Hz. Muhammed’den önceki peygamberler bir veya birkaç topluma elçi olarak gönderilmiştir. Hz.Muhammed (sav) ise miladî 610 tarihinden itibaren kıyamete kadar yeryüzüne gelecek bütün insanlara peygamber gönderilmiştir. Bu husus Kur’ân’da açıkça ifade edilmektedir. Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz:
“Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik, fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmez.”(Sebe’, 28)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) insanlığın iyice azıttığı, kötülüğün, zulmün, adaletsizliğin âdeta zirve yaptığı, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, Allah’ın evi olan Kabe’nin dahi yüzlerce putla dolu olduğu bir dönemde dünyaya geldi.
Hz. Muhammed (sav), söz, ibadet, ahlak, eylem ,iş ve davranışlarıyla ümmetine örneklik ve önderlik etmiştir. Şu ayetler bu hususu açıkça ifade etmektedir: “Böylece sizler insanlara birer şahit ; örnek olasınız ve peygamber de size bir şahit ; örnek olsun diye sizi orta ; âdil bir ümmet yaptık.”(Bakara, 143
Peygamberlerin en başta gelen özellik ve görevlerinden biri insanları hakka davet etmektir. Bu görevi yapanlara davetçi anlamında “dâ’î” denir.Kur’ân’da Peygamberimiz de bu nitelikle anılmıştır.“(Ey Peygamber!) Allah’ın izniyle seni kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.”(Ahzab, 46)
Yani, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hem bizzat kendisi, hem getirdiği ilahî vahiy olan Kur’an, hem de tüm hayatı ve mücadelesi bütün bir insanlık için örnek ve rahmet niteliğindedir.
Mekke’ye bakın, o toplumun en zayıf insanları, en çok işkence görenleri, Efendimiz (s.a.v.)’in getirdiği o rahmet mesajları ile dirildiler, Ebû Cehillerin, Ebû Leheblerin karşısında dimdik durabildiler, zulme karşı direnebildiler.
İşte Peygamber Efendimiz bir rahmet peygamberi olarak, zalimin zulmüne dur dediği gibi, o zalimi Allah’ın izniyle merhamet ve muhabbet sahibi de yaptı.
Bu güne anlam verebilmek için “Kim resule itaat ederse, şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur.” ve “(Resulüm) şöyle de; eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” ayetlerindeki emirlere sarılmaktan başka bir çaremiz yoktur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in âlemlere rahmet oluş özelliğini kendi şahsımızda, evlerimizde, yaşadığımız çevrede ve toplumun her kesiminde görmek istiyorsak, onun sünnetine tabi olduğumuzu gösterelim. Yaşantımızı onun ilkeleri ve ahlakı doğrultusunda şekillendirelim.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in önce genel olarak bütün müminlere, sonra özel olarak Allah’ı ve ahret gününü umanlar ile Allah’ı çok zikredenlere örnek olduğunun zikredilmesi, örnek alacakların niteliklerini bildirmeye yöneliktir. Hz.Peygamber iman, ibadet, ahlak ve her türlü söz ve davranışlarında müminlere örnektir.
Bizim olduğumuz yerde ahlak olsun, muhabbet olsun, hürmet olsun ki, Peygamberimiz (s.a.v.)’in âlemlere rahmet oluşunu diğer insanlara da gösterelim. Hayatımızı her yönüyle İslam’a uygun hâle getirdiğimizde Allah’ın, resulü vasıtasıyla âlemlere indirmiş olduğu rahmetinin bizi de kuşatacağını aklımızdan çıkarmayalım. O nasıl ki yaşlıları, çocukları, yoksulları, mazlum ve mağdurları korudu, zulme karşı durdu, adil ve emin oldu ise biz de aynen onun yolunu takip edelim.