Teknolojinin gözünü seveyim, dünü, bugünü, yarını bir tuş ile hemen karşınıza dikiveriyor.
Günün gelişmelerine gözatmak üzere gezintiye çıktığım internet ortamında, karşılaştığım bir yazıyı okuyunca gayriihtiyari ''Ne yaptınız benim şehrime!'' diye, birazda yüksek sesle hayıflandığımı, çevremdekilerin ''Ne oldu!'' uyarısı ile anlayabildim.
Yazı, ''1876 yılında Anadolu seyahatine çıkan İngiliz Burnaby, Yozgat izlenimlerini kaydederken, Yozgat’ın yukarısında oturan Çingene kızlarının bir tür ‘kankan’ dansı gösterisini izlediğini de anlatıyor'' denilerek, başlıyor.
Yazının alındığı eser, ''20. Yüzyıl Başında Osmanlı Kentleri” isimli Denizbank’ın kültür kuruluşu olan “DenizKültür” tarafından yayınlanmış. 1876 yılında Anadolu seyahatine çıkan İngiliz Burnaby’nin Yozgat hakkındaki kayıtlarına dayanılarak, Yozgat tarihine dair ilginç ayrıntılara ''Cam bir lükstü ama Yozgat’ta kullanılıyordu'' denilerek, yer veriliyor. Burnaby’nin, seyahatinde iki katlı, 80 metre boyunda, 30 metre eninde, yontma taştan, pencereleri de camlı bir han yaptıran Vankoviç ile çarşıyı dolaştığını belirttikten sonra, o yıllarda Yozgat’taki binalarda cam kullanılmasının önemi şöyle ifade ediliyor:
“O yıllarda Anadolu kentlerinde pencere camının bir lüks olduğunu hatırlatalım. Çünkü Avrupa’dan ithal edilen tabaka camların, bozuk yollardan, hayvan sırtında veya hayvan koşulu arabalarla nakli olanaksızdı; götürülmeye kalkışıldığında camların pek çoğu tuzla buz oluyordu. Dolayısıyla pencerelerin camlı olması bir lükstü.''
Burnaby, Yozgat'taki gezisi esnasında kentin yukarı kısmında oturan, -bugün büyük ihtimalle Eskipazar Mahallesi Çamlık Altı bölgesinde- Çingene kızlarının bir tür ''Kankan dansı'' gösterisini izlediğini de kaydediliyor.
O tarihi bir gözümüzün önüne getirelim; 1876... Tam tamına 136 yıl önce, yani bir asırdan fazla bir zaman diliminde Yozgat mamur, imarlı, bayındır bir kent. Ticaretin, sanatın merkezi bir kent. Hoşgörünün hakim olduğu bir kent iken, bugüne ne hale geldi, getirildi...
Bundan 8-10 yıl önce dünyayı kasıp kavuran dansın 136 yıl önce Yozgat'ta yapıldığını, bugünkü Yozgat'ı bilenlere söylediğiniz de sadece yüzünüze ''Aptal aptal, anlamsız'' bir şekilde baktıklarına şahit olursunuz.
Türkiye'de zenginliğin simgeleri arasında sayılan cam kullanımının Yozgat'ta 136 yıl önce kullanıldığını söylediğiniz de, ''Ne olmuş ki!'' yanıtı ile karşılaşırsınız, camın önemini, o yıllardaki özelliğini bilmediğinden...
Yozgat'ın eski fotoğraflarına bakıp, Yozgat'ın tarihi gerçekleriyle karşılaşıp, okuduğunuz da içiniz burkuluyor, kalbiniz daralıyor. Yozgat'ın ''Nasıl bir evrim'' yaşadığına tanık oluyorsunuz, üzülüyorsunuz.
Bir zamanlar ''Cam pencereli'' evlerin bulunduğu ender kentlerden birisi olan Yozgat...
136 yıl önce ''Kankan dansının'' yapıldığı, farklı medeniyetlere sahip insanların kardeşçe yaşadığı Yozgat...
Seni, yolu, beli olmayan, kuş konmaz kervan geçmez hale getirenler utansın... 

______________________________________________________________________

MAÇ KRİTİK
Çözüm Geçici,Sorun Daimi

Yozgatspor'un bugünü ve yarını noktasında bugüne kadar birden fazla yazı kaleme alıp, aklımızın yettiği ölçüde bugünü, yarını ve sonrasındaki geleceği konusunda düşüncelerimizi paylaştık.
Geçtiğimiz Cuma günü yapılan toplantıda ''Eşbaşkanlık!'' sistemi ile sorunu çözme noktasına gelindiği izlenimi verilmeye çalışılırken, söylemler sorunu kısa vadede çözmeklı sınırlı olduğunu ortaya koydu.
Yozgatspor'da yaşanılan sorunu ''Başkanlık sorunu'' olarak değerlendirilip, ''Başkan kim olacak?'' sorusuna yanıt aramak, sorunu çözmekten çok, sorunun üzerine kalın bir örtü örtmek anlamına gelmektedir.  Öyle de yapıldı, Nurullah Nurdoğan ve Kenan Yılmaz ''Eşbaşkan'' olarak atandı, sorun çözülmüş gibi bir hava yaratıldı.
Her şey normal gittiğinde sezon sonuna kadar bir sorun yaşanmayacaktır. Sezon kapandığında .yine aynı konu gündeme gelecek, Yimpaş Holding Başkanı Dursun Uyar'ın vereceği ''Talimat'' veya ''Karar'' konusunda bir beklentiye girilecek. Karar verilinceye kadar da beklemeye devam edilecek.
Bu durumda kimin başkan olduğu hiç önemli değil. Kim olursa olsun, yapılanma yapılmadığı süre içerisinde aynı sorunları Yozgatspor yaşayacaktır, iş daha da öteye taşınıp, kısa bir gelecek içerisinde kapısına kilit bile vurulma noktasına gelecek, bu noktada ise kimsenin elinden bir şey gelmeyecektir.
Toplantıda ''Eşbaşkanlık'' anlayışı ilan edildiğinde, kısa ve uzun vadeli bir çalışmanın hayata geçirileceği noktasında umutlanmıştım. Ancak yapılan konuşmaları alt alta, yan yana koyduğumda ''Hele böyle devam etsin, herkesin sesi soluğu kesilsin, sonrasına günü gelince bakarız!'' anlayışının yaygın olduğunu gördüm, üzüldüm.
''Eşbaşkanlık'' sistemi ilan edildiğinde, başkanlardan birisinin Yozgatspor'un geleceği noktasında bir çalışma yaparken, diğer başkanın da takımın kısa vadede yapılması gereken çalışmaları yaparak, lige hazır hale getireceği düşüncesine kapılmışken, Dursun Uyar'ın ''Yaptığımız görüşmelerde Yozgatspor'u sırtlanacak bir başka yapının olmaması nedeniyle Yimpaş uktesinde kalması uygun bulunmuştur!'' açıklaması, durumun öyle olmadığını ortaya koymaya yetti.
Yozgatspor'un sadece birileri tarafından yönetilmesi, yönlendirilmesi, bir kişinin, kuruluşun ukdesinde olmasındaki ısrarlı tavrı anlamakta zorlanıyorum. Üstelik, tek kuruluş ukdesinde kalmasının yarattığı sıkıntıları görüp, yaşanılmasına rağmen neden kimse ''Paylaşımdan'' yana olmak istemiyor?..
Bu sorunun yanıtını bulamıyorum...
Yozgatspor, tek kurumun uktesine girdiğinde geçici bir başarı yaşamıştır. Parlak dönem bitmiş, karanlık döneme girilmiştir. Yozgatspor'un birilerinin, kurumların tek başına uktesinde olması toplumsal mutabakatı getirmez, aksine ''Onların, yapsınlar, harcasınlar!'' anlayışını daha da pekiştirir.
O nedenle paylaşım olmalıdır. Yimpaş da olmalı, diğer şirket ve sivil toplum örgütleri de olmalı.  Bir kişinin karar verip, 9 kişinin imzası ile başkan ataması yapılıp, yönetim belirlenmemeli. Her kesimin içerisinde olduğu bir yapılanma ile kararlar alınıp, Yozgatspor'u başarıya taşımak isteyen veya isteyenlerden yönetim oluşturularak, başkan seçilmelidir. Aksi takdirde mevcut yapı içerisinde bu iş, her daim sorun olacaktır.