukların hayalleriyle kalmasın, tüm bu sevinçler. Evlatlık edinmesinler artık, tüm insanlar hayallerine. Masallardan dönünce hayallerimize, esvgi koktuğunu bilsin şu gökyüzüde.
Düşüncelerimizden geçenleri kafamızın duvarlarına yazdıklarımızı, kağıda dökmeye yabancı dururuz sadece. Hayal kurarakta gerçeği unutmayasın. Yaşanmakdır çünkü olan içinde ama kimin umrundaki? İnsan yoruluyor işte dinlenmede, sonsuzluk diyorlar, bir aydınlık, çünkü arkası belli ki, bir karanlık çöktümü karanlık üzerine, bir daha geçmez güzün sağuğu üzerinden çıkamıyor. işte insan bazen içinden hayatın. Hayat içinde kalıyor. Aradığımız heyecanları pembe dizilerde mi bulucağımızı sanıyorduk. Ne aptalmışız, bir köle efendisine mütemadiyen hizmet ederse, neyleyim şu özgürlüğü? Sulhu?
İnsanların şeytanları kaf    asında büyümeye başlıyor sadece. Diriliğide, gençliği de tasaya da düşüyor sadece. Önyargıyla hareket edip de gemiyi buz dağına götürmek niye.
Tüm bu koşuşturmacanın içindeyer bulamazken, sevdiklerimize önyargıyı beslemek bu edebiyette. Buluşacaklarını bilmezler mi? Yine şu dünya gecesinde. Hangi şikayet, hangi siyaset, hangi şeriat bunu gerektirir ki?
NERDE O ESKİ RAMAZANLAR!
Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağarmış, demişler bizim büyüklerimiz. Hani insan geçmişine baktığında eski ramazanları özlüyor. Hani hacivat ile karagöz oynatılınca beyaz perde de ortalık bir anda çoluk, çocuk onları seyretmek için biraraya gelirlerdi.
Pamuk şekercinden tutunda, macincusundan feshanede yapılan eğlenceler, cambazlar, ilisyonistler, sirkler, hem çocuklar, hem de büyükler için eğlence kaynağıydı o zamanlar palyaçolar, ise büyük eğlence kaynağıdırlar.
Ramazanda iftar çadırları kurulurdu büyük alanlara, evine gecikenler bu çadırda iftarlarını açarlardı. Şimdi de var eski bir alışkanlık iftar çadırları günümüzde de yaygın.
İftardan sonra terafi namazına gidilirdi ve terafi namazı eda edilir, namaz sonrası kahvelerde, parklarda oturulur, çaylar, kahveler içilirdi, koyu muhabbetler edilirdi.
Büyükler, büyüklüğünü, küçükler küçüklüğünü bilirdi. Bir başkaydı eski ramazanlar, saygı hoşgörü birlik beraberlik içindeydi herşey.
Sahurda çalar davulcusuyla, davulcunun ağzından dökülen manileriyle, bir başkaydı eski ramazanlar, bir başkaydı.