Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu  önemli açıklamalarda bulundu. Yalçın Topçu, Reina'da meydana gelen hain terör saldırısı için, "Ben öncelikle orada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu saldırı aslında oradaki insanların şahsında Türkiye devletine ve milletine yapılmıştır. Bu terör baronları Ankara'ya diz çöktürmek için yaklaşık 2 buçuk yıldır çeşitli tezgâhlarla Türkiye'yi meşgul ediyor. 
Nedeni de milli iradenin kahir ekseriyetini arkasına almış bir lider var, dik duruyor, medeniyet coğrafyasına sahip çıkıyor ve netice itibariyle parmakla yönetilemiyor. İtiraz ediyor, sorguluyor, "Dünya 5'ten büyüktür" diyor. Kalkıyor birisine diyor ki sen "Çocukları öldürmeyi iyi bilirsin". Mısır'a sahip çıkıyor. Libya'ya sahip çıkıyor. Mağdurun ve mazlumun yanındayım diyor."
Şimdi bütün bunlar küresel güçlerin öfkesini kabartıyor. Bizim coğrafyamızda yeni bir harita çizecekler, masaya oturmuşlar ama bir bakıyorsun ki: Türk Silahlı Kuvvetleri başkomutanın emriyle El Bab'a kadar gelmiş. Şimdi ne yapacaklar işte Ankara'ya çökertmeye çalışacaklar. 
Bakın bütün eşkıyalarını harekete geçirdiler. Meşgul olduğumuz hiçbir terör örgütü yerli değil. Düğmeye bastırarak istediklerini yaptırıyorlar. Reina saldırısı ile ilgili çok net bir şey söylüyorum; mescitle Reina saldırısı elin adamı için aynı şey. O hedefine ulaşmaya çalışıyor. Aslında Cumhuriyet kurulduğundan bu tarafa kaşımaya başladılar.
Sağcı-solcu, alevi-sünni, Kürt-Türk, laik-antilaik, şimdi de güya hayat farklılıklarımızı, hayat tarzlarımızdaki farklılıklar üzerinden yürümeye çalışıyorlar. Ama bir türlü şunu anlayamadılar, biz Tanrı Dağından indikten sonra bu Malazgirt'e gelince Mezepotamya'nın, Hicaz'ın, Balkanların, Afrika'nın çocuklarıyla öylesine bir kaynaşmışız ki Anadolu ebrusu olmuşuz. 
Bizim bir ilahi kaderimiz var ve bu ilahi kaderi ancak yazan bozar. Onun için görüldüğü gibi daha çok birbirimize perçinleniyoruz. Bir acı yaşıyoruz ama moralimiz yüksek. Bu acılar bizi bir birimize daha çok yakınlaştırıyor. Bu idrakla hareket eden bir Ankara var ve bunu tüm dünyaya anlatıyor. 
Reina'da esas altını çizmem gereken şu; stratejik ortak olduğumuz ülkeler bu faciayı kınadılar. Bunu çok önemsedim. Şimdi bir şey bekliyorum bu kınayan ülkelerin Türkiye'deki elçileri bölücü terör örgütlerinin Meclis'teki sıralarına oturduğu gibi acaba Külliye'ye gelip "Siz haklısınız, biz bu küresel terörle mücadelede Türkiye'nin yanında olamadık, sizin FETÖ terör örgütü başınızı besliyoruz, Kırmızı bültenle aranan PKK'lıları hala size teslim etmiyoruz, biz şimdi küresel terörü anladık. Ay yıldızla beraber mücadele edeceğiz, biz yanınızdayız" diyecekler mi? Bunu bekliyorum. Yani o kınamaların bir neticesi olmalı. 
Onlara şunu söylüyorum. Sanıyorlarsa istedikleri haritayı belirleyecekler bizi de terörle diz çöktüreceklerine inanıyorlarsa yanılıyorlar. Ankara ne kadar güvenliyse Washington o kadar güvenlidir. Paris o kadar güvenlidir. Madrid o kadar güvenlidir. Berlin o kadar güvenlidir. Neticede maşayla çok oynarsan kendi elini de bir gün yakarsın. Benim onlara tavsiyem Çanakkale'yi açsın tekrar okusunlar. Sakarya'yı, Dumlupınar'ı tekrar okusunlar.  Hiç bir şeyi beceremiyorlarsa 15 Temmuz'un videolarını tekrar tekrar izlesinler.       
Sahalarda terör örgütlerinin kullandığı malzemelere baktığımız zaman ne yazık ki stratejik ortak olarak bildiğimiz ülkelerin silahları, teknik donanımlarına bakıyorsunuz onların bunu üretmeleri imkansız, özel savaşın gereklerini yerine getirecek kapasitede alet edevata sahipler. 
Elle tutulur somut deliller olduğu için zaten diyoruz ki ne yazık ki Avrupa Birliği ülkeleri ve müttefikimiz ABD'nin ilgili yerleri bu terör örgütlerinin arkasında. Biz açık ve net söylüyoruz biz öyle bir milletiz ki öleceksek de adam gibi ölürüz. Bizi o eşkıyalarıyla terbiye edemeyecekler. Bizim bugün geldiğimiz noktada ülke olarak yaşadıklarımızı başkası yaşasa ekonomik olarak yerle bir olurdu. Şimdi bize bir takım ekonomik dayatmalarda bulunmaya çalışıyorlar. Onlar da havasını alacak.