Yozgat'ta eğitim seviyesinin düşük olduğunu, seviyeyi yükseltebilmek için neler yapmamız gerektiğini tartışırken, devre giren eğitimde ''444'' sistemi, herşeyin önüne geçti.
Milli Eğitim Müdürlüğü tüm birimleri ile birlikte yeni öğretim yılı için hazırlıklarını sürdürüyor. Bir süre, hatta uzunca bir süre yeni sistemde yaşanılacak sorunları, aksaklıkları tartışacağız.
Yozgat olarak böylesine ''Kısır'' çekişmelere, tartışmalara ayıracak zamanımız var mı? diye sorarsanız, bence yok...
Biz bu tip kısır çekişmeler içerisinde kendimizi bulduğumuzda, başkaları bizleri ''Kuşa'' bakıtıyor. Yeni beklentiler içerisine girmeden, elimizdekini de kaybettiğimiz çok oldu, yine aynısı olmasın istiyoruz ama bakalım...
Eğitimde rakamları bir aşağı iki yukarı getirip, götürmenin bir faydasının olmadığını daha öncede söylemiştim. Sistemin adını ne koyarsanız koyun, eğer sistemde rol alan ve alacak olan aktörler yaptıkları çalışmaları sadece ''İş'' olarak görüp, ''Meslek'' olarak sahip çıkmazlarsa, o zaman başarıya ulaşılması imkansızdır.
Zira ''İş'' olarak görüldüğünde, para karşılığında, geçimi temin için yapılan çalışmaları kapsar. Bugün öğretmensiniz, yarın daha fazla para veya menfaat varsa mütahhit olursunuz. Ama ''Meslek'' bir sanattır. Sanatçı, para kazanmak için mesleğinin dışındaki işlerle uğraşsa da aslını hiç bir zaman ihmal etmez, gereğini yapar.
Bugün eğitim camiasında yaptığı işini ''Meslek'' olarak görenlerin sayısının fazla olduğuna inanmak çok zor. Hele Yozgat gibi küçük illerde bu durum daha da vahim durumdadır.
Yeri gelmişken, bu öğretim yılı sonlarına doğru karşılaştığım bir olay buna tam olarak ''Cuk'' diye oturmaktadır.
Öğrenci sorumlu olduğu tüm derslerinden, biri hariç tamamından 80 civarında puan almış. Tek dersten ise 65 alması halinde ''Teşekkür'' veya ''Takdir'' alacak. Ama 60 puan aldığı için ''Takdir-Teşekkür'' alamıyor.
Böyle bir durumda eğer öğretmen öğrencisinden yarım puanı esirgerse, o öğrenciyi kazanmak yerine sokağa atmış olur. Bunun örnekleri saymakla bitmez, ''Benim çocuğum okuldan soğudu'' diyenlerden geçilmez.
Anlatmaya çalıştığım işte bu. Sistem ne olursa olsun, eğer aktörler bunu benimseyip, uygulama alanında en iyisini yapmak için çaba sarfetmezse o zaman bir anlam ifade ettiz.
Eğitimci, eğitim verdiği çocuğu kazanıp, eğitimine aksatmadan devam etmesi için elinden geleni yapmakla mükelleftir. Çünkü, öğretmenler de ''İnsan sanatçısıdır'', insanları yaş iken eğerler, bükerler, biçimlendirirler.
Eğerken kırarsan, bükerken, çatlatırsan işte o zaman sanatının gereğini yapamıyorsun demektir. Yapamadığın zaman da ''Bu ülkenin halinden'' şikayet etme hakkını yitirmiş olursun.
O nedenle sistemdeki aksaklıkları şeklen değiştirmek bir şey ifade etmiyor, sistemde yeralacakların yeterlilikleri de dikkate alınarak, alana, sahaya sürülmesi gerekir ki, başarı beraberinde gelsin.