Çocukları sorduğunda ne cevap verecekti onlara? Babasını nasıl anlatacaktı?
Ya tepkisiz kalan annesini? Ahiret’te ne cevap vereceklerdi peki Allah’a? Nasıl savunacaklardı kendilerini? Adaletsiz davranan bu insanlar Allah’tan nasıl adalet umacaklardı? Evet Allah adildir.Hem de hiç kimsenin olmadığı kadar.Nihayet akşam olmuş baba da gelmişti işten.Öylesine sarıldı vücudunun pek çok yerinde imzası bulunan oğluna.Yavuz da ona yönelirken ürkekti,titrekti.Aniden dövmeye başlamasından korkan bir hali vardı ama artık imkansızdı bu.
Yavuz o gün hep gözlemledi.Yaşadığı bu ev,onun isteği dışında anne-baba ve kardeşi olan bu insanlara baktı uzun uzun.Fatihin anne-babasına davranışlarına baktı.Hakaret ediyor,küfrediyordu.Emirler yağdırıyordu onun için çırpınan bu insanlara.Oysa o bir kere bile karşı çıkmamıştı onlara.Bir kere bile saygısızlık göstermemiş, sürekli saygılı davranmıştı onlara.Oysa Fatih annesine emirler yağdırıyordu sürekli.Yavuz annesine sofra kurarken yardım etti.Yaşlanmış ve bezgin haline dayanamadı.Sofraya oturmuşlardı ki Fatih bağırmaya başlamıştı.
- Neden bir bardak getirdin? Ne biçim sofra bu? İnsan ol biraz ya.Git bir bardak daha getir.
Yavuz şaşırmıştı.Yutkundu.Bir şeyler söylemek istese de sabretmek daha iyidir dedi.Kabahat onda değil,onu bu hale getirenlerdeydi.Hastalığından eser kalmamasına rağmen yine onu kullanarak anne babasına hükmeden bu insanda tıpkı babasını hatırlattı ona.O gece pek bir şey konuşmadan yattılar.Aslında hesap sormak istiyordu onlara.
- Neden beni hiç aramadınız? Neden hiç para göndermediniz? Hasta olup olmadığımı hiç merak etmediniz mi? Neden? Neden?
Hiç birini soramadı.Gerek duymadı belki de.Ne yararı olurdu ki sormasının? Zamanı geri alamayacağına göre ne işe yarardı ki hesap sormak?
- Sessiz kalmak en doğrusu.Sessiz kalıp uygun bir şekilde burayı terk edip gitmek. Diye geçirdi içinden.
Sabah olunca ilk olarak iş bulmaya karar verdi.Ama bu o kadar zordu ki.Böylece haftalar geçmiş o çok aramasına rağmen hala bir iş bulamamış,anne ve babasının hakaretleri yavaş yavaş başlamıştı.Ve Allahın izniyle çalışabileceği bir iş bulmuş genellikle işe yürüyerek gidip geliyor yol parasına kadar biriktiriyordu.Evlenme yaşının geldiğini düşünse de ailesinin yardım etmeyeceğini bildiğinden dolayı kendi çabasıyla bir şeyler yapabilmek için sürekli gece gündüz çalışıyordu.Eve de para veriyordu ama annesi onun biriktirdiği paraya göz dikmişti.Bir gün yine işten geldiğinde Yavuzu bir kenara çekerek nasihate başladı;
- Bak oğlum bu paraları bu şekilde biriktirmen iyi değil.Değer kaybediyor bunlar.İstersen sen onları bilezik yaptır.Ben takarım.Hem evden çalınmamış olur.Hem de düğünün olacağı zaman onları bozdurarak ihtiyaçlarını giderirsin.
Yavuz çaresiz kabul etti.Kendisine nasihat verecek,doğruyu gösterecek,onun yanında olan birilerinin olmasını çok istediğinden, bu teklifin de onun için hayırlı olduğunu düşünmüştü.Ertesi gün,canını dişine takarak biriktirdiği geleceğine yaptığı yatırımı bilezik olmuş,onu döven,hırpalayan,azarlayan,kıyaslayan annesinin kolundaki yerini almıştı.Dirseğine kadar gelmişti bu bilezikler.
Yavuz bu arada hem çalışıyor,hem de kendini geliştirmek için kitaplar okuyor,bir şeyleri doğru yerden öğrenmek adına sürekli koşturuyordu.Ve nihayet seneler sonra kendi gibi düşünen birini tavsiye etti bir arkadaşı.Görüşmeler sonunda evlenmek üzere anlaştılar.Fakat ailesini ikna etmesi gereken Yavuz bunu bir türlü yapamıyor sürekli onlarla karşı karşıya geliyordu.Çok fazla dindar buldukları gelin adayını istemeye gitmek imkansızdı.Ve son gün Yavuz senelerdir yapmak isteyip te yapamadığını başardı.Onlarla konuşmaya karar verdi.Akşam yemeğinden sonra anne ve babasını karşısına alarak başladı konuşmaya;
Anne-baba.Ben sizden şimdiye kadar kendi adıma bir şey istemedim.Her ihtiyaç duyduğumda yanımda değildiniz.İhtiyaçlarımı hep başkaları karşıladı.En zor anlarım da bile,size en fazla ihtiyaç duyduğum anlarda bile hiç yanımda olmadınız.Beni dünyaya getirmeye vesile olan iki insan olarak sizden ilk ve son kez bir şey istiyorum.Emin olun bunu ben yapabilseydim veya bir başkasına yaptırabilseydim sizden asla istemezdim.İlk kez bana analık babalık yapın bu sizden son isteğim.Anne ve babası uzun süre düşündükten sonra bir kere kızın evine gidip istemeyi kabul ettiler.Ama babanın bir şartı vardı, hışımla söze atıldı;
Bak ama sadece bir kere giderim.Bir daha asla gitmem.Ne halin varsa gör.Yavuz ailesiyle ilk kez gidip isteme işlemini yaptılar,kızın ailesi olgun insanlardı ve zorluk çıkarmadan;
Onlar istiyorsa bize laf düşmez.Haklarında hayırlı olur inşallah.Gelin adayı içeri girip bir şeyler ikram ettiğinde baba sinirli bir şekilde baktı oğluna.Örtülü bir gelin istemiyorlardı.Hele birde bu şekilde fazla örtülü olunca iyice sinirlenmişti.Anne aslında Namaz kılmasına rağmen oda çok hoşnut değildi bu işten.Yavuz kendi çabasıyla evi tutup,birkaç eşya aldı.Kendilerini zorlamadan basit bir düğün yapacaklardı.Ailesi Yavuz’u bir kez daha şoka sokup ihtiyaç duyduğu zaman vereceklerini söyledikleri bilezikleri vermemişti.Kız, Yavuz’un durumunu bildiği ve onun üzülmesini istemediği için kendi bilezik takmaktan hoşlanmadığını söyleyerek onları almamasını, annesine hibe etmesizi istedi Yavuzdan.Yavuz hayran olmuştu bu olaya.Şimdiye kadar ailesi ondan ne koparabilirlerse kar sayarlarken karşısında evlenmeyi düşündüğü kız,hiçbir şeyin önemli olmadığından Allah’ın ileride daha fazlasını verebileceğinden bu dünya malının gelip geçici olduğundan söz ediyordu.Hatta daha da ileri giderek Ebu zerin sözü gibi diyordu. Biz en güzel eşyalarımızı gerçek dünyamıza göndeririz - Çok sevindi Yavuz.Hayatı boyunca ilk kez birileri onu kişiliğinden dolayı takdir ediyor,dünya menfaatini boş gördüğünü önemli olanın sadece Kurani bir yaşam olduğundan söz ediyordu.
Zor şartlarda evlenip yuvalarını kurmuşlardı bile.Yavuzun ailesi yine onunla ilgilenmiyor sadece Fatihle ilgileniyordu..Nihayet Fatihte biriyle tanışmış ve eve getirmişti.Bu Yavuzun babasının istediği gibi yarı çıplak dolaşan birini buldu Fatih ve aniden düğünsüz bir şekilde getirdi eve.Uzun bir süre beraber yaşadılar.Tabi Fatihin hakaretleri ve karısına bile iş yaptırmaması ipleri iyice koparmıştı ki,Fatih evin tapusunu bir şekilde üzerine alarak iyice yaşlanan anne babasını evden kovmuş bir daha da asla onların yüzüne bile bakmamıştı.Ve aylar sonra evi sattıklarını karısının da ev parasıyla beraber kaçtığı haberi şok etkisi yarattı Fatma hanımda.
O biricik oğlu,kıyamadığı,hiçbir kötülüğü konduramadığı oğlu hastaneye kaldırılmıştı.Yavuz,hem anne ve babasına bakıyor hem de hastanedeki kardeşiyle ilgileniyordu.Ama bir kere bile onların yüzüne vurmadan bir görev olarak adletmişti bu işi.Çünkü o,sabrı kaynağından öğrenmişti, insanlığı, şefkati, yardıma koşmayı,karşılıksız,hiçbir şey ummadan sadece Allah rızası için mücadele etmeyi inandığı dinden öğrenmişti.Hayat o kadar farklı gelişiyordu ki, bir anda belki de kendisi hiç ummadığı bir insana muhtaç kalabilirdi. Hayat bu, her an her şey olabilir. Allah her birimizi farklı şekillerde imtihan ediyor.Bunu bu şekilde bilmek ve bu şekilde inanmak ne büyük lütuf...