Yüksek bir toplum olan Türk milletinin tarihi bir özelliğide güzel sanatları sevmek o doğrultuda yükselmektir. Bundan dolayıdırki. Türk milletinin yüksek karakterini büyük çalışkanlığını doğuştan gelen zekasını ilme olan bağımlılığını hele hele güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik beraberlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önemlerle geliştirmek milli idealimiz olmalıdır.
Toplumlar ise olgunlaşıp yerlerini alabilmek için ihtiyaç duyulan bazı şeylere muhtaçtır. Bir uluski resim yapmaz bir ulus ki heykel yapmaz bir ulus ki sanatsal eğilimlerle başarı sağlamaz bir ulus ki teknikten yararlanmaz itiraf etmeliki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Oysa bizim ulusumuz gerçek nitelikleriyle medeni ve ileri olmaya layıktır ve olmalıdır.
Bu vasıf ve becerilerin ise arka bahçesi devlettir. Bu olguların yerine getirebilinmesi için toplum nabzını iyi tutup geleceği ona göre yönettmek gerekmektedir. Sadece ve sadece okullarımızda eğitim ve öğretim seviyesini yükseltmek 4+4+4 mantığı ile destekleyici olmak kafi olmaz.
Bu mantık sadece müfredat ve öğretim bilgilendirme ile ilgilidir. Bireylerdeki sanat ve beceriler ise tamamen teşkil ettiği var olan nitelikleri sanata dönüştürüp piyasaya aktarıp yayan ise devlet olmalıdır.
Sanata meyilli olan bu bireyler devlet tarafından önleri açık olmalı sanat okulları halk eğitim merkezleri çırak sanat mesleklerimiz yer yüzüne çıkartılmalıdır.
Ayrıca sanayi alanında esnafa ve sanat erbaplarına rdestek olunup sanat faaliyetleri oralarda da destek görmelidir. Az kalmış olan küçük atelyelerde sanatkarın elinden sanatkar çıraklar kalfalar çıkmalı. Böylelikle değerlerimiz yüceltilmelidir, yoksa hayat damarlarımızdan pek çoğu kopmuş demektir.
Bariz olarak tüm yurtta oldğu gibi ilimizde de pek çok insan ve gençlik başı boşluktan sıkıntı halindedir.
Pek çoğu yapılan anketlerde tutunacak dal arıyor ama bulamıyor. El becerilerini sevrgilemek isteyen bu gençlik maddi ve manevi olarak doyurulmuyor. Cadde ve sokaklar rezalet içinde elinden tutulmayan bu gençliğin sadece yaptıkları ahlaksızlık saygısızlık cahillik ve sonucu ise topluma zararlı kişiler olarak ortaya çıkıyor.
İşsizlik dağlar kadar büyüyor. Sonu ise toplu isyanları oluşturuyor. Nitekim yok olmaya baş gösteren milletlerinde sonları böyle olmamışmıdır.
Bu beceri isteyen sanatsal desteği vermeyen devlet her nedense akıllı, bir iş yapmış gibi aış olmayana aş, erzakı olmayan erzakev ihtiyaçları olmayana ev ihtiyacı odun ve kömürünü olmayanları odun kömür vs sonu işsizlik ve tembellik, kimin eli kimin cebine gidiyor anlayışıyla doğru bilinen bu yanlışlar nereye kadar gider bilinmez. Devlet olarak balık tutmayı öğretseniz olmaz mı?
Buna benzer pek çok nedenlerdendir ki. İlimiz Yozgat sanayisi ve esnaflarımız çırak kalfa ve yetişecek sanat gençliği bulamıyorlar. Azda olsa var olan ustalar sanatlarını gençliğe geleceğe aktaramıyorlar. Saz yapımcısı İlhan usta, Çerçeve yapım ve sanatkarı Selehattin usta, Ressam İsmail usta, kaportacı Hayrettin usta, terzi Yaşar usta ve pek çokları bunlara örnek teşkil etmektedir.
Ayrıca ticari bir anlayışla istenilen boyutta olmadığını görüyoruz. Yozgat esnafında aynı sıkıntılar içindedir. ub esnaflar iş yerlerinde çalışacak kalifiye eleman bulunmadıkları gibi çalışıp normal boyutlarda elemanda bulunmamaktadır.
Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, name ile olursa müzik, nakş ile olursa ressamlık, naht ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. Ne mutluki bu dallarda hizmet edip sanatı kucaklayanlara.