BAYRAM tatili sona erdi, dün itibariyle insanlar geldikleri gibi geri döndü. Doğup, büyüdükleri kentlerden, göç ettikleri şehirlere doğru yol alırken, anılar, hoş seda bıraktılar, bir çoğu.
Bir çoğu ise 'Nereden geldik biz, bu Yozgat'a' diyerek, uzun tatilini yarıda kesip, döndü doyduğu şehre. Hoş bir seda bırakamadılar, boş bir anıyı zihinlerine kazıyıp, çocuklarına anlatmak üzere arkalarına bile bakmadan, koşar adım gittiler.
Türkiye'nin ilk milli parkı Yozgat çamlığı. Her alanda 'ilk!' olabilme savaşını veriyor. Gurbete yaşayanlar, anılarını tazelemek, büyüklerinin anlattığı anıların yaşandığı alanları görmek üzere tatil günlerini Yozgat'ta değerlendirmek için geliyorlar, geldiklerine pişman ediliyorlar/pişman oluyorlar...
Çamlıkta belirli alanlar dışında piknik yapmak yasak. Bu yasak sadece vatandaş için geçerli. Sadece piknik yapmak yasak değil, 'yasak' denilen bölgede sırtını çam ağacına yaslayıp, derin bir nefes almak bile sakıncalı. Ama sadece vatandaşa...
Eğer ortada bir yasak var ise, bu herkesi kapsamalı. Valiyi, bürokratı, kurumun amirini, memurunu, bekçisini. Ama yasak denilen alanda 'imtiyazlı' olanlar ateş yapıp, çoluk, çocuk piknik yapabiliyorsa, buna 'yasak' denilmez. Olsa olsa bunun adı 'keyfiyettir', yanlıştır...
Çok uzaktan gelmiş bir aile. Çamlığa çıkmış, piknik alanlarında yer yok. 'Yasak' denilen bölgede çevrili bir alanda ateş yakmış, ormancılar. Onlarda araçlarından inip, soluklanmak istemiş. Görevli 'yasak' demiş. 'Size yasak değil mi?' sorusuna görevli 'Burası Vali beyin bölgesi' yanıtı verilmiş. Aile 'nefes alıyoruz, bir şey yapmıyoruz' demiş. Görevli 'başka yerde alın' karşılığını vermiş. Aile de 'niye geldik biz Yozgat'a' deyip, gitmiş...