Müslümanların Mekke-i Mükerreme’ den Medine-i Münevvere’ye hicret ettiği üçüncü senesiydi. (625)
    Peygamber (S.A.V) islam ordusunu Uhud Harbine hazırlanıyordu. Ashab-ı Kiram’ dan bazılarının yaşları, henüz çocuk denecek kadar küçüktü.
    Nitekim Sahabe ordusu Medine-i Münevvere’nin kenarına çıktığı zaman Resul-u Ekrem Efendimiz (S.A.V) henüz çocuk denecek Üsame b. Zeyd, Abdullah b. Amr ve Zeyd b. Sabit ile diğer çocukları geri çevirdiler.
    Bu sırada, arkadaşları gibi geri çevrilmekten korkan Rafi b. Hudeye ise ayak parmaklarının ucuna basarak, boyunu uzatıp kendisini yetişkin bir genç olarak göstermeye çalışıyordu.
Rafi’ de ki bu cihad ruhu, orada bulunan Ahab-ı Kiram’ ın gözlerini yaşarttı.
“ Ya Rasurulallah!.. Rafi’ yi geri çevirmeseniz. O çok iyi nişancıdır. Attığı oklar hedefinden şaşmaz” diye ricada bulundular.
    Henüz çocuk denecek kadar çocuk, faka çok büyük bir imana sahip olan Rafi’ nin cihad ordusunda kalmasına bu rica üzrine peygamber efendimiz izin verdi.
    Sevincinden yerinde duramayan büyük ruhlu Hz. Rafi, uhud ordusunda kaldı.
    Fakat bu seferde başka bir mesele ortaya çıkı.
    Uhud’ da sayıları üç bini aşan müşrik  ordusuna koymak üzere yola çıkmış bu dokuzyüz Müslüman’ ın içinde, Semüre b. Cündüb’ de vardı. Yaşı küçüktü fakat onunda azmi ve imanı çok büyüktü. 
    Ne olursa olsun, islam düşmanlarına karşı savaşmak, Rasulullah’ a vaktiyle bir çok işkence ve eziyet olan müşriklere karşı küçücük avuçlarından hiç olmazsa bir kaç ok fırlatmak istiyordu.
    Bunun için nasıl ok atacağını, rakibiyle karşılaşıncaonu nasıl yıkacağını iyice öğrenmişti. Arkadaşlarıyla sık sık güreşler tertip ederek, kendini bu işler için çok iyi hazırlamıştı.
    Ne çare ki boyu kısa, cüssesi ve yaşı küçüktü. İşte bu yüzden dolayı, Hz. Peygamber Efendimiz çocukları geri çevirirken, ona da Medine’ye dönmesini ihtar etmişti. Hz. Semüre’nin üzüntüsü büyük olmuştu.
    O anda Hz. Semüre şöyle bir teklifte bulundu; 
    “ Ey Allah’ ın Elçisi!... Siz Rafi’ yi geri çevirmeyip orduda bıraktınız. Halbuki ben ondan daha kuvvetliyim. izin verirseniz, şu sıcak kumların üzerinde onunla bir güreş tutalım.
    Onu yıkamazsam, beni geri çevirin” dedi.
    Hz. Semüre’ nin bu teklifi kabul edildi. Şimdi uhud ordusu, Medine-i Münevvere’nin kenarındaki bir düzlükte kumlar üzerinde çevirdikleri yarım ay şeklinde ki bir halka ortasında yapılan güreşin seyrine dalmışlardı.
    Rafi ile güreşen Semüre, kısa bir süre sonra arkadaşını kumların üzerine yatırmıştı.
    Kıvırcık saçlarından aşağı doğru akan terlerini silmeden Hz. Peygamber Efendimizin önüne gelen Hz. Semüre ellerini yanlarına salarak ayakta sessizce beklemeye başladı. Bu bekleyişin manası açıktı.
    Bunun üzerine Allah Resulü (S.A.V.) şöyle buyurdular;
    “ Peki Semüre, senin İslam düşmanlarıyla çarpışacak kadar kuvvetli olduğuna inandım. Sende Rafi gibi orduda kal”
    Hz. Semüre’ nin sevincine sınır yoktu. Koşa Koşa Rafi’ nin yanına giderek, onunla kucaklaştı.
    Kol kola girerek yola düştüler.
    Ashab-ı Kiram’ da çocuklardaki su iman kuvvetini, cihad aşkını konuşarak Uhud’ a doğru yürüdüler.