GAZETE Bürosunun ikinci katındaki masamda oturmuş, ‘bugün ne yazacağım!’ diye kara kara düşündüğüm bir saatte, açık olan büro kapısından her zaman olduğu gibi kafasını uzatıp, ‘Nerde bu sakallı!’ diyerek, yüksek sesle konuşan, tanıdık sesin sahibini görebilmek için yerimden kalktım. Asma kattan kapıya doğru baktığımda sırtına çapraz astığı çantası yetmiyormuş gibi, elinde ters tuttuğu okul çantasıyla duran Ertuğrul Kapusuz hocamla göz göze geliverdik. Boşta kalan elini sallayarak, ‘sen otur böyle, bende bomba haberler var, çay ısmarlarsan gelir anlatırım’ derken, adımını da içeriye atıp, asma katın merdivenlerine çoktan yönelmişti bile. Katı çıktı, elimi uzattım. Tokalaşırken, ‘bu haber aslında tandır kebap eder ama şimdi karnım tok, sadece çay ile yetineceğim amma bir dahaki sefere kebap olmadan olmaz!’ diyerek, oturdu koltuğa, soluklandı... 
Çayı geldi. Yudumlarken, elindeki çantayı iki bacağının arasına yerleştirip, çapraz taktığı çantasını kucağına yatırdı, içerisini biraz karıştırıp, fotoğraflar çıkarttı. Kendisinin de bulunduğu, pantolonunun paçalarını diz kapağına kadar sıvamış, ırmak içerisinde yürürken çekilen fotoğraflara bakarken ‘neresi burası hocam?’ sorusunu yönelttim. ‘Hele hepsine bir bak, çayımı içeyim, sen ikincisini söyle!’ diyerek, sorumu yanıtsız bıraktı. Fotoğrafların sonuna geldiğimizde kaya üzerine oyulmuş, dev bir kaya kabarmasını görünce heyecanım ve merakım daha da arttı. Tekrar ‘hocam burası neresi?’ sorusunu yönelttiğimde, ‘sabret hele, boğazımı yakacaksın, anlatacağım’ dedi. Devamında, ‘Burası Aydıncık ilçesinin Kazankaya Beldesi. Çekerek ırmağının geçtiği bir kanyondaki kayalara kazınmış olan bu kabartma Av Tanrıçasıdır. Tesadüfen bir köylü keçilerini otlatırken, keçilerin yediği sarmaşıkların altından çıkmış. Çok değerli bir bulgu’ diye, konuya giriş yapıp, özetledi. Fotoğrafları, bilgileri alıp, bağlı bulunduğum Hürriyet Haber Ajansı’na servis ettim. Hürriyet gazetesinin arka kapağında renkli olarak yayınlandı...
DOĞA VE TARİH
Asma katta tek başıma oturuyorum. Telefon çalmaya başladı. Herkes yemekte olduğu için telefonu ‘alo’ diye açtım. Telefonun diğer ucundaki sesin sahibi kendisini tanıtmadan ‘Seyfi beyi aramıştım!’ dedi. ‘Benim, buyuru’ karşılığını verdiğimde telefonun diğer ucundaki sesin sahibi kendisini tanıtırken, ‘Kazankaya Belediye Başkanıyım, ismim Celal Kılıç, emekli astsubayım’ diye devam etti. Hürriyet gazetesinde çıkan haber nedeniyle aradığını, benimle yüz yüze görüşmek istediğini belirtip, uygun olup, olmadığımı sordu. Uygun olduğumu söyledim. Yozgat’ta ise gelebileceğini ifade edip,  gazetenin bürosunu tarif ettim. Geldi, oturdu, hoşbeşin ve ikinci kez tanışmanın ardından Kazankaya Kanyonu hakkında bilgiler verip, burasının turizme kazandırılması gerektiğini heyecanla anlatmaya başladı. Başkan Kılıç, kanyonun koruma altına alınmasını talep ettiklerini, bunun üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan ayrı ayrı gelen ekipler tarafından rapor hazırlandığını vurguladı. Hitit dönemine ait yerleşim yeri kalıntılarıyla birlikte doğal güzelliğe sahip kanyon içerisinden 35 ayrı kuş türünün varlığının belirlendiğini, kanyon içerisinden geçen Çekerek ırmağında ise nesli tükenmekte olan Su Samurlarının yaşadığının saptandığını ifade etti. Bölgede her iki bakanlık tarafından yaptırılan ön araştırmalar ile kanyonun doğal ve tarihi özelliklerinin ortaya konulduğunu belirten Kılıç, ‘Turizme kazandırılması için hazırlanan raporlar doğrultusunda bölgenin koruma altına alınacağı günü bekliyoruz’ diyerek konuşmasını sürdürdü...
TARİHİ ÖZELLİK
Kanyonun doğal güzelliklerinin yanı sıra, tarihi öneminin de bulunduğunu vurgulayan Kılıç, konuşmasını ‘Bölgede yapılan araştırma ve inceleme raporlarına göre, Kazankaya Kanyonu, Hitit döneminde yerleşim yeri olarak kullanılmıştır’ diyerek başladı. Devamında, ‘Kanyonun iç kısmında o döneme ait kalın bir sur ve kale bulunmaktadır. Kanyonun üst kısımları yerleşim alanı olarak kullanılırken, alt kısımları daha çok dinsel içeriklerde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kanyon yurdumuzda tek örneği olan ve Friglerde bolluğu ve bereketi simgeleyen (Tanrıça Kibele) kaya kabartmasını içinde barındırmaktadır. Kabartma heykel yakınlarında kayalarda (Kaya Mezarı) diye tahmin edilen çeşitli oyuklar bulunmaktadır. Merdivenli mağaranın ise o dönemde Kral hazinelerini saklamak için kullanılmış olabileceği düşünülmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bölgeyi sit alanı olarak ilan etmesi durumunda burada yapılacak yüzey araştırması ve kazı çalışmalarıyla Kanyonun tarihi gizemi de ortaya çıkacaktır’ ifadelerini kullandı...
SU SAMURLARI
Kılıç, bölgede çok sayıda bitki, hayvan ve kuş türünün bulunduğunu, başka bir araştırma ile saptandığını kaydetti. Bölgede çoğunluğu nesli tükenmekte olan 35 ayrı kuş türünün varlığının saptandığını vurgulayan Kılıç, kanyon içerisinden geçen Çekerek ırmağı sularında nesli tükenmekte olan Su Samurlarının yaşadığının saptandığını anlattı. Kılıç, ‘Yapılan araştırma sonucunda Su Samurlarının kanyonun iç bölgelerinde yaşadıkları belirlendi. Belde halkımızda duyarlı davranarak, bölgede av yapmadı. Böylece Su samurlarının sayısı arttı. Şu anda 10 civarında su samurunun bulunduğunu tahmin ediyoruz’ diyerek, konuşmasını sürdürdü...
Anlattıkları kayıt altına aldım. Beldeye gelip, fotoğraf çekmek istediğimi söyledim. Başkan Kılıç, ‘ne zaman istersen başım üstünde yerin var. Ama ben şimdi Ankara’ya gidiyorum. Dönüşte görüşelim, istersen seni aldırır, gezdirir, tekrar getiririm’ dedi. Bazı fotoğraflar verdi. Haberi yerel düzeyde değerlendirdim. Ardından bağlı olduğum Hürriyet Haber Ajansı’na da servis ettim. Dediği gibi Ankara dönüşünde aradı. Hazırlığımı yapıp, birlikte Kazankaya’ya gittik. Fotoğraflar çektim. Çekerek ırmağında suyun yükselmesi nedeniyle fazla ileriye gidemedik. Çekebildiğim fotoğrafları tekrar ajansa gönderdim. Bir süre sonra ise Dünya Atlası Dergisi'nden bir ekip gelerek, bölgede geniş çaplı haber/fotoğraf çalışma yaptı, dergide geniş yer verildi...
DOĞA SPORLARI
Bir yıl sonra tekrar Kazankaya Beldesine gittiğimde 'Kazankaya Kanyon Festivali' etkinlikleri vardı. Dağcılık Milli Takımı da kanyona kamp yaparak, uluslararası tırmanma yarışmalarına katılmak üzere çalışıyorlardı. Belediye Başkanı Celal Kılıç, bu kez yanıma bölgeyi bilen bir kişi verip, gönderdi. Kanyonun derinliklerine kadar inebildik. Su seviyesi yüksek ve oldukça dalgalı olması nedeniyle tek yönden, keçi yolundan ilerleyerek, dağcıların kampına ulaştık. Keçi yolunu takip ederek giderken, doğal güzellikler, bitki çeşitlerinden gözümü alamıyor, fotoğraf çekerken, yeterli renkli ve siyah/beyaz filmin olup olmadığını kontrol ettiğimde, tedbirli omam gerektiğini anladım. Ayağımı yorganıma göre uzatarak, geziyi noktaladım...