Aslında mevzu derin ama ben yüzeysel anlatacağım.
Zaten bizim muhabbet ortamlarımızda hep konuştuğumuz ve tartıştığımız bir konudur.
Hep çözüm ve çıkış yolu ararız.
Değersizleşen.
Ötekileştirilen.
Umursanmayan.
Bununla da kalmayıp, gericilik olan kültürümüzü ve medeniyetimizi konuşuruz hep.
Üzülürüz geldiğimiz hal ve durumlara.
Medeniyet havzamızdan çıkıp akıbeti belirsiz yerlere doğru aktığımız doğrudur.
Böyle bir ortamda bize ait türkülerde değersizdir, şiirlerde.
Bunlarla ilgili çalışmalar ve projeler üretmek ise gereksizdir.
Dün, bir kurumun yılsonu programına katıldık.
Programın halk oyunları bölümünde, halk oyunları diye sahneye çıkan gençler pavyon havası eşliğinde oyun oynadılar.
Kurumu suçlamak adına yazmıyorum ama geldiğimiz noktayı hatırlatmak istiyorum.
Artık davul ve zurnacıları dahi kapıdan içeri almıyoruz.
Çünkü onların müziği ve müzik aletleri gericiliği temsil ediyor.
Tüm açılış, toplantı, gösteri ve eğlence etkinliklerimizi batı medeniyetine göre icra ediyoruz.
Dediğim gibi bu kimsenin umurunda olmayan bir konudur.
İmam hatip liselerini artırmak dahi bu meseleyi maalesef çözmüyor.
***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Türk Dili Kurultayı’nda konuşmuş.
Orada yaptığı konuşmada önemli mesajlar da vermiş.
Konuşmasının bir bölümünü olduğu gibi aktarıyorum:
“Türkiye, Türk Dili konusunda da geçmişi ile barıştığı, geleceği kucaklamaya hazırlandığı yeni bir dönemin eşiğindedir. Ortaöğretime Osmanlıcayı koymamız önemlidir. Türk Dili'nin konuşulduğu geniş coğrafyada yürüteceğimiz çalışmalarda öncelikle kendi dilimizi geliştirmemize ihtiyacımız var. Bir özentidir gidiyor, kendi dilimizin zenginlikleri varken bu özentilerle hayvanların yarıştırıldığı Avrupa'daki arenaları kalkıp spor salonlarında isim olarak kullanmak pek de kibar değil, şık değil. Bunun üzerinden bazıları bindirecek, bindirsin. Biz doğruları konuşmaya mecburuz.
Ne güzel kıraathanemiz var, burada kitap oku, gazete oku, sohbetle beraber zenginleş. Bildiklerini karşıya sen ver, karşının bildiklerini de sen al. Bunlar yerini kafeteryalara, kulüplere terketti. 'Clup' bu benim değil ki, bütün bu tabelaları sökün, bu senin hakkın, en doğal hakkın. Neyi müsaade edersen onu asmak zorunda”.
Evet, Türkiye’de yapılan statlara arena ismi veriliyor.
Evet, Türkiye’de ve Yozgat’ta araplar dükkan açıyor ve arapça tabela asıyor.
Evet, Yozgat’ta yapılan yeni sitelere ve evlere ‘clup’ veya ‘city’ gibi isimler veriliyor.
Şimdi devletin başı bu tabelaları sökün talimatı veriyor.
Uygulayan çıkar mı?
Bu konuyu ciddiye alan ve önemseyen çıkar mı?
Aslında yukarıda yazdıklarım ile aynı noktaya çıkıyor bu konu da.
Mesele medeniyet meselesi.
Mesele kültür meselesi.
Selametle.
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Halk oyunları diye gençlere oynatılan pavyon havalarını.
*Yozgat’ta sayısı artan yabancı isim ve tabelaları.