Yanlış hatırlamıyorsam uzunca bir zamandır ne siyasetçi ne bürokrat ne de herhangi bir sivil toplum kuruluşu temsilcisi OSB’nin bam teline basmıyordu.
OSB’den konuşmak bir tarafa yönünü o tarafa dönen dahi yoktu!
Ben bunu biraz da şuna bağlıyorum:
OSB şuan vatandaşın da yöneticinin de gözünde yatırım çöplüğü.
Bölgede yatırım yapan değerli işadamlarını, kurumları tenzih ederim.
Yatırım çöplüğünden kastım şu, hemen izah edeyim.
Burası 1993 yılında ciddi devlet teşviki alarak kurulmuş OSB.
Yozgat’ın ilk OSB’si olması hasebiyle o dönem Yozgatlı’nın üzerine titrediği, umut bağladığı, işsiz insanların hayallerindeki iş kapısıydı!
Bunun bir de Yozgat esnafına, nakliyecisine yansıması var ki, yelpazenin alanı genişledikçe genişliyor.
Devlet teşviki ile kurulan, o dönem ciddi yatırımcı çeken bu bölge zamanla fabrika çöplüğüne döndü.
Yeni kurulan, henüz ayaklarının üzerinde duramayan OSB’ye her gelen yatırımcı ‘yatırım’ yapma, istihdam sağlama niyetinde olmadı.
Bazı sözde yatırımcılar göstermelik fabrika inşaatları ile teşvik kredilerini alıncaya kadar durdular.
Kimileri de fabrikasını belli bir süre işlettikten sonra çekip gitti,
Amiyane bir tabir olacak ama bir kısmı da kaçtı!
Kimi yatırımcı da sadece sırtını devlete yaslayıp, kendi öz sermayesine dokunmadan iş yapmaya kalkınca, OSB’yi yeni yeni tanımaya başlayan Yozgat büyük bir hüsran yaşadı.
Bunun yanında istihdam alanları da oluştu elbette.
Her şey o kadar da kötü olmadı elbette.
OSB’de kurulan, istihdam sağlayan, üretim yapanlar da oldu.
İnsanlar ekmek parası kazanabilecekleri alternatif sektörler bulmaya başladı bura sayesinde.
Esnafa yeni bir müşteri portföyü oluştu.
Öyle ki OSB’nin yansıması 100. Yıl Sanayi Sitesi’ne de oldu,
Şehir merkezindeki markete, manava, kasaba da…
OSB’nin nimetlerini gördük ama dişimizin kovuğunu doldurmadı.
Beklentilerimizi tam manasıyla karşılamaya yetmedi.
Haliyle sözde yatırımcılar yüzünden güven duygumuzu da yitirdik!
Kurulduğu günden bu tarafa tam 18 yıl geçmiş!
Henüz yürümeden, ayağa kalkıp doğrulmadan emeklemeye mahkum edilen bir OSB demek, geri kalmış, umutları kırılmış, heyecanlarını yitirmiş bir Yozgat demek!
Haliyle mazisi karanlık, iç karartıcı bir yerle ilgili herkes konuşmaya cesaret edemez.
Tabi böyle bir yerin sorunlarına el atmak, çözüme kavuşturmak, işlemez durumdaki fabrikaları faal hale getirmeye çalışmak, yatırımcı çekmek her babayiğidin harcı da değil.
Geçen hafta mail adresime gelen OSB konulu yazılı açıklamayı görünce açık söylemem gerekirse hemen okumak istemedim.
Şöyle bir göz gezdirip, müsait bir zamanda iki kez okuyup daha iyi bir değerlendirme yapmanın doğru olacağını düşündüm.
Uzun süredir belki de ciddi manada OSB ile ilgili ilk açıklama TSO Başkanı Metin Özışık tarafından yapılmıştı.
Özışık açıklamasında 2010 yılı sonu itibari ile 24 firma faalken son dönemde 4 firmanın daha OSB’de üretime başladığını,
Bu sayede istihdam oranının bin 400’lerden bin 600’lere ulaştığını,
Yıl sonuna kadar ise firma sayısının 30’ün üzerine çıkacağını müjdeliyordu!
Uzun bir aradan sonra bu tür gelişmelerin olacağını öğrenmek Yozgat adına hakikaten önemli bir adım.
Demek ki uzun süredir yapılan girişimler netice bulmaya başladı.
OSB’yi bir anda cazibe merkezi haline getirmek kolay değil.
Buraya gelen yatırımcıdan daha fazlası düşüyor Yozgatlı’ya…
Kentin yöneticisi, bürokratı, STK’sı gelen yatırımcıyı ne kadar sahiplenirse o kadar yatırım olur.
Yozgat’ın eski valilerinden Amir Çiçek görevi sırasında işadamları ile önemli girişimlerde bulunmuştu.
Hollanda’ya kadar ziyaretler yapılmış, işadamlarının ayaklarına gidilerek Yozgat anlatılmıştı.
O gün atılan adımlara bu gün sahip çıkılmış olmalı ki OSB’de bir hareketlenme var.
Bu gün şehrin valisine ne kadar iş düşüyorsa, TSO Başkanına, Belediye Başkanına, bakkalına, manavına o kadar iş düşüyor.
Fabrikalarda çalışan işçisine de ayrı bir görev düşüyor.
Uzun süredir ilk defa OSB’den bahsedilmesi açık söylemek gerekirse bu kadar umutvar şeyler duymak beni mutlu etti.
TSO Başkanı Metin Özışık bu açıklamayı yaptığına göre yatırımların Yozgat’a kazandırılmasına da emek veriyor, sahipleniyor, en azından takip ediyor.
İnşallah Özışık’ın açıklamalarındaki ifadeler hakikat olur Yozgat OSB’si hayat bulur, emeklemeyi bırakıp yürümeye başlar!
YOZGAT RÜZGARI
Boğazlıyan Meslek Yüksek Okulu sorunlu mu?
Boğzalıyan yeni kurulan bir yüksek okula sahip.
Haliyle sorunları da olacak, sıkıntıları da…
Sorunları dile getirmek, gündeme almak, yüksek sesle telaffuz etmek ne yöneticileri ne de öğrencileri korkutmamalı.
Korkulacak bir durum varsa o da sümenaltı edilen sorunlardır.
Bu gün Bozok Üniversitesi şeffaf, akılcı, objektif olabildiğince tutarlı ve fikirlere saygılı bir yönetime sahip.
En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum.
Boğazlıyan Meslek Yüksek Okulu’nda sorunların gündeme gelmesi, basına yansımasının ardından yapılan ziyaret ve Rektör Prof. Dr. Tamer Uçar’ın yaptığı açıklamalar oldukça dikkate değer.
Uçar, mesaisinin büyük bölümünü makam odasının dışında kampus ve ilçelerdeki yüksek okullar ile inşaat çalışmalarına ayıran bir yönetici.
Keza yönetimini oluşturan akademisyenler de öylesine.
Hal böyle olunca sorundan ziyade bakış açısı önem kazanıyor.
Sorun vardır gündeme gelmesi korkutur,
Sorun vardır gündeme gelse de çözüm bulmaz.
Sorun vardır ses buldukça çözüm üretilir, irdelenir, en iyisi yapılır.
Boğazlıyan’da yöneticileri, öğrencileri ve öğretim görevlilerini yerinde dinleyen Uçar ve ekibinin bu noktada gerekeni yapacağını düşünüyorum.
Boğazlıyan yeni bir okul haliyle sorunları da olacak…
Akdağmadeni Meslek Yüksek Okulu’nda sorun yok mu?
Mevcut binası lise binasını aratır türden.
Sorunlar olacak!
Olmalıda, yeniliğin olduğu yerde her zaman sorun olur.
Önemli olan bakış açısı!
Sorunları dile getirmek, gündeme almak, yüksek sesle telaffuz etmek ne yöneticileri ne de öğrencileri korkutmamalı.
Korkulacak bir durum varsa o da sümenaltı edilen sorunlardır.
Bu gün Bozok Üniversitesi şeffaf, akılcı, objektif olabildiğince tutarlı ve fikirlere saygılı bir yönetime sahip.
En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum.
Boğazlıyan Meslek Yüksek Okulu’nda sorunların gündeme gelmesi, basına yansımasının ardından yapılan ziyaret ve Rektör Prof. Dr. Tamer Uçar’ın yaptığı açıklamalar oldukça dikkate değer.
Uçar, mesaisinin büyük bölümünü makam odasının dışında kampus ve ilçelerdeki yüksek okullar ile inşaat çalışmalarına ayıran bir yönetici.
Keza yönetimini oluşturan akademisyenler de öylesine.
Hal böyle olunca sorundan ziyade bakış açısı önem kazanıyor.
Sorun vardır gündeme gelmesi korkutur,
Sorun vardır gündeme gelse de çözüm bulmaz.
Sorun vardır ses buldukça çözüm üretilir, irdelenir, en iyisi yapılır.
Boğazlıyan’da yöneticileri, öğrencileri ve öğretim görevlilerini yerinde dinleyen Uçar ve ekibinin bu noktada gerekeni yapacağını düşünüyorum.
Boğazlıyan yeni bir okul haliyle sorunları da olacak…
Akdağmadeni Meslek Yüksek Okulu’nda sorun yok mu?
Mevcut binası lise binasını aratır türden.
Sorunlar olacak!
Olmalıda, yeniliğin olduğu yerde her zaman sorun olur.
Önemli olan bakış açısı!