İsrail'in amacı Mescidi Aksa'yı yıkıp yerine Süleyman Mabedini inşa etmek. Şu an Mescidi Aksa'nın yıkılması için tüm hazırlıklar yapılıyor, kutsal mekanın altına kazılan tünellere bomba ve dinamit yerleştiriliyor bir gün gelecek bu bombalar patlatılarak Mescidi Aksa yıkılacak ve İsrail Mescidi Aksa'nın bulunduğu yere Süleyman Mabedini inşa edecek. Bunun için geri sayım başladı. Mescidi Aksa'yı 2020 yılında yıkıp yerine Süleyman Mabedini açmayı planlıyorlar.
İsrail, yıllardır Mescid-i Aksa'nın altında kaldığına inandıkları büyük mabedi ortaya çıkarmak. Bu nedenle Mescid-i Aksa'nın altında yıllardır kazı çalışmaları yapıyorlar. Amaç Mescid-i Aksa'nın yıkılmasını sağlamak bununla birlikte Yahudi mabedini yeniden inşa etmek. Zaten mabedin planları ve maketleri bile uzun süredir hazır. Ama işgalin ilk aşamasında Mescid-i Aksa'yı bölme planı var. Aksa'yı tıpkı El Halil kentindeki Halil İbrahim Cami gibi bölme niyetindeler. Halil İbrahim caminin yarısı sinangogtur, yarısı camidir. Cami olan kısmı da dini bayramlarda Yahudilere tahsis ediliyor. Aynı uygulamayı Mescid-i Aksa'da yapmak için parlamentoya tasarı bile getirdiler. 
Geçen yıl gelen tasarı İsrail Başbakanı Netanyahu tarafından fazla ilgi görmedi çünkü o dönemde İsrail ile Abbas yönetimi arasında barış süreci vardı. Hatta aşırı sağcılar Netanyahu'ya sert tepki göstermişlerdi. Zaten barış sürecinin sona ermesi ardından Gazze saldırılarıyla birlikte tasarının önü de açılmış oldu. İsrail ilk aşamada Mescid-i Aksa'yı bölüp yarısını sinagog olarak kullanmak istiyor ikinci aşamada ise tamamen yok edip yerine kendi mabedlerini inşa etme planları var.
Kudüs ve Filistin davası sadece Filistinlilerin veya Arapların değil bütün Müslümanların davasıdır. Bugün Filistin topraklarında o toprakların bağımsızlığı, Kudüs'ün ve Mescidi Aksa'nın kurtarılması için mücadele eden bir tek kişi olmasa bile Müslümanların yine de bu davaya sahip çıkmaları gerekir. 
Nitekim Salahuddini Eyyubi, Kudüs'ü ve Mescidi Aksa'yı bu inanç ve şuurla haçlılardan kurtarmıştı. Onun haçlı işgalini içine sindirememesi ve o kutsal mekanlar için uykularının kaçması bir Filistinli ya da Arap olmasından değil Müslüman olmasından kaynaklanıyordu. Onun zamanında haçlıların işgali altındaki yerlerde herhangi bir fiili mücadele olmamasına rağmen Salahuddini Eyyubi yine de harekete geçmiş ve işgale son vermişti. Bugün Allah'a şükür o topraklarda bir bağımsızlık mücadelesi var. Ama ne yazık ki, başka yerlerde yaşayan Müslümanlar onların mücadelelerini sahiplenmekten bile çekiniyorlar. Hala birçokları Filistin ve Kudüs meselesine bir Arap meselesi olarak bakıyor. Artık bu düşüncenin değişmesi ve "ben Müslümanım" diyen herkesin o kutsal mekanların bağımsızlığı için sürdürülen mücadeleye destek vermesi gerekir.
İslam bütün peygamberlerin ortak dini olduğuna göre Kudüs'teki eski peygamberlerden kalma eserlerin tümü İslami mirastır. Bu kutsal miras, Kudüs'ün Hz. Muhammed (s.a.s.)'in kurduğu İslam devletinin orduları tarafından fethedilmesinden sonra bir hayli zenginleştirilmiştir. 1517'de Kudüs'ü Memlükler'den alan Osmanlılar da bu şehirde zengin bir İslami miras bırakmışlardır.
Kutsal Kudüs şehri tarihte olduğu gibi günümüzde de Müslümanların bir aynası niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla bu mukaddes şehrin ve o şehrin bağrında barındırdığı kutsal mirasın siyonistlerin işgali altında olmasından bütün Müslümanların rahatsız olması gerekir. İman hassasiyeti taşıyan her Müslüman, Yüce Allah'ın mübarek kıldığını bildirdiği mekanların yeniden İslami kimliğine kavuşmasında kendinin de mutlaka bir sorumluluğunun olduğunu bilmelidir