Zorlu kış şartlarında vatan savunması yaparken şehit düşen Mehmetleri anmak ne güzel.
Onların imanlı mücadelesini hatırlamak, anılarını genç nesle aktarmak ve onlar gibi olmasa da bir nebze üşüyüp, aziz vatanın kıymetini anlamak…
Hepsi güzel duygular, yeni nesle aktarılması gereken tarihi görev ve sorumluluklar.
Buraya kadar güzel de ya bu anma törenlerinde bilinçsiz konuşmaların altına imza atanlara ne demeli?
Tarihi gerçeklikten bir haber, kulaktan duyma, politik, yaranmışlık kurgulu konuşmalar…
İlçelerde, ilimizde ve farklı illerde yapılan etkinliklerde mikrofonu eline alan şahsiyetlerin konuşmalarını irdeliyorum, birçoğunun dilinden şu cümleler dökülüyor “Hayalci Enver Paşa’nın, hayalleri yüzünden!...”
Tüm vebali Enver Paşa’nın üzerine yüklüyorlar.
Tarihi okuyan yok, harekatın gerekçelerini irdeleyen yok…
Hepsi bir yana Enver Paşa, hayalciliği yüzünden dahi suçlanıyor.
TBMM’de bir gün Bülent Ecevit, Erbakan’ı hayalci olmakla suçluyor, Ecevit’in eleştirilerine yanıt vermek üzere kürsüye gelen Erbakan, Ecevit’e “Evet hayalciyiz, teşekkür ederiz. Hayal çok kıymetli bir şeydir. Hayal etmeden hiçbir şey yapılamaz…”
Enver Paşa’nın da imparatorluğu kurtarmak ve diriltmek adına büyük hayalleri vardı.
Sarıkamış Harekatı ile ilgili tarihçilerin konuşması daha doğru olacaktır.
Ancak şuna dikkat edilmelidir ki, çocuklarımıza ve gençlerimize tarihi hakikatler anlatacaksanız, işin hakiki boyutunu göz ardı etmeyiniz.
Büyük bir yazar Sarıkamış Harekatı ile ilgili dün şöyle bir yorum yapıyor:
“Vatanın kurtuluşu, milletin selameti uğruna, donmuşuz, yanmışız, ne gam!”
Birde O Enver Paşa’ki Osmanlı’yı kurtarabilmek uğruna, Türkistan dağlarında atının üstünde şehit olmuştur muhterem.
Bunları bilmeden, okumadan büyük bir Osmanlı paşasının ardından sallamak…
Takdir milletindir.
KAR YAĞAR BEYAZLANIR
Kar yağar beyazlanır, geceler ayazlanır diye başlayan güzel bir türkü vardır.
Yozgat’a da dün Allah’a şükür güzel bir kar yağdı ve her yer beyaza büründü.
Ulusal basında kar yağışına ‘Beyaz felaket’ diyorlar.
Biz İleri Gazetesi ise ‘Beyaz rahmet’ demeyi tercih ediyoruz.
Kar yağdı dağ- taş bayram etti.
Dereler çağlayabilmek için güç depoladı.
Doğa kar yağışından kendi adına ziyadesiyle memnun.
Zira, rabbimizin takdiri ve kudretiyle ne Çamlık’ta bir Kızıl Tilki aç kalır, ne de gölet altında bir balık…
Ancak aç kalan insanımız vardır elbette.
Komşumuz.
Akrabamız.
Onlara da sahip çıkmak biz kullara düşüyor.
İşimiz sadece elleri semaya kaldırıp, açta ve açıkta kalanlara yardım dilemekle sonlanmıyor.
Yanınızda ve yörenizde yalnız yaşayanlardan haberdar olunuz.
Yaşlı ve kimsesizleri lütfen bu mevsimlerde daha sık ziyaret ediniz.
Fakir olan ailelerle muhabbetini bu mevsimlerde daha fazla sıklaştırınız.
Keşke mesele bunlarla da hallolsa…
Suriyelileri, mültecileri, evsizleri hatırlayınca…
Neyse, burada noktalıyorum.
Ya Rabbi kimsesizlere yardım et.
Amin!...