Ramazan ayının bugün 7'inci gününü idrak ediyoruz. Bilmem farkındamısınız ama Ramazan aylarında aile bireyleri birbirlerine olan muhabbetini daha da artırıp, saygı, sevgi ve hoşgörülerini yansıtırlar. Hepsinden önemlisi de yılın 12 ayı içerisinde belki de bir-iki kez ancak sofraya oturup, aynı masada yemek yiyebilen aile fertleri, Ramazan ayı ile birlikte biraraya gelirler, adeta birbirleriyle hasret giderirler.
Aile fertlerinden evin hanımı, en güzel yemekleri yapabilmek için çırpınırken, yüreğini ve sevgisini de katar aşın içerisine. Diğer aile fertlerinden evin erkeği, aldıklarıyla yetinmez daha fazlasını alıp, evine götürmenin hesabını yapar. Sofra başında çorbalar ısınırken toplanan aile fertleri, ezanın okunmasını beklerken, bir yıldır konuşamadıkları konuları da masaya yatırırlar, kısa zaman süreci içerisinde...
Dikkat edin, toplumu oluşturan, toplumun en önemli birimi olan aile Ramazan ayı süresince birbirlerine olan ilgisini, muhabbetini artırır. Belkide hiç akıllarına gelmeyen evlilik yıldönümü, doğum günü gibi özel günler o akşamlarda gündeme gelir, ''Bu sefer kutlayalım'' diye başlanılan sözler, tatil hayalleriyle süslenir. Aslında yine kutlanmayacaktır, yine tatil düşünceleri bir başka zamana sarkıtılacaktır ama yinede konuşulur.
Komşular arasında diyaloglar artar, hoşgörü tavan yapar. Birbiri ile küs olan komşular bile, ''Kokusu sinmiştir'' diyerek, pişirdiği yemekten bir kaşık komşusuna gönderir, ''Nefsi sinmesin!'' düşüncesini ön plana çıkartır.
Farklı bir aydır Ramazan ayı. İnsaları buluştur, konuşturur, dertlerine ortak ettirir. Sohbetler gecenin geç vakitlerine kadar devam eder, gündüz açlıktan, susuzluktan gerilen sinirlerin yerini başka, farklı duygular alır.
O nedenle Ramazan ayı içerisinde amaçsız, birbirlerini ağırlamakla sınırlı iftar yemeklerine karşı çıkmışımdır. ''Birlik, beraberlik'' derken, toplumun en önemli kurumu olan aile kurumunun fertlerinin biraraya gelmesine engel olunması, söylem ile tezat teşkil ettiği  için iftar sofralarının kurulmasına karşı çıkmışımdır.
Bu yüzden de ''Bozok Bereket Kervanı'' uygulamasını anlamlandıramadım. Bir anlam yükleyebilme adına katılımcılarla konuştum, daha çok anlamsızlık ile karşılaştım. ''Kaynaşmadan'' söz edilirken, ayrışımın ön plana çıktığını anladım, anlatımlardan. Kaymakamların, aynı kurum personelinin, üst düzey yöneticilerin, diğerlerinin, siyasetçilerin ayrı masalara kümelenip, birbirlerine ''Kim bunlar?'' diye baktıklarını anlattılar, halka dağıtılan yemeklerin soğuk olmasından dem vurdular.
Cumhuriyet Alanı'nda verilen iftar yemeğine katılanların bir bölümüyle Cumhuriyet Parkı içerisinde karşılaştığım. Anlatılanlarla örtüşür bir durum mevcuttu. Genç kaymakamlar bir tarafta, tecrübeli kaymakamlar bir tarafta, siyasetçiler bir başka tarafta, belediye başkanları, öte yanda kümelenmiş, sohbetten çok gözlemlerini paylaşıyorlardı.
Umarım yanılıyorumdur, amacına uygun iftarlar sofraları kuruluyordur.