Bu yıl büyük ümitlerle başladığımız Bölgesel Amatör Lig 4. Gruptaki maceramız, ne yazık ki mutlu son ile tamamlanamadı.
Temsilcimiz Sorgun Belediyespor, Play Off maçları 1. Turunda oynadığı İstanbul Halide Edip Adıvar Spor Kulübü’ne penaltı atışları sonucunda 4-3 yenilerek elendi.
Sorgun ve Yozgat’tan yaklaşık 2 bin 500 kişinin izlediği maçın kesin olarak üstün olan tarafı bizdik. Oyuna da çok güzel başladık. Rakibimiz ise, hiç de gözümüzde büyüttüğümüz gibi bir takım değildi.
Şimdi birileri çıkıp, şöyle diri, böyle iyi bir takıma elendik falan demesin. Bu sözler ancak elenmemize kılıf olabilir. Ben kesinlikle şunu söylemek isterim, elenebileceğimiz en kötü takıma elendik. Peki kötü mü oynadık. Kesinlikle hayır. Maçın ilk yarısının ilk 30 ve ikinci yarının da ilk 30 dakikasında tamamen üstün olan taraf bizdik. Öyle ki maçın başlamasının hemen ardından ilk 10 dakikada ele geçirdiğiniz üç pozisyondan yararlanamazsanız, bu sonuçlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. İlk 10 dakikalık periyodun ardından birkaç dakikalık bir suskunluk ve ardından yine bizim takımın atakları. Öyle ki, rakip takımın hocasının maçın başından itibaren kendi kale arkasına ısınmaya gönderdiği Muhammet, adeta bir teknik direktör gibi takım arkadaşlarına kale arkasından taktik vermeye başladı. Muhammet, kalecilerine söyledikleriyle, “biz bu maçı berabere bitirmek zorundayız. Adamlar iyi ataklar yapıyorlar. Özellikle 7 numaralı Emre, her pozisyonda topa vurabiliyor. Onu iyi marke edin. Yoksa başımıza bela olacak” türünden uyarılarda bulundu. Hatta, “bu oyuncuyu nereden bulmuşlar” diye arkadaşlarına da sordu. Kısacası bu takım Ankara’ya beraberliğe razı gelmiş bir takım görüntüsü verdi.
Bizim takıma gelince, o kadar motive olmuşlar ki, bu durum onlara motivasyondan çok stres getirmiş. Tribünlerdeki 2 bin 500 taraftarın,  maçın başından sonuna kadar verdiği destek bile onları stresten kurtarmaya yetmedi. Bu stres altında, topu hep havadan defansın arkasına atarak oynamaya, pozisyon yakalamaya çalıştılar. Oysa maç içerisinde geliştirdiğimiz ataklarda görüldü ki, ne zaman yerden oynayıp atak geliştirsek, rakip kalede tehlikeli olduk. Bir de bu duruma bir an önce golü bulalım düşüncesi eklenip, golün gelmesi gecikince, stres daha da arttı. Stres artınca da hatalarda çoğaldı. Maçın ilk yarısının son 10 dakikasında kalemize yüklenen rakip forvet oyuncuları, bizim bu telaşımızdan yararlanarak, tehlikeli ataklarda geliştirdiler. İşte böyle bir atakta topu bir türlü kalemizden uzaklaştıramayınca rakip takımın en etkili adamı Tayfun, bizim takımın en başarılı ismi kaleci Erkut’un sağından uzanamayacağı köşeye topu göndererek takımını öne geçirdi.
Maçın ikinci yarısının mutlak hakimi ise yine bizdik. Hemen maçın başlarından itibaren rakip takımın kalesine yüklenmeye başladık. Üst üste geliştirdiğimiz ataklarda rakip takımın başarılı file bekçisi Özgür, bizim golcülerimize kalesini kapatınca, beklenen gol bir türlü gelmedi.
-Maçın yan hakemi
yanlı davranıp golümüzü vermedi
Ancak 50. Dakikasından sonra ataklarını daha da sıklaştıran Sorgun Belediyespor 57. Dakikada aradığı golü buldu. Bu dakikada Hanifi’nin kullandığı serbest vuruşta Metin Telle kafa ile topu kaleye gönderdi. Top üst direğin hemen altından 25-30 santim kale çizgisini geçti. Filelere temas etmekte olan topu kaleci Özgür hemen çıkarmak isteyince, parmakları fileleri parçaladı. Ancak topu da dışarı çıkardı. Bu pozisyonda oyuncularımız gol diye yardımcı hakeme koşarken, maçın orta hakemi ise yardımcıya bakarak kararını bekledi. Yardımcının orta çizgiye hareketlenmediğini gören orta hakem golü vermedi. Kale arkasında pozisyona çok yakın olan Halit ve ben topun tamamının çok net bir şekilde çizgiyi 25-30 santim geçtiğini gördük. Bırakın bizi, top toplayan çocuklar bile topun geçtiğini gördüklerini söylediler. Pozisyon sonrası yetkililer 2-3 dakika filelerin tamiri için çalıştılar. Gol değildi de o fileler niye yırtıldı, yetkililer birkaç dakika neden filelerin tamiri için çalıştılar. Bu pozisyon çok net bir şekilde gol idi. Ancak bunu bizim söylememiz yetmiyor, hakemin söylemesi gerekiyordu, o da söylemedi.
Bu pozisyonun ardından ataklarını daha da artıran takımımız 61. Dakikada golü buldu. Ancak golden sonra yorulan bizim takım, ilerleyen dakikalarda oyundan düştü.
Orta oyunu şeklinde geçen son 10 dakika ve uzatmalarda doğru dürüst bir pozisyon yaşanmayınca normal süre ve uzatmalar 1-1 berabere sonuçlandı.
Bu durum bizim hiç istemediğimiz bir durumdu, başımıza geldi. Korkarak çıktığımız penaltı atışlarında bu ligin gol kralı Metin, takımımızın en golcülerinden, gol krallığı adaylarından Emre, yine golcülerimizden Anıl üç penaltıyı gole çeviremeyince, kaderimize razı olarak Ankara’dan dönmek, play oflara veda etmek zorunda kaldık.
Dedim ya iyi mücadele ettik. İyi olan taraf bizdik. Ancak golcülerimizin o günkü beceriksizliği bu sonu hazırladı.
Ne diyelim, buraya kadarmış, rüya sona erdi.