Nasrettin Hoca’nın yanına bir gün adam gelir. Hoca adamla görüşür, konuşur ve geri çekilerek;
“Sorması ayıp olmasın ama siz kimsiniz? Tanıyamadım” der adama.
Adam “ Peki, o zaman tanımadığın bir adamla niçin görüşüp konuştun” deyince
Hoca “Sarığın sarığıma, kaftanın da kaftanıma benzeyince seni kendim sandım, onun için görüştüm” der.
ÇAYLAK OLDUM
Nasrettin Hoca elinde bir ciğerle evine dönerken yolda, bir çaylak ciğeri kaptığı gibi kaçmış.
Çaylağın arkasından bakakalan Hoca eli boş yürürken az ileride elinde ciğerle yürüyen bir adam görmüş.
Adamın elindeki ciğeri kaptığı gibi kayanın üzerine çıkmış.
Adam “Bre Hoca ne yapıyorsun”?deyince,
Hoca “Kendimi tanımak için çaylak oldum” demiş.
SABAHI BİLİRSİN DE
Nasrettin Hoca tavuklarını bir kafese doldurup Sivrihisar’a giderken, “Zavallılar kafesin içinde perişan olmuşlardır. Bari biraz salıvereyim de rahatlasınlar” deyip kafesin kapağını açınca tavukların her biri bir tarafa kaçar.
Hoca eline bir değnek alarak bir taraftan horozun peşinden koşar, bir taraftan da “Gece yarısı sabahın olduğunu bilirsiniz de, gündüz yolu niçin bilemezsin?” diye söylenir.
*
“Hizmet kalitesini artırmak için görüş, öneri ve taleplerinizi bekliyoruz” ifadesinin bulunduğu yerlerden alışveriş etmenin keyfi bir başka oluyor diyorlar.
*
Yalnız elleriyle çalışan insanlar işçidir.
Elleri ve kafası ile birlikte çalışan insanlar ustadır.
Elleri, kafası ve kalbiyle birlikte çalışan insanlar da sanatkârdır. Cümlelerin yer aldığı teknik servislerin daha başarılı olduğunu söylüyorlar.