HAFTA sonu bir grup üniversite öğrencisinin ödev araştırmasına denk geldim.
Öğrenciler Sabahattin Ali ile ilgili bir çalışma yapıyorlardı.
Yaptıkları çalışmada Sabahattin Ali’nin Yozgat’ta görev yaptığı 1 yıllık süreyi araştırıyorlar, bilgiler bulmaya çalışıyorlardı.
Bilindiği gibi Sabahattin Ali Yozgat’ta 1927 senesinde Yozgat’ta 1 yıl öğretmenlik yapmış.
Hal böyle olunca öğrencilerin bilgi toplaması hayli güç ve zor oldu.
Konu Sabahattin Ali olunca, sohbet halkasında bulunanlar peş peşe farklı isimler de saymaya başladılar.
Herkes farklı bir değerin adını vermeye başladı.
Herkes farklı bir değerin adını vermeye başladı.
Mesela ben Arif Nihat Asya’nın adını verdim.
Arif Nihat Asya’nın Yozgat’ta öğretmenlik yaptığıyla alakalı bir bilgiye rastlamadım.
Lakin Yozgat ile ilgili yazdığı o güzel şiiri hemen hemen her Yozgatlı bilir.
Arif Nihat Asya’nın da bir şekilde yolu bu güzel memlekete düştü ki, o güzel şiiri yazabildi.
KONUNUN ÖZÜ
Yozgat’ın bu kadar kendi değeri varken, Yozgat ile bir şekilde yolları kesişmiş bu kadar önemli değer varken, bunları neden yeni nesle anlatamayız.
Örneğin Yozgat Lisesi’nin bahçesine bu kıymetlerin büstlerini yaptırsak, biyografilerini yazdırsak, Yozgat ile ilgili bağlantılarından bahsetsek?
Mesela Sabahattin Ali’nin 1927 yılında Yozgat’ta öğretmenlik yaptığını oraya yazsak, öğrencilere hitaben ‘istersen sen de böyle olabilirsin’ hatırlatması yapsak nasıl olur?
Günümüz gençliği kendi değerlerini, memleketinin büyük evlatlarını unuttu, televizyon dizilerindeki hayali kahramanlarla uyuşuyor.
Bunun önünü geçmek lazım.
Bu konuda Bozok Üniversitesi’nin kıymeti akademisyenleri, son zamanlarda önemli ve güzel çalışmalar yapıyorlar.
Kimisi mani, masal derletmek için öğrencileri sahaya sürüyor.
Kimisi Yozgat’ta 1 yıl bulunmuş Sabahattin Ali’nin, Yozgat’taki 1 yıllık hayatının irdelenmesini öğrencilerine vazife olarak veriyor.
Bunlar güzel ve memleketimiz için olumlu çalışmalardır.
Aynı şekilde Yozgat’ın tarihinin yazılması için üniversitede yapılan çalıştayda alınan kararların da uygulanması, devamının gelmesi gerekmektedir.
RUHLARINI İNCİTTİK
Geçen sene, Çanakkale Savaşına katılan ve şehit olan yaklaşık 200 öğretmen ve öğrencinin okulu Yozgat Lisesi’ne şeref madalyası verilmesi için imza kampanyası başlatılmıştı.
Binlerce de imza toplandı.
İmzalar devletin en üst makamındaki yetkililere de ulaştırıldı.
Lakin aradan 1 yıl geçmesine rağmen, madalya konusunda bir gelişme olmadı.
Kimse dönüp de ne istenildiğine, meselenin içeriğine dahi bakmadı.
Düşündüm de imza kampanyası düzenleyerek, o aziz şehitlerin ruhlarını mı incittik acep?
Kimsenin hatırında olmayan, unutulmuş, kimsenin oralı olmadığı bir şeyi gün yüzünü çıkarıldı.
Atalarını sadece televizyon dizilerindeki karakterler sananlara, gerçek atalarının fotoğrafları gösterildi.
Kurdukları futbol takımının fotoğrafını, yüz yıl sonra o okulda okuyan talebelere anlattılar.
Tüm bu çalışmaları bir Yozgatlı Araştırmacı-Yazar Osman Karaca gerçekleştirdi.
Yüzlerce hatta binlerce Yozgatlı da imza kampanyasına destek vermişti.
Lakin başka kimseciklerden bir ses çıkmadı.
Keşke yapmasaydık, keşke gündeme getirmeseydik…
Söz konusu Yozgat olunca ‘ötele gitsin’ mantığı devreye giriyor çünkü.
TAKLİTLER ASLINI YAŞATIR
Klasik bir cümledir lakin kullanma ihtiyacı hissettim.
Birini veya bir şeyi taklit ederken bari tümüyle taklit edin.
İşin göstermelik kısmını, vitrin kısmını iyi taklit ediyorsunuz.
İsterim ki icraat kısmını da bire bir taklit edin.
Hiç değilse hakikaten bir icraatınız, faaliyetiniz olmuş olur.
Haydi selametle.