Aldık kalemi elimize dedik bismillah, başladık yazmaya. Ne olacak şu memleketin hali diye soruyoruz bir yandan? Mısır patlağı gibi gündem durmadan değişiyor. Aynen Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı gibi “Yaprak Dökümü” gibi yapraklarda birer birer dökülüyor.
Yerleri durmadan değiştirilen Emniyet mensupları, öteki yandan savcı ve hakim atamaları, neler oluyor Allah aşkına ülkemizde son günlerde. İçimizden bir babayiğit çıkıp ta ne zaman dur diyecek bu kötü gidişe.
Benim vatandaşım siyasetle uğraşmıyor artık, benim vatandaşım geçim derdine, aş derdine, iş derdine düşmüştür. Neyi en ucuza alabilirim derdinde evime nasıl helal lokma bir ekmek götürebilirim düşüncesinde birde bizim uğraştığımız şeylere bakın Allah aşkına. Yok cemaat haşhaşilere benziyormuş, yok örgütlermiş, yok vücudu virüs kaplamış hep bunlar dersanelerin kapatılması sonucu tüm bu olaylar meydana gelmiş güya, bunları basından televizyonlardan medyadan duyuyoruz.
Duyuyoruz da elimizden ne geliyor. Vatandaş bir şekilde tepkisini sokaklara çıkarak, ışıklarını açıp kapatarak, akşamları tencere kapaklarına vurarak, veyahut boş ayakkabı kutularını alıp meydanlara çıkarak bu hükümete karşı tepkimizi göstermeliyiz.
Diğer bir yandan soğuktan ölen Ayaz bebekler, odun, kömür yakacak, gıda parası bulamayan aileler daha başını sokacak ev dahi bulamayan benim vatandaşım. Vatandaşımın camı kırık, penceresi, kapısı kırık, virane harap yerde, soğukta tir tir titreyen aileler, neticede soğuktan ölen nice Ayaz bebekler.
Madalyonun diğer yanına baktığımızda mülteciler krallar gibi yaşamaktadırlar şahıs başına devletimiz 200 USD(Amerika Doları) para veriyor. Daha bitmedi bunun yanı sıra yemek ve aş da veriyor. Her vilayetin belediyesinin aşevlerinden her türlü imkanlar sağlanıyor mültecilere. Bunun yanında ülkemizdeki garibanlara baktığımızda hiçbir yardım elinin ulaşmadığını görüyoruz, benim gariban vatandaşımın çocuğu da 200 dolara hasret soğuktan ölüyor, Ayaz bebek gibi .
Sayın başbakanımız yüzde elli halkın desteği arkamda diyor. Geriye kalan benim yüzde elli vatandaşım ne olacak onu da kucaklamayacak mı? Onlara aş, iş,ev varda diğer yüzde ellisine bir şey yok mu. Yoksa geriye kalan yüzde elli vatandaşı sokağa mı atacak. Bir başbakan tüm ülkesini kucaklamalı, böylece gümbür gümbür gelerek çağ atlayan bir Türkiye imajı çizmeli.
Şayet sınıfın yarısı, sınıfını geçecek, sınıfın yarısı sınıfta kaldığı zaman o öğretmen başarısız demektir. O okul başarılı bir eğitim verememiştir demektir. Yüzde elli başarı sağlandığında o öğretmen ve okul başarılı olmuş sayılır zaten. Hasta olan bir insan hastaneye gider doktor yeterli tanıyı koyup teşhis ederse hastalığı iyileştirip ilaç ve hap yazıp şifa ile bakarsa o insan iyileşir şifa bulur. Doktor hastalığı teşhis edemeyerek hastalık büyür ve vücudu sarar o insanın iyileşmesi zor olur. Önemli olan hastalığı teşhis etmek ve hastalığı iyileştirmektir. Şu kış gününde hastalanmamamız dileğiyle kalın sağlıcakla.