Yozgat bir çok güzellikleriyle var olan bir şehir. Ancak birde duyarsızlıklara sessiz kalan bir şehir dersek yanlış olmaz. Bakın giden gidiyor, şehir boşalıyor, biz bize üç beş insanla kalıyoruz yalnızlaşıyoruz, iyice küçülüyoruz. Bu şehrin kaderine kimler ağıt yakacak, bilemeyiz ama bu denli duyarsızlığımıza da doğrusu ‘’Pes’’ diyoruz.
Siyasi ve ekonomik duyarsızlığı bir başka yazımızda gündeme aymak düşüncesiyle bu gün kültürel duyarsızlığımıza dikkat çekeceğiz. Pes dedirtecek bir duyarsızlık !..
Kitapla uğraşan, eser çıkaran yazan çizen dostlarımızın ne denli sıkıntılar çektiklerini biliyoruz. Eserlerini sahiplenmede ve pazarlamada yalnız kaldıklarını da çok iyi biliyoruz bir çok dostumuzun bu manada Yozgat kamuoyuna Yozgat kamuoyuna küskün olduklarını da biliyoruz.
Geçen hafta köşemde mektubuna yer verdiğimiz İstanbul’da ikamet eden bir yazar, şair hemşerimiz var. oldukça çalışkan beyefendi bir dostumuz kendisi. Eğitim camiasından kitap dostu, kültür aşığı bir kardeşimiz. Beni telefonla aradı; ‘’Ahmetciğim bizim şehrin insanları yöneticileri bu kadar mı duyarsız?..’’ demişti. Konuyu anlatmasını rica ettim o da anlattı.
Anlattıklarından önce isterseniz size bu dostumuzu tanıtalım. Hemşerimiz Yusuf Dursun 1949 Yozgat Musabeyli köyü doğumlu. 1968’de Yozgat Öğretmen Okulundan mezun olmuş, 1971’de Erzurum Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirmiş, uzun yıllar eğitime hizmet ettikten sonra da 1996 yılında emekliye ayrılmıştır. Ancak bir köşeye çekilme yerine eğitim ordusundaki görevine devam etmek üzere İstanbul’da özel bir okulda çalışmaya başlamış, kalemiyle de insanlara hizmetini sürdürmekte. Bu hemşerimizin yayınlanmış 10 şiir kitabı, 5 masal kitabı, 2 hikaye kitabı 2’de romanı bulunmaktadır. İstanbul Nar yayınlarıyla birlikte çalışan Yusuf dursun kardeşimiz yayın dünyasında edebiyat alanında bizleri en iyi şekilde temsil eden yüz akımız konumundadır. Çalışkan, gayretli, kitap dostu beyefendi bir arkadaşımızdır. Biz onunla hep övünür kendisiyle gurur duyarız.
Peki konu ne diyeceksiniz? Bize ‘’Pes’’ dedirtecek konu nedir?.. Beni telefonla aramıştı ya utana sıkılı, mahcup bir eda ile ‘’Ahteciğim bizim yöneticilerimiz, eğitimcilerimiz, kitaba, yazara, yazarına bu kadar mı duyarsız?..’’ diyordu…
Yayınlanmış eserlerinden birer paket yaptırmış posta masraflarını da kendi karşılayarak hazırladığı bu paketleri kendi vatanına ulaştırmak üzere postaya vermiş. İfadesine göre yöneticilere, kaymakamlıklara, eğitim camiasındaki müdürlere, belediye başkanlarına ayrı ayrı yollamış, pazarlama, satış ve para talebinde de bulunmamış. Yani bilgilendirme anlamında kurumlara hediye olarak takdim etmiş!..
Eeee!.. Ne var bunda diyeceksiniz? Hoca, sana ‘’Pes’’ dedirten ne var bunda? Ne si şu hiçbir Müdür, yönetici ve Başkan, arayıp ta ‘’Hemşerim toprağım, sağ ol, kitaplarını aldık, teşekkür ederiz…’’ dedemişler… İşte bir yazarı, eser sahibini kahreden bir tablo? Devletin telefonundan bile aramamışlar.
Hatırlar mısınız Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bir kampanya başlatmıştı ‘’Okuma Seferberliği’’ kitap ve okuma adına yapılan ciddi bir projeydi. Sanırım şimdilerde rafa kaldırılmış olmalı ama 10 yılı kapsayan bir projeydi bu.
Bir ilin kültür sanatı, yazarı ve edebiyatının sahipsizliğine bir örnek yetmez mi sizce? Ne derseniz Zülf-ü yare dokunacak biliyorum, amma, deli gönül işte neler umuyor neler? Yozgat Sevdası kitabımız çıktığında nereleri dolaşmadık ki? Sonuç mu? Sonuç deppoda küflenmeyi bekliyor. Yusuf Hocam!..
Masal kitaplarım çıktığında da tüm okulları eğitim camiasını dolaşmıştım, aldığım cevapları sana anlatırım bir ara zira Zülf-ü Yare dokunmaktan biz utanır hale geldik. ‘’İnternet çıktı kitabın hükmü bitti’’ diyen yöneticiler de gördük biz.
Evet konu birilerine göre önemsiz gibi görülebilir ama biz önemsiyoruz. Yazarına, sanatçısına, edebiyatçısına, ressamına, sanatkarına değer vermeyen bir toplum kendisini ve kültürünü geleceğe taşıyamaz. Biz konuyu önemsiyor ve bu duyarsızlığı esefle karşıladığımızı ifade ediyoruz.