Bir Yozgatlı olarak şunu çok iyi anlamak zorundayız…
    Bu memleketin kaderi ne fabrikaların, ne yatırımların, ne de teşviklerin elinde.
    Bu memleketin kaderi, olmazsa olması öğrenci!
    Öğrencisiz bir Yozgat düşünenler yanılırlar…
    Bacasız fabrika mı arıyorsun?
    Kamyon kasasıyla parası olan iş adamına mı ihtiyaç var?
    Devlet yatırımı, teşvik mi derdin?
    Bunlar hikaye..
    En azından şimdilik Yozgat’ın yarasına merhem olacak şeyler değil.
    Bu projeler geleceğe en az 10 yıllık bir geleceğe hitap ediyor.
    Ama öğrenci öyle mi?
    Öğrenci sıcak para demek, ekonominin canlı mikro organizması, kentin esnafına kepenk açtıran müşteri demek.
    Öğrenci velinimet demek, kim ne derse desin!..
    O yüzden Bozok Üniversitesi bu kentin geleceğe açılan kapısı diyoruz ya yıllar yılı…
    O yüzden hayali ömre bedel.
    Örnekleri çok, Erzurum, Eskişehir, Kırıkkale…. Ve dahaları.
    Bunların birçoğunda öğrenci potansiyeli en az kent nüfusunun yarısı kadar.
    Kiminde askeri birlikler de var.
    Şimdilik yeni bir askeri birliğin kurulması mümkün gözükmüyor.
    Mevcut hükümet 500 öğrenci kapasitesi olan Polis Meslek Yüksek Okulu’nun öğrenci kapasitesini iki katına çıkardı.
    Bana göre hali hazırda Yozgat için yapılmış iyiliklerin feriştahı bu gelişme.
    Bira fabrikası gitmiş, isterse 10 tane gitsin…
    Ama öğrenci olsun Yozgat topraklarında.
    Bozok Üniversitesi’nin öğrenci potansiyeli 7-8 binlerde.
    Bu sayının 30 bin, kırk bin olduğunu düşünebiliyor musunuz?
    Bu bir Yozgat demek.
    30 bin sıcak para. Bunların kayıt dönemi, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, yılbaşı tatilleri, ara dönemler…
    Daha sayalım mı? Gösteriler, paneller, eğlenceler, yılsonu kermesleri, mezuniyet törenleri, öğrencinin attığı adım Yozgat’a para demek.
    Bozok Üniversitesi’nde öğrenciler eğitime kısa bir süre ara verdi.
    Yozgat esnafına hemen mikrofon uzattık, son durum nedir öğrenelim dedik.
    Bitik diyor esnaf; memur, işçi bankalara mahkum, asgari ücretli tam takır kuru bakır, yeşil kartlı zaten malum…
    İşadamları kriz vurgunu yememe endişesiyle günü kurtarıyor.
    Parası olan yastık altında sıcağıyla uyuyor.
    Altta kalanın canı çıksın…
    Devlet proje üretiyor muş, hedef 2023’müş yine olsun.
    Elbet bir hedef olacak, olmazsa zaten iş bitmiş demektir.
    Amma velakin yara kanıyor, işte o yaranın üzerine tampon öğrenci!
    Yozgat’ın kanayan yarasına parmak basmak istiyorsak öğrenciye sahip çıkmak velinimet bilmek gerekiyor.
    Öğrenciyi tanımak, öğrenciye göre hareket etmek, mümkünse tam manasıyla sahiplenmek zorundayız.
    Yozgat öğrenciye bu haliyle ne kadar sahip çıkıyor?
    İşte onun yanıtı net; henüz sahiplenmeyi beceremiyoruz.
    Becerememekten ziyade öğrencinin velinimet olduğunu tam manasıyla anlamış değiliz.
    Hala Yozgat’ta esnaflık zihniyetini alırsan al almazsan kapı zihniyetiyle yürütenler var.
    Mesafe kat etmedik mi ettik, ama kaybedecek zamanımız, yani deme yanılma yöntemiyle boşa gidecek tek sanise cepten götürür.
    Soğuk kış gününde bir öğrenci olmayınca esnaf tabiri caizse sinek avlıyor.
    Soba başı muhabbete devam, ay sonu stopaj, Bağ-Kur primi, varsa kira hepsi kafada dert yükü.
    Öğrenci veli nimet ben bunu bilir bunu söylerim.
    Bu şehre fabrika yapacaklarmış yapsınlar.
    Proje, teşvik, yatırım gelecekmiş gelsin…
    Mümkünse her şeyden önce Bozok Üniversitesi’nin öğrenci sayısı artsın.
    Artsın da bu memleket hareket görsün, bereket görsün…
    Görsün ki anlasın öğrencinin veli nimet olduğunu.
BALKONUMDAKİ EKMEK KIRINTISI
    Havalar bu sıra daha soğuk, Allah dışarıda kalanları korusun.
    İnsanı, hayvanı, otu, böceği hepsini...
    Oğlumun neşe kaynağıdır miniler (kuşlar)…
    Biz de bu Pazar kahvaltı sofrasına onları da davet ettik. Karlı balkona serpiştirdiğimiz ekmek kırıntıları minilere kahvaltı oldu.
    Aslına bakarsanız ailecek kış alışkanlığımızdır.
    Ama bu kez minilerin gelişine daha çok sevindik.
    Bunu hatırlatmaya gerek yok biliyorum ama hani hatırınızda kalmamışsa, balkona, cam kenarına konulan ekmek kırıntıları çok mutlu ediyor soğuk kış gününde, insan yüreğinizi de minik misafirlerinizi de…