Kalp atışlarımı, sonrasında nefesimi duyardım.
Göç eden bulutların arkasına gizlenen ay,
Bir de baykuş sesi korkularım olurdu.
Sokağın her köşesinde
Beni bekleyen biri vardı san ki.
Çöp tenekesinden miskince çıkan
Mahallenin kirli kedisi,
Gırtlağından bir çiviyle tutturulmuş
Alayına isyan sokak lambası,
Kendisini de zorla aydınlatma pahasına
İsteksiz saçardı ışıklarını, dar sokağımıza.
Birde dursun dayı vardı,
Sokağın nöbetçi çavuşu.
Köşkü andıran evinin ikinci katında
Bütün sokağın
Gece yat yoklamasını alırdı.
Benim geç gelmelerime
Bir tek o hoşgörülüydü nedense,
Çakardım selamımı,
Ben geldim onun da gönlü olsun diye.
Volta atardık lise yıllarında
3-5 delikanlı, 3-5 güzel kız,
Gerisi yalandı gerisi hikaye.
Teferruat karnelerimizde gizliydi
Bir de öğretmen kanaatleri olmasa,
Gayretli daha fazla çalışması lazım
İsterse olur türünden gönül almalar
4-5 kırıklı karnelerimizden
Babalarımıza hediye ancak o kadar.
Sobanın hararetli yanmasıyla
Odanın sıcaklığı sohbeti açar,
Ardı ardına yenen meyveler, birde kestane
Çocukluk yılları, hüzünlü anılar.
Özlemler yanardı gaz lambalarının ışığında.
İlk renkli televizyona sahip olma duygusu
Çaktırmadan sokağa bakan
Pencere perdesini açmam,
En büyük hediyeydi arkadaşlarıma,
Birde evimizin birinci katta oluşu.
Yerlerdi birbirlerini,
Pencere korkuluklarında.
Dışarıdan görenler pencerede asılı kalma
Oyunu oynuyor sanırdı onları.
Onlar daysa renkli adam görme telaşı.
Soğuğa inat salya sümük koşturmacalar
Sokaklarda misket savaşları,
Lastik ayakkabılara su doldurup
Kurbağa sesi çıkarmak için onca çaba
Kızların ip atlama telaşı uzun eteklerine inat
Ve sonrası ben otuz üç yaşındayım
Dante olmaya az kalmış ömrüm.
Galiba ben eskiyi özledim,
Yalın ayaklığı, yalın bir şiveyle ağlamayı
Ben köyümü özledim…..!
Gidip gelmesem de……………..!