Sözleşmelilerin kadroya alınması ve devlet memurluğuna adım atmış olmaları binlerce çalışanı mutlu etmiş, fazlasıyla sevindirmiştir.
Memleketini seven, görev aşkıyla çalışan ve bu aziz millete vefa duygusuyla görev yapan çalışanlar şahsınıza da saygı duymakta ve teşekkürlerini arz etmektedirler.
Bu teşekkürümüzün yanında arz etmek istediğimiz bir başka konu vardır. Binlerce çalışanı ilgilendiren ve mağduriyetlerini dile getiren bir arzdır bu…
Bildiğiniz gibi Diyanet Teşkilatında vekil imam- hatip, müezzin- kayyum ve fahri Kur’an Kursu öğreticisi olarak çalışan yavrularımız vardır. Bunlar yılın 5 ayında düşük bir ücretle çalışmakta, 7 ay boyu ücretsiz kalmakta ve sigorta- sosyal haklardan mahrum bırakılmaktadır.
Ülkenin her köşesinde çalışan, kadroya da dahil edilmeyen bu yavrularımız Kur’an Kursu öğreticisi ve din görevlisi olarak fedakarca hizmet etmekte büyük bir özveri içinde görev yapmaktadırlar. Bunların da kadro ile mükâfatlandırılması gerekir diye düşünüyoruz. Bir çok vekil imam ve müezzinler Kur’an Kursu öğreticisi olan yavrularımız kadro dışı bırakılmışlardır.
Ku’an Kursu öğreticileri kadrosuna 1996 yılından bu yana atama yapılmadığı için üç bin Kur’an Kursu öğreticisi ve binlerce vekil imam ve müezzin kayyum kadro beklemektedirler. Bunların mağduriyetlerinin giderilmesi insani bir haktır. Bu insanların hiçbir sosyal güvenceleri bulunmamaktadır. Aylık cüzi bir ücretle çalışmakta evlerini ve ailelerini geçindirebilmenin çabasını sarf etmektedirler.
Fahrilerin çalışma şartları çok ağır hem de maddi yönden mağdurlar. Görev yaptıkları yerler evlerine bir hayli uzak olup, gelip gitmeleri sıkıntılı,  iş yerine ulaşım zorlukları vardır. Bunların bazıları birkaç vasıta değiştirerek iş yerlerine ulaşabilmektedirler. Çalıştıkları sürece ücret alıp, tatil dönemlerinde ise hiçbir ücret alamamaktadırlar. Sigorta sorunları da uzun yıllar devam ediyor.
Sıkıntı ve stres ile gelecek kaygıları görev yapmalarını zorlaştırmakta, yarınlarından emin olamamaktadırlar. İçlerinde yüksek okul mezunu başarılı gençler da mevcut olup hayatın acımasız çarkı arasında ezilip gitmektedirler. Yani sizlerin himmetine ihtiyaçları vardır. Çoğunun KPSS ve yeterlilik belgeleri mevcuttur. Özveri ve sabırla yaptıkları görev Türk Milleti ve Yüce dinimiz adınadır,  gayretleri de takdire şayandır.
Sayın Başbakanım, size arz etmeye çalıştığım konuyu bana bizzat gelerek çalışma şartlarını detayları ile anlatan yavrularımızın ricası olarak ele almak istedim. Sıkıntıları yüreğimi acıttı, mağduriyetleri içime bir hüzün olarak çöktü. Alın terine ve emeğe saygı duyan birisi olarak onların dertlerden bi haber  kalamazdım!...
Sonucu bilmiyorum amma, bu konuda çabaların olduğunu biliyorum. Bazılarının kadroya alınma durumu gündeme gelmiş sonra vazgeçilmiş. Son nokta şahsınıza bağlı onu da biliyorum.
Anlatılanlar yüreğimi acıttı dedim. İssiz, mağdur gençleri de çok dinlemiştim. Aile ocaklarına düşen ateş insan olan herkesin vicdanını sızlatıyor bundan da eminim.
Onları dinleyince konuya vakıf oldum ve şahsınızı bu konularda bilgilendirmek istedim. Elbette iş bekleyen, evine ailesine ekmek götürmeyi isteyen, ailelerine yük olmak istemeyen binlerce genç işsiz yavrularımız var onu da biliyorum.
“Ahmet Hoca her şeyi yazıyorsun ama bizim yavrularımıza iş istiyoruz…” diyen çok insanla karşılaştım.
Elbette işsizliğin toplumda  ciddi bir yara olduğunu da kabul ediyorum.
Bu gençlerin dertlerini dinleyince yüreğinize bir sızı çöküyor ılık ılk bir şeylerin içinize aktığını hissediyorsunuz. Bi şey yapamamanın ezikliğini yaşıyorsunuz.
İmam , müezzin kayyum- Kur’an Kursu öğreticisi deyince içinize çöken sıkıntı bir başka oluyor. Bunlar toplumun huzur ve refahı için çalışan insanlar. İnsanların manevi dünyasına hitap ediyorlar. Onların mağdur edilmelerine hiçbirimizin gönlü rıza göstermez. Sözümün özü şu ki: Yeni kadro tahsisinde bunlar unutulmasın. Mümkünse seçim öncesi müjdesi gelsin deriz. Onları sevindirmek ve mutlu etmek demek milleti ve Hakkı sevindirmek demektir ben böyle düşünüyorum, Saygılarımla…