Kış mevsimini hissetmeye başladığımız şu günlerde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması sağlığımızın korunması açısından önem taşımaktadır.
Havaların soğuması ile birlikte kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmekte, gecelerin uzun gündüzlerin kısa olmasından dolayı günlük aktivite azalmaktadır. Gündüzlerin kısa olması güneş ışığından yeterince faydalanmayı önler ve bu durum da ‘mutluluk hormonu’ olarak da bilinen seratonin seviyesinde düşüşe neden olur. Bu düşüş depresyon ve yeme isteğine olan eğilimi arttırabilir. Ayrıca kış aylarında metabolizma hızı düşer. Kış aylarında azalan fiziksel aktivite ve düşen metabolizma hızına karşılık artan yeme isteği ise kilo artışına neden olur. Birçok insan, kalın giysiler içerisinde kilolarını daha rahat saklayabileceklerini düşünerek, sağlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaşırlar. Peki ‘kış’ mevsimine rağmen sağlıklı beslenebilmek için neler yapılmalıdır?
Yaşamın her döneminde olduğu gibi kışın da yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır.
Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması gerekmektedir. Narenciye, lahana, brokoli, ıspanak, tatlı patates, havuç, kabak, karnabahar, maydanoz, portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi antioksidan olan A ve C vitamininden zengin besinlerle bağışıklık sistemi güçlendirilerek soğuk algınlığının süresi kısaltılabilir. 
E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. E vitaminin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.
Kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini gereksiniminin karşılanamamasına neden olmaktadır. Bu nedenle beslenme örüntüsüne balık yağları, yumurta vb. gibi D vitamini kaynakları eklenmelidir. Haftada 2-3 kez balık tüketilmesi önemlidir.
aKilo kontrolünü sağlamak amacıyla; basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmelidir. Ayrıca bu karbonhidratlarla kış aylarında düşen serotonin seviyesi arttırılabilir. Tam tahıllar, kış kabağı, bal kabağı, tatlı patates gibi yüksek kaliteli karbonhidratlar serotonin seviyelerini düzenlemeye yardımcıdır.
Kış aylarında genellikle daha yağlı yiyecekleri tüketmeye olan eğilim artmaktadır. Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı margarin ve tereyağından kaçınılmalı, yoğun yağlı etlerden uzaklaşılmalıdır.
Azalan fiziksel aktivite nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesinde posa içeriği yüksek kuru baklagiller haftada 2-3 kez tüketilmelidir.
aMetabolizmayı hızlandırarak, vücudu ısıtan bazı besin gruplarını diyetimize ekleyerek kış aylarında yavaşlayan vücut çalışma hızını artırabilmek mümkündür. Kırmızı et, balık ve deniz ürünleri, kuru fasulye, nohut gibi kurubaklagiller, ıspanak, maydanoz, pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı besinler, badem, fındık, kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlar, limon ve pul biber, karabiber, zencefil gibi baharatlar, kuru kayısı, kuru üzüm ve yumurta özellikle kış aylarında metabolizma hızını arttıran besinlerdir.
Ayrıca vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak ve vücutta oluşan toksinleri atmak amacıyla her gün en az 2-2.5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler de tercih edilebilir.
İletişim, soru, görüş ve online danışmanlık-zayıflama için mail yoluyla irtibata geçebilirsiniz.