Çocukluğumdan beri soyadımla dalga geçenler oldu. Bazen sorun yaptım bazense hiç umursamadım. Benim bir soyadım var güzelmiş değilmiş, kulağa hoş geliyormuş gelmiyormuş çok mu önemli? Kimliği bile olmayan insanlar varken benim bunu sorun yapmam kadar mantıksız bir şey olabilir mi?
Klasik bir örnek olacak belki; adamın gözlerinde hiçbir bozukluk yok ama neden gözlerim renkli değil diye hayıflanıyor. Ya renkli ve bozuk gözlere sahip olsaydı nasıl hissederdi bunu düşünmüyor.
Üzerine giyecek adam akıllı tek kıyafeti olmayan insanlar var ama öyle bir zaman geliyor ki çokta gerekli olmayan bir şeyi alamadığımızda üzülüyoruz. İnsanız, istiyoruz daha fazlasını tamam olabilir ama bunu sorun haline getirdiğimizde hayat ne kadar çekilmez bir hal alır öyle değil mi?
İsmini vermek istemediğim ünlü bir yazarın deneme kitabında öyle öneriler vardı ki güya, hayatımızı renklendirmemiz, mutlu olmamız adına telkin edilmiş… Ama yazar hanım kendisinin kitabını sadece çok zengin insanların okuyamayacak olmasını hesaba katmamış olsa gerek; baştan sona kadar maddiyata dayalı tavsiyelerde bulunuyor. Odanızın duvarlarının rengini belli aralıklarla değiştirin. Her zaman gittiğiniz yerlere gitmeyin tatile çıkma vakti gelmediğinde. Onu alın bunu satın tarzında. Hedef kitle zengin insanlar olabilir ama benim eleştirmek istediğin nokta şu; insanlar sadece maddiyata dayalı şeylerle mi hayatına renk katar, mutlu olur be kardeşim! Yok mu maneviyat denilen bir şey? Bu konuda değerli yazar Muhammed Bozdağ’ı takdir ediyorum. Maneviyatın önemini her kitabında okuyucuya aşılıyor. Mutluluğu maddiyatta arayan nankör insanlar olmamız için beynimizi yıkamıyor. Yazmış olmak için yazmıyor!
Sadece Yüce Yaradan’a değil insanlar birbirlerine karşı da nankörlük yapıyor. İyilikler çok kolay unutuluyor. Nankörlük diye bir şey var ve bunu benimseyen insanlar hiç ama hiç tükenmiyor.
Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de nankörlükle ilgili geçen 33 tane ayet var. Ve ben bazılarını paylaşarak yazıma son vermek istiyorum.
“O halde beni anın, bende sizi anayım. Bana şükredin nankörlük etmeyin.”
“Ve şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırılır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur.”
 “Ve hatırlayın ki Rabbiniz size şöyle bildirmişti: Yüceliğim hakkı için şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”
“O kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. Allah’ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür.”
“Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.”
“Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.”