Bahsini ettiğim okul Köseoğlu Mahallesi’nde bulunan ve Yozgat’ın tanınmış ailelerinden Gülaylar’ın hayır amaçlı inşa ettirmiş olduğu Gülaylar İlkokulu. Söz konusu okul yazının başında da tarif ettiğim gibi Adliye Sarayı’nın yanı, Özel İdare’nin üzerinde yer alan küçük bir ilkokul. Okullarımızda ikinci dönemin başlaması münasebetiyle bu okulda düzenlenen süt dağıtım kampanyasını takip etmek üzere okula gittim. Okulda yapılan süt dağıtımı programı sırasında sınıflar, okul koridorları ve okul bahçesindeki büyük değişiklikler dikkatimi çekti. Büyük olduğunu nereden anladın diyecek olursanız okulun eski halini de çok iyi bildiğimden dolayı aradaki farkı hemen kavrayabildim. Okul Müdürü Orhan Çağlıyan okulda yapmış olduğu çalışmaları ve okulun eski durumunu bizlere anlatmaya çalışırken kendisine okul hakkında eski müdür Yücel Gücüyener döneminden itibaren bilgi sahibi olduğumu iletince “Bu durumda size açıklama yapmama bile gerek yok ve beni en iyi siz anladınız sanırım” şeklinde yanıt verdi Orhan hoca.
 Hakikaten de okulda muazzam bir değişim gördüm bunların hemen hemen tamamına yakınını gerçekleştiren, emek veren ve bu günkü konumuna getiren şüphesiz ki okul müdürü Orhan Ergün Çağlıyan’dan başkası değil.

Orhan hoca o benim hatırladığım klasik sınıfları değiştirerek sınıflarda küçülmeye gitmiş ve bir sınıfın arasına duvar örerek iki sınıf oluşturmuş böylece öğrencilerin kolej havasında eğitim almalarını sağlamış. Merkezde bulunan kalabalık okullarımıza göre avantajlı olan bu okulun öğrenci azlığını da iyi hesaplayan Orhan hoca sınıflarda bilindik peş peşe dizili sıra sistemi yerine kümeleşmeyi seçmiş ve her öğrenci dörder beşer gruplar halinde ders yaparak öğretmen dinliyor.
Öğretmenler ise böyle bir sınıfta bütün öğrencilerine hakim olarak ders anlatıyor, her öğrencinin düşüncesini, psikoloji ve ruh halini kolayca gözlemleyebiliyor. Bunun dışında zaten devletin faaliyete geçirdiği akıllı tahta, projeksiyon ve bilgisayar gibi donanımlar sınıflarda mevcut.

Altmış öğrenci kapasitesiyle eğitim ve öğretim vermeye çabalayan bu okulun kapasitesi şu anda yaklaşık iki yüz öğrenciye dayanmış. Mahalle sakinlerinin dahi çocuklarını yollamak istemediği bu okulumuz başarılı, çalışkan ve mesleğine sevdalı Okul Müdürü Orhan Çağlıyan sayesinde harıl harıl öğrenci kaydetmeye başlamış. Öyle ki okulun yanı başında bulunan adliye personeli, hakim ve savcıların çocukları, hatta Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi personelinin bile bir kısmı çocuklarını bu okula kaydettirerek eğitim ve öğretim almalarını istemiş. Tüm bunların yanında benim bildiğim her an yıkılmaya yüz tutmuş okul duvarları yenilenmiş. Olası uçma durumunda altında bir öğrenci kaldığında kimsenin sorumluluk almayacağı aşikar.

 Orhan hoca bunları düşünerek sırf kendi kurumuyla değil, destek ve yardım alabileceği bütün kurumlarla irtibata geçerek okulun duvarlarının onarımını sağlamış. Okula taktırdığı kamera sistemiyle öğrencilerini her an odasında takip ediyor ve okulun bir nevi güvenlik görevlisi Orhan hoca. Bunun dışında öğrenciye yasak olan ve içerisinde çardak bulunan daha önce öğretmenlerin kullandığı, semaver yaptığı, çay içtiği ve muhabbet ettiği alan olan çimlerden ve ağaçlardan oluşan bahçe de tamamıyla öğrenci kullanımına açılmış. Bu sayede öğrenciler çimenler üzerinde ve ağaçlar altında teneffüslerini değerlendirebiliyorlar.
Sözün özü bazı okullarımızda velileri bile azarlayan okul müdürleri görmekteyken bu denli kendisini işine adamış ve kurumuna emek sarf etmiş eğitimciler görünce insan heyecanlanıyor, Yozgat’ın göçünü, eğitimdeki geriliğini böyle öğretmenler olsa önleriz diyorsunuz. İnşallah ilimizde Orhan hoca gibi eğitimcilerin sayısı artar ve umarım hantal bürokrasiden yana olan ve nemelazımcı düşünceyle hareket eden bürokratlar Orhan hocanın şevk ve azmini kırmazlar oda başarılı çalışmalarına devam eder.