Türkiye gündeminin en önemli maddesi çözüm süreci. PKK'nın 1984'teki ilk eylemi sonrasında 40 bin insanın öldüğü belirtilen savaş sürecine son vermeyi amaçlayan en kapsamlı adım 2009'da başladı. 2011'de yine çatışmalar yaşandı ancak geçtiğimiz Temmuz ayında çıkarılan "Çözüm Yasası" ile süreç devam ediyor. Hükümetin Öcalan ile görüşüldüğünü açıklaması, Paris'te üç PKK'lı kadının öldürülmesi, Oslo görüşmelerinin sızdırılması, MİT müsteşarının ifadeye çağrılması... Süreç, 2013 Nevruzunda Öcalan'ın Diyarbakır'da okunan mektubu ile yeniden başladı, "akil insanlar" Türkiye'yi dolaştı. 40 kişinin öldüğü Kobani protestoları nedeniyle kesintiye uğrayan "çözüm sürecinde" Öcalan'ın açıkladığı müzakere taslağıyla yeni bir viraj daha dönüldü.
Çözüm Süreci'nde Abdullah Öcalan'ın talimatına rağmen silah bırakma sözünü tutmayan terör örgütü PKK ve siyasi uzantısı HDP, operasyonlar başlayınca, hükümetin süreci bitirdiği propagandasına sarıldı.
Kandil yöneticileri ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile parti temsilcileri Dolmabahçe toplantısında verilen sözlerin tutulmadığını ve yasal düzenlemelerin yapılmadığını ileri sürdü. Ancak Öcalan'ın silah bırakma çağrısı yaptığı 2013 Nevruzu ile sınır ötesi operasyonların yeniden başladığı Temmuz 2015 arasında terör örgütü yöneticilerinin yaptıkları açıklamalar ve bunlara paralel eylemler sürecin nasıl baltalandığını gözler önüne sermiş oldu..
Başta Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak parti yönetimi çözüm sürecinin durduğunu bunun yerine “Milli Birlik ve Kardeşlik Sürecinin” başlatılacağını ilan etmiş oldular. Buzdolabına kaldırılan çözüm süreci yerine” Milli Birlik ve Kardeşlik Sürecinin” devam etmesinden yana olan tutumlarını açıklamaya başlamış oldular.
Çözüm Süreci başarıya ulaşmadığına ve silahlar susmadığına göre “ Milli Birlik ve Kardeşlik Sürecinde başarıya nasıl ulaşılabilir? Bunu değerlendirmek istedik. Öncelikle ifade etmek isteriz ki, HDP ve PKK yı masum Kürk kardeşlerimizden ayrı tutmaya özen göstermek zorundayız. Silahlı eylemleri temel amaç gösteren PKK  ve ona sırtını dayamış gözüken HDP ile Çözüm sürecini yürütmenin mümkün olamayacağını herkes görmüş oldu.
Doğu Bölgemizde yaşayan Kürt Kardeşlerimizi potansiyel suçlu kabul edip onlara tavır konulması yanlış olur. Bölücü Terör örgütlerinden bu masum kardeşlerimizi ayrı değerlendirmek zorundayız. Kardeşliğin birlik ve beraberliğin vurgulanacağı bir politika asıl amacımız olmalı. Bölgede başarıyı sağlamak için Silahlı mücadelede dahil, ekonomik, siyasi ve politik mücadele birlikte yürütülmeli.
PKK ya destek veren dış güçler başta olmak  üzere yerli ve yabancı güçler politik manada ele alınıp bunların bertaraf edilmesi sağlanmalı. Bölücü gruplara destek olan, onlara yardım ve yataklık eden unsurlarla mücadele edilmeli. Bölgede hâkim olan cemaatler, mezhep ve kanaat önderleriyle görüşmeler, toplantılar yapılmalı. Terör örgütünün hedef ve amacı bölge halkına çok iyi anlatılmalı. Bölgenin  geçim kaynağı olan kaçakçılığa karşı ciddi ve kalıcı bir çözüm getirilmeli.
PKK nın ve bölücü gurupların halk üzerindeki baskı ve zulümlerine son verilmeli. Bu mana da devlet silahlı mücadelesine hiç ara vermeden devam etmeli. Bölge halkını temsil etmekten uzak kalan, bölgeye yatırımları engelleyen ve gelişmeye darbe vuran tüm bölücü- silahlı güçler devlet eliyle susturulmalı. Silahlı kuvvetlerimizin operasyonları devam etmeli. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine devlet eliyle birlik ve kardeşlik tohumları ekilmeli. Terörü destekleyen ve besleyen kaynaklar kurutulmalı. Bölücü guruplara yardım ve yataklık edenler deşifre edilmeli, cezalandırılmalı. Bölge halkı adına asla ve asla PKK HDP ve 40 bin insanımızın katili Apo muhatap alınmamalı ve bunlar masum Kürk kardeşlerimize iyi anlatılmalı.