Toplumda ahlak kavramı üzerine konuşmak gerekirse önce RTÜK’ten başlamak gerektiğini düşünüyorum.
    Türk Sineması ve Televizyonu ahlaksızlığı sanat bellediği günden beri giderek artan bir çirkinliğimiz var. 
    O hastalığın adı küfür, adı çıplaklık, adı ahlaksızlık!
    Geçen akşam televizyonu izlerken iyiden iyiye tiksinti duyduğumu, rahatsız olduğumu anladım.
    Benim gibi rahatsız olan, ailesiyle birlikte televizyon izlemekten utanır duruma gelen,
    Çocuklarının zihinleri ahlaksız görüntüleri kayıt ederken kendisi izlediği çıplaklıktan şehvet değil, utanç duyanlar adına konuşuyorum bu gün.
    Bu gün Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun hiçbir işe yaramadığını düşünenler adına konuşmak istiyorum.
    Ve mümkünse bu konuda hiç susmama gibi bir de düşüncem var.
    Diziler için yorum yaparken iğrenti duyduğumu söylemek istiyorum.
    Henüz çocuk yaştaki kızların giydiği kıyafetten tutun da, müstehcen sahnelerde kullanılmasına kadar ne ararsanız var.
    Kıyafet konusunda eteklerin boyu yakında yok olacak belli…
    Erkek ve kadının bir arada bulunduğu her görüntüde, sahnede mutlaka bir münasebet var.
    Müzik klipleri elinize sağlık…
    Kadın biraz daha zorlasa üzerindeki kıyafeti vantilatörden üfleyen rüzgar alıp götürecek.
    Sahneler loş ışıklı, erkek varsa mekanı belli…
    Adına sanat denilen bu arsızlık, utanmazlık giderek çığırından çıkmaya başladı.
    Türk Sineması son yıllarda ciddi mesafeler kat etti.
    Artık daha kaliteli, elle tutulur filmler yapılıyor.
    Onun da şöyle bir özelliği var, küfürsüz film olmaz abi.
    Türk film yapıyorsa küfür tam ortasına oturmalı…
    Yatak sahnelerini artık saymıyorum bile…
    Görmezden geliyorum bende dizilirdekini görmeyen RTÜK gibi.
    Toplumda ciddi bir ahlaki çöküş yaşanıyor. Bu çöküşün en fazla zarar verdiği kesim de çocuklarımız.
    Körpe beyinler maalesef hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturan televizyonla kirleniyor, şuurundan çıkarılıyor!
    Zaten manevi dünyası hassas bir terazide gelgitler yaşayan Türk toplumu, bu tür programlara daha meyilli oluyor.
    Ben konuya başlarken RTÜK ne iş yapar dedim demesine ama millet ne iş yapar asıl orasını söylemeyi unuttum.
    Tamam, RTÜK denetlemeli,
    Televizyonlardaki ahlaksızlığa izin vermemeli.
    Televizyon ekranlarındaki kurallar sadece program öncesi sadece işaretlerle gösterildiği gibi kalmamalı.
    Ama millet de rahatsız olmalı…
    Mesela RTÜK Başkanını koltuğunda oturtmamalı.
    Rahatsız olmalı o makamları dolduranlar, millet adına utanmalı, görevini yapmalı.
    Hayatımızı yavaş yavaş kirleten, renkli görüntüsünün altındaki karanlığı hayatımıza işleyen televizyon kirliliğine birileri dur demeli.
    Bu gün biz bu durumdan rahatsız oluyorsak, herkes olmalı.
    Bu rahatsızlık daha yüksek sesle dile getirilmeli.
    Dizi diye izlettirilen ahlaksızlık kimsenin evinden içeri girmemeli.
    Kumandası nasıl olsa sende izlemek istemiyorsan kapat diyorsunuzdur şimdi. 
    Gücün yetiyorsa sen kapat.
    Henüz yetişmiş bir çocuğum yok, ama olanlar bilirler.
    Hangi biriniz engel olabiliyorsunuz söyler misiniz?
    Dizilerdeki uçuk, kaçık hayatların rüzgarına kapılmış bir gence kim ne diyebilir?
    Millet susuyor,
    RTÜK görmüyor,
    Çirkinlikler ekranlarda renk renk…
    Bu böyle nereye kadar gider bilemiyorum ama artık yeter, midesi olanlar ses versin…
    Hazmedebiliyor musunuz, hazmedemiyor musunuz?
    Bir hazım problemi yaşıyoruz RTÜK ve millet olarak.