Yozgat'ta son dönemlerde giderek artan keyfiyete bir iki köşe yazarı dışında tepki veren yok. Onlarda kendileri söylüyor, kendileri okuyup, sonrasında beklediği yankıyı, tepkiyi göremeyince durumu akışına bırakmaktan başka çaresi kalmıyor.
Bu konuya yeni değil, yıllar yılı hep tepki göstermişimdir, ''Siyasi partilerin temsilcileri, sivil toplum örgütleri özel günlerde alışılagelmiş kutlama mesajı yayınlamak dışında ne yaparlar?'' diye.
Bazen de ''Biz gerçekten çok mu abartıyoruz?'' sorusunu sorarken kendi kendime, ''Bu ilin, bu şehrin temelde bir sorunu yok galiba'' demekten veya ''Biz mi bu şehirde yaşamıyoruz, yoksa sorumluluk alanlar mı bu şehirde yaşamıyor?'' sorularına yanıt aramışımdır. Bu güne kadar da bulduğumu söyleyemediğim gibi, ''Biz söylesek bile siz yazamazsınız, yazamıyorsunuz!'' gibi bir karşı savunma geliştirildiğine şahit olmuşumdur.
Geçtiğimiz günlerde, önümüzdeki dönem içerisinde aktif siyasetin içerisinde olmasını beklediğimiz isimlerden bir isim yanıma yaklaşıp, ''Bugünlerde belediyeden çok fazla destek alıyorsunuz galiba, seçimler yaklaşırken hergün sayfalar dolusu övgüler yağdırıyorsunuz'' dedi.
Durdum, sonra ''Evet'' diyerek söze başlayıp, ''Eleştirilerimizi sıralarken yanımızda duranlarla tokalaşıyoruz, sizler uzak kalınca yanlış anlaşılmışız!'' karşılığını vermek durumunda kaldım.
Yanlışı eleştiriyoruz, bazen eleştri sınırlarını zorladığımız da oluyor. Amacımız, siyaset yapmak, kişilerin ve kurumların şahsiyetlerini yıpratmak değil elbette. Bizler, yanlış olduğunu düşündüğümüz konuları gündeme taşıyıp, kamuoyunun oluşmasını, ortaya farklı fikirlerin atılarak, Yozgat'ın, Yozgat'ta yaşayan insanların menfaatine olan bir noktaya gelinmesini istiyoruz.
''Kendimiz çalıp, kendimiz oynar'' hale geldiğimizden, eleştirdiğimiz, yanlış olduğunu söylemeye çalıştığımız konularda ''Yanıldığımızı'' düşündüğümüz bile oluyor. Toplumun önderliğine soyunan insanlar, özel günlerde ''İnternetten alıntı'' yaparak yayınladıkları kutlama mesajlarına ayırdıkları zaman kadar, gündeme taşınan konulara da zaman ayırmış olsalar, o zaman bu işten en karlı çıkacak olan kesim Yozgat ve Yozgatlılar olacaktır.
Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Hafta sonundan itibaren birbiri ardına bildiriler geliyor. Bu bildirileri birgün toplayıp, aynı gün vermeye kalkmış olsak, gazetenin bütün sayfaları bu bildirilerle dolduğu yetmediği gibi, ek sayfaları da devreye sokmak zorunda kalabileceğimizden emin olabilirsiniz.
Kapalı kapılar ardında Yoz-gat'ın Yozgat'ta yaşayan insanların sorunları konuşuluyor. Yerel yönetimlerin, milletvekillerinin, bakanların, üniversitenin ve diğer kurum, kuruluşların yanlışları dile getiriliyor. Bundan eminim. Ancak, bunların kapalı mekanlarda, eş-dost meclislerinde konuşulup, tartışılması bir anlam ifade etmediği gibi, getirisi de olmuyor. O nedenle kapalı kapılar ardından değil, alanlarda konuşulması gerektiğini düşünüyorum.