Haftalardır Yozgat’ta yayımlanan yerel gazetelerin manşetleri aynı.
Maalesef haftalardır şehit haberlerini manşetlerden veriyoruz.
Yüreğimiz yanıyor, içimiz kavruluyor.
Her zaman memleketimizle ilgili güzel ve sevindirici haberler yapmak istiyoruz.
Her yeni güne bu umut ve anlayışla başlıyoruz.
Birçok güzel ve sevindirici, olumlu haberler kaleme alıyoruz ancak manşete taşımak nasip olmuyor.
***
Yozgat, son günlerde yine bir bir vatana kurban veriyor evlatlarını.
Önce şehadete erdiklerinin haberini paylaşıyoruz kahrolarak.
Sonra dualar ve tekbirlerle son yolculuklarına şahitlik ediyoruz.
İşte son olarak Gaziantep’te tedavi görürken şehadet şerbeti içen Şehit Er Mehmet Ünal…
Bir yürek yangını daha.
Bir gözyaşı.
Bir gururlu ve hüzünlü ayrılık…
***
Bir yandan bu kadar evladımızı şehit verirken, bir yandan yeni evlatlarımız bu göreve ve mertebeye talip oluyorlar.
Bilerek, isteyerek ve arzulayarak.
Dün Yozgat Devlet Hastanesi’nde çok sayıda genç uzman jandarma ve astsubay olabilmek için sağlık raporu almaya çalışıyordu.
Doktor bulamayan doktor arıyor, evrak eksiği olan evrak tamamlıyordu.
Hepsi de bir an evvel bu şerefli üniformaları giyerek, verilecek vazifeye atılmak istiyor.
Belki de tek tesellimiz işte bu ruh ve inanç oluyor.
***
Mesela İleri’nin dünkü manşetinde okudunuz.
Yerköylü şehidimizin babasının o vakur, onurlu, gururlu ve inançlı duruşu hangi düşmanı ürkütmez?
Hangi engelleri aşmaz?
Hangi hainin moralini bozmaz ve umudunu kırmaz?
Siz sanıyor musunuz ki sadece biz ağlıyoruz?
Bizi bölmek ve parçalamak isteyenlerde yüzyıllardır ağlıyor!
***
Yıllardır bizi bölmek ve parçalamak istiyorlar ancak ne hikmetse bir türlü başarılı olamıyorlar.
Her türlü hainlik, sinsilik ve fesatlıkları deniyorlar ancak emellerine nail olamıyorlar.
Üstad’ın ve tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun…
“Mehmedim sevinin başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin eve dönsek de
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir!”