Dün başladım yazmaya, bugün kaldığım yerden devam edeyim, Yozgat'ın kent içerisindeki trafik ve park sorununa...
Bir çok insan karşılaşmıştır, karşıdan karşıya geçerken ahesli ahesli gelen aracın birden hız yapması olayına.
Geçtiğimiz günlerde, akşam işyerinden çıktım, saat kulesi bölgesine geldim, Halk Bankası'nın önünden karşıya geçmek üzere yaya kaldırımdan aşağıya inmeden önce yukarıya doğru kafamı çevirdim, hal girişinin bulunduğu kesimden bir araç ağır ağır ilerliyor. ''Karşıya geçebilirim'' umudu ile yaya kaldırımdan inmemle, aracın gaza basıp yanıma geldiğini farkedince, ani bir reflekse yaya kaldırımda kendimi buldum.
Bir süre sonra karşıya geçip, oradan da ekmek almak üzere tekrar karşıya geçme ihtiyacı doğdu. Lise Caddesi istikametine baktım, ufukta bir araç göründü, bekledim, bir önceki hareketimle edindiğim tecrübeyle. Araç, hiç istifini bozmadan geldi, tam önünde durdu. Arkasından dolaşıp, birinci etabı tamamladım.
İkinci etap biraz daha engelli koşuya benziyordu. Saat Kulesi'nden dönüş yapıp, Lise Caddesi'ne gidecek araçların yanında Ana Yol istikametinden gelip, dönüş yapacak araçları kontrol edip, trafik rahatladıktan sonra geçiş yapmak durumunda kaldığımdan bekledim.
Saat Kulesi bölgesi'nden gelen araç durdu, yol verdi, benimle birlikte bekleyen diğer yayalara. Tam karşıya geçmeden, yol veren araç hareket etti, yanından dört yol istikametinden gelen araçtan kendimi zor kurtarıp, fırının önüne çıkabildim. Sonra bu aracın arkasından bir süre bakındım.
Sonra kendi kendime düşündüm, ''Bu aracın altında kalsaydım, bir şey olsaydı ne olurdu!'' diyerek. Sonra irkilip, ''Allah göstermesin, herkes bana gülerdi!'' diye de ekledim.
Bahse konu araç sanırım 70 model falan. Araç kültürüm zayıf olduğundan, model vermek yerine tarif etmek daha kolay geliyor. O nedenle, eski bir model Renault marka bir araç. Her tarafı dökülüyor, pastan kabortasının rengi bile meçhule karışmış.
Düşününün bir kere, böyle bir otomobilin altında kaldığınızı!..
Gören ve duyanlar insana güler, şahsen ben olsam gülerim. Çünkü, bu tip bir aracın trafikte ne yapacağını bilemezsiniz, tahmin bile edemezsiniz. Ne yaptığını, ne yapacağını bilmediğiniz bir aracı gördüğünüzde gerekli tedbiri alıp, yola kendinizi bırakmazsınız. Eğer bırakır da bir kazaya kurban giderseniz, insanlar buna güler, ''Ne kadar aptal bir adammış!'' diye...
Yozgat'ta trafik akışı böyle...
Böyle bir akış içerisinde araçların park ediliş biçimlerini de siz düşünün, isterseniz...
İki aracın park yapabileceği alana tek aracın parkedilmiş olması sonucunda, park yeri bulamayıp, yol ortasına bırakılan araçları artık normal karşılıyorum. Yan yana iki sıra halinde park yapan araçları da anlıyorum ama üçüncü sırada kendisine yer bulup, sonra da ''İki dakika abi!'' diyerek, yarım saat sizi bekleten sürücüleri ise hiç anlamıyorum, vesselam...