Ön yargılar…
Ön yargılar, peşin hükümler ve kendini beğenmişlik duygusu maalesef çağımızın önlenemeyen hastalıklarındandır.
Camilerde vaizler, hastanelerde doktor ve sağlıkçılar, okullarda öğretmenler, eğitimciler henüz bu hastalığı iyileştirecek reçeteyi bulamadılar.
Ön yargı ve peşin hükümler ‘muhabbet’ dediğimiz güzel bir kavramın daima karşısında durur.
Muhabbeti engeller.
Dozajı artarsa saygı ve sevgiyi bitirir.
Çok ileri gidilirse şayet saygı ortada kalmaz.
Kendini beğenmişlik hastalığına kapılanlara ders verme gereksinimi ortaya çıkar.
Aslında kendini beğenmişe ders verme gereksinimi duymak da bana göre gereksizdir.
Ayrıca bir zaman kaybıdır.
Ön yargıyla ilgili önceki gün çok güzel bir öykü dinledim.
Öykü dersem de yanlış olur.
Hayatın içinden yaşanmış bir olaydı bu.
Cumhuriyet Alanı’ndaki fuarda denetimli serbestlikten faydalanan hükümlülerde çalışmaktaymış.
Bilmiyordum.
Bu arkadaşlar garsonluk yapıyorlardı orada.
Yan masada oturan ve dış görünüş itibariyle eğitimli ve kültürlü insanlar gibi gözüken topluluktan birisi birden ön yargıyla masa silen garsona: “İyi de mesela katil adama nasıl güvenip burada çalıştırıyorlar?” sorusunu yöneltti.
Garson hükümlü ise cinayet işlemekten dolayı hüküm giydiğini söyledi.
Yaklaşık 10 yıldan fazla bir süredir ceza ve infaz kurumunda yattığını belirtti.
Akabinde ‘katil’ tabirine gücendiğini ve kızdığını uygun bir dille dile getirdi.
Sonrada ibretlik ve bir kenara not edilmesi gereken bir cevap verdi.
Dedi ki: 
“Abi o zaman sana göre bende katilim. Çünkü bende cinayetten hükümlüyüm. Bir yıldan az bir zamanım kaldı tahliyeme. Şu anda açık ceza ve infaz kurumundayım şartlarım uygun olduğu için. Yine şu anda da burada görevliyim. Sana şunu söyleyeyim, her an sende bizim gibi katil olabilirsin. Nasıl diye soracak olursan, mesela bir akşam hasta evladını acile yetiştireyim derken, gece saat 22.30’da bir yaya aracınla çarpabilirsin. Çarptığın yaya ölür ve sende tıpkı bizim gibi katil olursun.”
Sözün bittiği yerdir.
Sükutun kıymetinin anlaşıldığı yerdir.
Ön yargı ve kendini beğenmişlik kulelerinin yıkıldığı yerdir.
Madem sözün bittiği yer dedik, madem sükutun kıymetine vurgu yaptık, o zaman bizde susalım ve burada noktalayalım.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Hep yazmakla övünen, okumakla övünemeyen yazar, şair ve araştırmacıları. 
*İlçesini ziyaret eden Yozgatlı müsteşarı.