HAYATIMIZIN artık vazgeçilmezlerinden olan sosyal medyadaki paylaşımlar, gerçeği değil, algıyı yansıtıyor.. Algı giderek, 'gerçekmiş!' havasına bürünüyor, tartışmalar hayal ürünleri üzerinden yapılmaya başlayınca da, ortaya somut bir şey çıkmıyor.. Sosyal medyanın henüz keşfedilmediği dönemlerde 'Saat kulesinin dibinde söylediği yalana Lise Caddesi'nde turlarken kendisi bile inandı!' şeklinde bir tanımlama yapılırdı.. Durum aynen bu noktaya geldi.. Televizyonlarda yayınlanan diziler, 'gerçekmiş' gibi algılanıp, örneğin Ertuğrul Gazi'nin yerine dizi filmin başrol oyuncusu 'Ertuğrul Gazi' olarak algılanıyor, posterleri duvarları süslüyor..
Birisi bir paylaşımda bulunuyor, kendisine özgün.. Bir başkaları bunun üzerinden kendisine vazife çıkartıp, kimileri küfrün, hakaretin dibine vuruyor.. Kimisi de 'avukatlığa' soyunup, savunma yapıyor.. Hakim-Savcı rolünü üstlenip, sosyal medyada mahkeme kurup, yargılama yapanları hesaba bile katmıyorum...

 

KUTSAL TOPRAKLARDAN...

Allah Kabul etsin.. Birileri Hac vazifesini yerine getirmek üzere sırasının gelmesini beklerken, düzenlenen turlar aracılığı ile Umre ziyaretinde bulunuyor. Bir dönem, kutsal topraklarda namaz kılarken çekilen fotoğraflar, son dönemlerde de bir kağıt parçasına birilerinin ismi yazılıp, paylaşılma alışkanlığı peydah oldu.. Allah için yapılan ibadetin 'reklamı' olur mu?.. Bu konu beni aşar.. Cuma vaazında konunun uzmanları tarafından açıklık getirilmesi gerekir, düşüncesindeyim.. Ama bunların hiç birisi doğru hareketler gibi gelmiyor...

YAPILSIN, OLSUN...

Bu örnekleri çoğalmak mümkün.. Örneklerden birilerinin alınganlık göstermesi de doğal bir durum. Ama tüm bu 'şeklen' düşüncelerin olgunlaştırılması, toplumsal sıkıntılarımızın ciddi oranda artmasına neden olmaktadır.. Birileri çıkıyor, 'filanca mahalleye cami yaptıracağım' diyor.. Ama hiç kimse çıkıp da, 'Yahu o mahallede 3 tane cami var. Her bir cami de bir saf bile zor oluşuyor!' demekten çekiniyor.. Halbuki, yan mahallede, öteki mahallede veya köyde var olan cami yıkılmak üzere, yeni bir camiye ihtiyaç var.. Bunu gören, söyleyen olmayınca, bir tarafta cemaat yıkılmaya yüz tutmuş caminin avlusuna kadar saf tutuyor, diğeri cemaat bulmakta zorlanıyor, yenisi yapılmaya çalışılıyor.. 
Yapılsın da nasıl olursa olsun!.. Bu anlayışla ihtiyaçlarımızı karşılamak, taleplerimiz dile getirmemiz mümkün değil.. Bu durum israfı da beraberinde getirmektedir.. İsraf ise günahtır.. Bizler şekilcilikten uzaklaşıp, gerçeğe dönmek durumundayız.. Alınganlık yaparak, ne söylendiğini, ne yapılmak istendiğini anlamaktan uzak durup, söyleyeni yargılayıp, mahkum edenin daha fazla zararlı çıktığının bilinmesi gerekir...