EĞİTİM çağındaki çocuklarla sohbet ederken, üniversiteyi bitirmiş, iş hayatına atılan insanlarla konuşurken, 'oku ama bilme, öğrenme!' anlayışı ile yetiştirilmişler gibi bir hisse kapılıyorum. Araştırmacı Yazar Osman Karaca, bugün Prof. Dr. Mustafa Böyükata tarafından yürütülen çalışmaları mercek altına aldığı yazısındaki bir gözlemi, bu düşüncemi destekler nitelikte. Karaca'nın yazısında irdelenmesi gereken birden fazla konu var. Sonraya kalsın onlar...
Köy okulunda gerçekleştirilen etkinlikte öğrencilerin 'ben okumayacağım çiftçi olacağım' diyen kimsenin çıkmadığından söz ediyor, Karaca. Doğru. Bugün ister kırsalda olsun ister şehirde olsun herkes üniversiteyi bitirip, kapağı bir yerlere atabilmenin mücadelesini veriyor. Bu mücadele kapsamında bir zamanlar 'Özel Dershaneler' mısır patlağı gibi her yanı kaplamıştı. Okumak, üniversiteyi bitirmek, bir makam sahibi olmak, bir meslek sahibi olunmasına engel teşkil etmeye başladığı dönemden itibaren, bu ülkede 'üretim, emek, alın teri' gibi kavramlar yok olmaya başladı...
Köylerde eğitim çalışmasını sürdüren Prof. Dr. Mustafa Böyükata, bu çalışmayı takip eden  araştırmacı/yazar Osman Karaca ve daha niceleri, kariyerlerinin dışında farklı meslek sahibi oldukları gibi  doğup, büyüdükleri bu toprakların vazgeçilmezi olan tarımı, hayvancılığı da icra edebilecek kadar bilgiye, beceriye sahiptir. Bu saydığım isimlerle birlikte belki onlardan bir sonraki kuşak aynı bilgi ve beceriye sahip olarak kendilerini yetiştirdikleri için, 'tok' gezmeseler bile, 'aç' kalmıyorlar...
Bugün Yozgat'ta 'okuyacaksan çapayı bırak!' anlayışı nedeniyle tarım, 'ödevini yap' anlayışı ile çırak bulamayan meslekler birbiri ardına tarih olmaktadır...