Hep böyle dile getiririz “Nerde o eski bayramlar” her geçen bayram bir önceki bayramı aratmakta. Ben ilk okuldayken abilerimiz, amcalarımız gelirler hep bu cümleyi kurarlardı.
“Nerde o eski bayramlar” şimdi biraz daha iyi anlıyorum onları çünkü aynı kelimeyi bende kullanmaya başladım. Eskiden bayramlarda arkadaşlarla köyde oyunlar oynardık. Zaman su gibi akıp geçerdi. Bayramın keyfini doyasıya çıkarırdık. Dedem Sorguna gider bize bayramcalık alırdı. Artık kim hangisini beğenirse hangisi kime olursa onu giyerdik. Eee kolay değil 4 erkek 1 kız vardı bizde en küçüğümüz kız kardeşim onun seçme hakkı yoktu, neyse o.
Orta okul ve Lise zamanlarında bayramın gelmesini iple çekerdik bütün arkadaşlar köyde toplanır, oyunlar oylar oynar akrabalarımızı gezerdik. Bayram Namazından çıkınca doğru mezarlığa, ziyaret eder vefaat etmiş akrabalarımızla bayramlaşır, dualar okur eve gider büyüklerimizle bayramlaşır, kahvaltıdan sonra ver elini köy harmanlarına arkadaşlarla top oynardık. Yorulmak nedir bilmeden akşama kadar top oynardık.
Kurban bayramları çok daha farklı olurdu. Kurban kesimine gider Deme, Babama yardımcı olurdum. Köyde kurban kesmeyenlere pay dağıtırdık 3-5 arkadaş. Pay dağılımı bittikten sonra tekrar döner annelerimizin yaptıkları kavurmaları yer karnımızı doyururduk, akraba ziyaretlerine gider onlarla bayramlaşırdık.
Zaman git gide değişiyor yada biz büyüyoruz geçim derdine düşüp eşi, dostu, akrabayı arayamaz, soramaz oluyoruz. Köyede gidemiyoruz. Arkadaşlarla buluşup hasrette gideremiyoruz. Her biri başka yerlerde, ekmeğinin peşine düşmüş. Sadece telefonda konuşa biliyoruz. O da olmasa birbirimizin sesi dahi duyamayacağız.
Bayramlarımın çoğunu yatarak geçirdim. Haylazlıktanmı dersiniz, sakarlıktanmı, şansızlıktanmı bilemem.
Biz küçükken bayramlar kışa gelirdi. Kar diz boyu olur, arkadaşlarla karın üstünde top oynar, kızak kayardık. Hava buz kessede bize işlemezdi. İlk kazamı kızak kayarken yaşadım arkadaşların kızakla kayarak atladıkları tümseği ayakta kayarak atladım. Kaza işte daha önce çok atlamıştım hiç birşey olmamıştı ama son atlamamda omzumun üstüne yere çakıldım ve omzum çıktı. Hiç bir şey olmamış gibi eve gittim omzum ağrıyor ama evdekilerine birşey diyemiyorum. Ağrımın fazlalaşması ve benzimin değişmesi beni ele verdi. Annem hemen anladı “ne oldu sana betin benzin atmış” dedi. Bende anlattım hemen bizim köyün yakınlarında bir sınıkçı vardı oraya götürdüler. Sardı sarmaladı eve geldik. Çok şükür şimdi hiç birşeyim yok sağlam sınıkçıymış. Bir diğerinde bileğim çıktı, top oynarken fazla yükselmiş olsa gerek bileğimin üzerine düştüm ve çat o halimle bile devam etmeye kalktım ama ağrı fazlalaşınca dayanamayıp eve gittim bizimkiler “yine nereni kırdın” dediler. Artık alışmışlardı benim bayramlarda sağımı solumu kırıp çıkarmama her bayram bir vukaat. En son kazamda ayağım kırıldı bayrama 1 hafta kala 4 ay yattım. O günden sonra Allah'a şükürler olsun bi vukuatım yok. İnşallah bundan sonrada birşey olmaz.
Nerde o eski bayramlar dedim sanki sağımı solumu kırmak ister gibi ama öyle değil. Ne olursa olsun eski bayramların tadı bambaşkaydı. Ben eski bayramları değilde çocukluğumun özlemini çekiyorum. Kim özlemezki çocukluğunu çocukluğunun geçtiği yerleri. Bir çoğumuz benimle aynı fikirdedir. Şimdiki bayramların ne tadı var ne tuzu.
Bence şehirde geçen bayramla köylerdeki bayram arasında çok fark var. Son bir kaç yıldır bayramı burda geçiriyorum. Bu bayramda burda olacağım ama inşallah 1 günde olsa köyüme gideceğim. Akrabaları, eşi, dostu, arkadaşları göreceğim onlarla bayramlaşıp hasret gidereceğim. İnşallah bu bayramınızda çocukluğumuzda geçen bayramlar gibi olması dileğiyle.
Bayramınız Mübarek Kurbanlarınız Kabul Olsun. Hayırlı bayramlar.