Yozgat’ta düğün demek; sadece iki kişinin birleşmesi değil, iki sülalenin, iki köyün ve koca bir kültürün şanlı Türk bayrağı altında kucaklaşması demektir. "Ağız yoklama" ile başlayan, "şerbet" ile tatlanan ve yedi düvele duyurulan Yozgat düğünleri, Anadolu’nun en renkli ve en derin geleneklerine ev sahipliği yapar. İşte "Allah’ın emri" diyerek yola çıkanların, bayrak sualiyle terleyen yiğitbaşlarının ve sevda türküleriyle övülen gelinlerin hikâyesi...

"Ağız Yoklama"dan "Bitirim Dünürlüğü"ne
Yozgat’ta evlilik süreci büyük bir nezaketle başlar. Önce sessizce gidilen "Ağız Yoklama", ardından aile büyüklerinin katıldığı "Dünür Gitme" gelir. Karar kesinleştiğinde hoca eşliğinde içilen kahveye "Bitirim Dünürlüğü" denir ki bu, artık dönüşü olmayan kutsal bir yolun ilk adımıdır.
Nişan ve "Kayıt Görme" Telaşı
Nişan öncesi yapılan alışverişe Yozgat ağzıyla "Kayıt Görme" denir. Geline alınan "beklik" (yüzük) ve akrabalara dağıtılan "yolluklar" bu sürecin bereketidir. Nişan günü iki kadın, başlarının üzerinde taşıdıkları sinilerle (üzerinde lokum, kına ve çerezlerle) kız evine adeta bir görsel şölen eşliğinde giderler.
Baş Övme: "Ayrılık Anam Ayrılık..."
Nişan ve kına gecelerinin en hüzünlü anı "Baş Övme"dir. Gelin adayı kıbleye çevrilmiş bir sandalyeye oturtulur ve ehil bir kadın tef çalarak o meşhur türküyü söyler. Bu türkü, kızın baba evinden ayrılışının ilk resmi hıçkırığıdır:
"Elimi soktum astara, elimi kesti testere / Mevlam şirinlik göstere, kız anam kınan kutlu olsun..."
Şeref ve Cesaret Sınavı: Bayrak Suali
Yozgat düğünlerinin en epik anı, köy girişindeki "Bayrak Suali"dir. Kız tarafının delikanlıları tepeye dev bir Türk bayrağı diker ve damat tarafının yiğitbaşını durdurur.
- Soru: "Nereden gelip nereye gidersiniz?"
- Cevap: "Hıdırlardan gelip hazırlara gideriz." Bu manilerle süslü söz düellosunu kazanamayan damat tarafı, "heybe yolu" (hediye) vermeden köye giremez. Bu gelenek, düğünü bir eğlenceden öte, bir zekâ ve yiğitlik sınavına dönüştürür.
Koç Bağışından Çanak Kırmaya: Gelin Eve İniyor
Gelin oğlan evine geldiğinde hemen inmez; kaynana ve kayınbabanın "ağırlığı" beklenir. Genellikle bir koç veya tosun bağışlanmadan araçtan inilmez. Kapı eşiğinde kırılan çanak ve tüttürülen üzerlikler ise yeni yuvayı kem gözlerden korumak içindir.








